SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

1915 Süryanilerin Gelecek Umudunu Yok Etti

Sayfo 1915 ve Sonrası Doğu-Batı Süryaniler

1915 Soykırımı Bir İnsanlık Testidir

100.Yıl Önce Katliamlar Nasıl Başlayıp Yayıldı?

Ortadoğu'nun Yeni Kalp Ağrısı Süryaniler

Amele Taburlarında Zulmedilen Süryaniler

Hakkari'de Yeşeren Bir Umut Hikayesi

Bir Hayat Kaç Kez Sıfırlanır?

Noel'in Sessiz Sakinleri: Anadolu Hıristiyanları

Erbil Yüreğimin Acı Çığlığı

Bir Bellek Kanaması

Süryaniler Filmde İlk Defa Kendilerini Oynadılar

Barışın Temsilcisi Yeni Süryani Kadim Patriği

Süryanilerin Bitmeyen Varlık Mücadelesi

Bahe'nin Lal Güncesinden

Adaylığım Süryanilere Güç Kattı

Mardin-Midyat Hattında Bir Yaşam

Süryani Katoliklerin Bina Çıkmazı

3 Dil,1 Ülke..Rojava'da Süryaniler

Kürtlerin Süryanilerle Büyük İmtihanı

Zaz Köyüne Dokunma

76 Yıldır Annesini Manastırda Bekliyor

Sanharib Malki: 15 Yaşına Kadar Sokakta Oynadım

Telkari Sanatı Tarihe Meydan Okuyor

Türkiye'nin Dil Haritası

Askeriyede, Emniyette, Mülkiyede Neden Yokuz

Paket'in Süryanicesi

Süreci Kimse Bilmiyor

Faili Meçhul Cinayetler ve Süryaniler

Bir Ninos Aho Gelip Geçti Mezopotamya'dan

Ermeni Tehciri Haklı, Süryanilere Dikkat

Suriye'den Kaçan Süryaniler Midyat'ta

Süryaniler İçin Seyfo'lar Bitmiyor

Tek Dileğim Var:Köyümün Kilisesinde Dua Edebilmek

''Gittiler'' İsimli Film Projesi

Süryanice Sogdinan Laslibo

Süryanilerin Bitmeyen Çilesi

Hristiyanlar Dönsün Ama Nasıl?

Çalgıcılar Kahvesinden Bir Ud Virtüözüne

Çok Kültürlü Bir Suriye İstiyoruz

5500 Yıl Konuşuldu, Artık Yok Oluyor

Mor Gabriel Metropoliti: Hiçbir Yere Gitmiyoruz

Türkiye Açısından Süryani Toplumu Kayıptır

Süryanilerin En Büyük Sorunu Anadilde Eğitim

Bir Belgeselin Yol Hikayesi

Köyüne Botanik Park Yapmak İstiyor

Temizlendikçe Tarih Fışkırıyor

Osmanlı Bile Topraklar Mor Gabriel'in Demiş

Manastırın O Kayıp Belgeleri

Suriye: Ötekileşmeyen Hıristiyanlar

Süryanilerle Refah ve Demokrasi Gelecek

Azınlık Okullarının Geçmişi ve Sorunları

Süryaniler'den Zarakolu'na Ödül

Herkes İçin Tam Demokrasi İstiyoruz

İşleyen Nasra Şimmeshindi

Iraklıların İstanbul'daki Küçük Bağdat'ı

Kardeşçe, Barış İçinde Yaşamak Mümkün

Süryanilerin Bu Ülkenin Kültürüne Etkileri

Hezeka Rengini Çok Özledim

Süryaniler Vatanı'na Dönüyor

Türkiye'de Azınlık Pozitif Bir Kelime Değil

Bize Reva Görülenler Ayıp

Adaylığım Halkların Kardeşliği Bağlamında Önemli

Bu Diller Neden Kayboluyor?

Mardin Karakabuklarını Kırmalı

Acıları Hissederken Ortaklaşmak

Has Parti'nin Süryani Kurucusu

Sosyonom Amca'nın Vatan Sevgisi

Diyarbakır'da Bir Sadakat Hikayesi

Cudi'nin Eteğinde Bir Köy Vardı

Söyleşi: Gelin Arkadaşlar Yüzleşelim

Diasporada Süryanilerle Buluşma

Toprağa Gömülen Süryani Köyü: Kıllıt

Türkiye'nin Gavurları Avrupa'nın Müslümanları

Bir Kart Koleksiyoneri

Süryaniler Ne İstiyor?

Ulusu Olmayan Bir Milli Takım

Futbolla Geri Dönen Süryani

Komşumu İstiyorum

Mümkün Mü Artık Dönmek?

Sözün Bittiği An

Yolumuz Düştü Turabdin'e

Hep Hasretlerle Yaşadım

Eskikale Değil Kalitmara

Süryanileri Ayağa Kaldıran Arazi Olayı

Mezopotamya'nın Kadim Halkı: Süryaniler

Buşra ve Mahbuba

Diyarbakır'ın Üşüyen Vicdanı

Biz de mi Gidelim?

Midyat Süryani Telkarisi Tehlikede !

Süryanilerin Vefa Duygusu

İstanbul'dan Şam'a İman Yolu

Gavur Mahallesinin Son Üç Ermeni'si

Yarına Bir Harf'ten Fazlası Kalabilsin Diye

Süryani Zanaatkarlar Tarihe mi Karışıyor?

Memleketinin Tanımadığı Aydın

Aile Yedi Diyara Bölündü, Allah Bizi Bir Tuttu

Mezopotamya Bahçesine Bahar Geldi

Herşey Yarına Bir Harf İçin

Manastıra Adanmış Bir Hayat: Bahe

Safran renginde manastır: Deyrulzafaran

Akrebi dost bilen Mızra Dayı

Süryani köyünde zaman

Yolum Düştü Turabdin'e

Bahe ve Manastır

Bir Süryani Köyü: Kıllıt

Bir Tarih Yeniden Canlanıyor

İnsanlık Kokusu Yazı Dizisi

Sareköy'de (GAVAYTO) Süryani Sevinci

Mezopotamya'da Yeniden Açan Güller

Röportaj: Türkiye'de Azınlık Olmak

Süryanilerin Kudüs'ü: Deyrulzafaran

Türkiye Kendi Tarihinden Korkmamalı

Posta Kodu 47500 Mardin/Anıtlı (HAH) Geri Dönüş

Ödül Avcısı Süryani Gazeteci

İsveç’te Süryani Bakan'ın Seçim Heyecanı

Röportaj: Radyodaki Farklı Sesler

Ağacından Ayrı Düşmüşlere

Mezopotamya Bahçesine Bahar Geldi

 
 
Şeyhmus Diken - Kültür Servisi / DİLSİZ SÜRYANİ NASRA ŞAMMASHİNDİ

Dünyanın her yanındaki Hıristiyan toplumu, her yıl mart başında başlayıp nisan sonuna kadar süren “Büyük Perhiz”i yaşar. Büyük Perhiz bir nevi bedeni terbiye etme orucudur. Finali, İsa Mesih’in Yeniden Dirilişi anlamına gelen ve pazar gününe denk düşen Paskalya Bayramı’dır. Paskalyanın kutlandığı Pazar’dan önceki Cuma günü İsa’nın Hıristiyanların tabirince haç’a, yani çarmıx’a asıldığı acı, ıstırap ve yas günüdür.

İşte Mardinli Süryanilerin, tabii yalnız Asurî-Süryanilerin değil, onu tanıma ya da namını duyma şansını yakalayabilmiş her dinden ve her etnisiteden şahsiyetin adeta sevgili “teyze”si olmuş Nasra Şammashindi 92 yaşında Mardin’de hayata gözlerini yumdu.

Böyle bir günde öte yakaya göçmüş olması nedeniyle mezarlıktaki defin sonrası görüşlerine başvurduğum Mardin Kırklar Kilisesi’nin papazı Peder Gabriyel Akyüz şöyle diyordu: “Biz Süryaniler için Paskalya Bayramını kutladığımız sevinç günü olan pazarla ondan önceki cuma gününe denk gelen hüzün ve acı günlerinde Nasra Hanım’ın vefatı aslında hüzünle sevincin birlikte yaşandığı çok farklı ve anlamlı bir gün oldu. Ve değil mi ki, yasla sevinç birbirinin kardeşidir. Bu da Nasra Şımmeshindi’ye nasip oldu.”

Mardin’in upuzun caddesinin Diyarbakırkapı’dan girildiğinde hemen en başındaki sokaklarından birinin girişinde yer alan ünlü Kırklar Kilisesi bir dönem dünya Süryanilerine ruhani merkezlik de yapmış bir mekân. Yine tarihi günlerinden birine tanıklık ediyor(du). Mardin Deyrul Zahfaran ve Diyarbakır Süryani Metropoliti Saliba Aktaş ve Kırklar Kilisesi Papazı Gabriyel Akyüz öte yakaya göçen Nasra Çilli (Şammashindi) için son görevlerini yapmak üzere ayini/töreni yönetiyorlardı. Çok haklı olarak; “Sadece Süryaniler değil, Araplar, Kürtler, Türkler, Ermeniler de burada Nasra Hanım’a son görevlerini yapmak üzere gelmişler” diyorlardı.

Ölene kadar çalıştı

Mıxsi/ Mıksi/ Mıhsi kelimesi Süryanilerde Kudüs Hacısı anlamını taşır. Şammas ya da Şımmes ise kilisede papaza yardımcılık yapandır. Bu sebeple kendisi de bir Mıxsi olan ve kilisede papaz yardımcılığı da yapmış olan Mıxsi İshak Şammashindi’nin üzerine titrediği kızı olarak nüfustaki kaydına göre 1924 yılında dünyaya gelir Nasra. Kim bilebilir ki! Belki de Kudüs’ü görmüş ve inançlı biri olan baba İshak “Nasıralı İsa”dan etkilenerek kızına Nasra adını koymuştur!

Okula göndermez babası üzerine titrediği Nasra’yı. 12 yaşında nişanlarlar. Kendi ifadesiyle nişanlısı onu sever ama o nişanlısını hiç görmediği için sevmeden evlenir. İki yıl nişanlı kalır ve ondördünde de evlenir. Yine kendi ifadesine göre eşi çalışmayı sevmediğinden “tembel biri olduğundan” Nasra hep çalışır. Halı, kilim dokur, babası ve amcasından öğrendiği basma işlemeciliği ve Süryani boyama sanatını öyle bir yapar ki ömrünü tükettiği son elli yıl içinde sanatı dünyanın her yerinde kendi adıyla birlikte hayli ün kazanır.

Mardin coğrafyasında geçmişi 2500 yıl evveline dayanan kalıpla ve kök boyayla tasvirlerden, dini motiflerden yola çıkarak bez üzerine kalıp ve fırçayla yapılan bezemeler, Nasra Teyze’nin namıyla dünyanın her yanındaki kiliselere yollanır.

Melekler, Süryani Metropolitler, İsa ve 12 Havarisi, Matta, Luka, Markos ve Yuhanna İncilleri, İsa’nın doğumu, son yemeği ve ölümü; perdeler, yazmalar üzerinde kadim doğuya ait renkler üzerinden yeniden hayat bulur Nasra Çilli’nin el işinde…

Torunu ve dostum İbrahim Ezilmez “Bizim için otoriter bir anaydı. Aile içinde otoritesi tartışılmazdı. Ama şefkatli ve sevgi doluydu da. Bu da kiliseye olan bağlılığı ve inancından kaynaklanıyordu” diyordu. Diğer torunu Metin ise; “O denli inançlı biriydi ki, İsa’yı hep çok güzel resmederdi, etrafındakileri ise yamuk yumuk çizerdi. Neden böyle çiziyorsun dediğimizde ise, ‘İsa’nın yanındakiler onu çarmıha gerenlerdi, elim gitmiyor onları düzgün çizmeye’ dediğini”aktarıyordu. 

Coğrafya kaderdir

Nasra Teyzeden geriye fotoğraflar ve ürettikleri kaldıPeygamberlerin vatanı, dağı manasını da taşıyan Mardin, Midyat, İdil arasındaki Turabdin kadim coğrafyasından Arjantin’den tutun, Kanada’ya, oradan İsveç ve Amerika’ya kadar yayılan kalabalık ailesinin ziyaretlerinde “buralarda bizlerle kal”diye ısrarlarına, “Mardin dışında yaşayamam, Mardin’den uzak düşersem kendimi mahpus sayarım” sözleri aslında kendisinden asırlar evvel yaşamış filozofun“coğrafya kaderdir” sözlerinin Nasra Şammashindi’nin şahsında simgeleşmiş haliydi.

Her yıl kendi üzüm bağlarının bağbozumunda kendi üzüm sularından pekmezlerini, kırmızı şaraplarını yapan bir gelenekten geliyor Süyaniler. “Bu geleneği gerçekleştiremediğimiz yıl bize uğursuzluk getirir” sözü yıllarca büyüklerince hep dillendirilmiş…

Bu sebeple üzümün kıymetini bildikleri gibi çalışmanın ve sanatlarının da kadrini kıymetini hep bilmişler. Bu işbilme becerisinin simgesi olmuş Nasra Teyze; “İşimi çok seviyorum. Sevmeseydim gece gündüz çalışmazdım. Yemeği bile unutacak kadar seviyorum işimi. Ölene kadar çalışacağım. Bir gün ölürsem ardımda ceviz ve armut ağacından yapılma ve elli, hatta yüz yıl öncesinden babamdan kalma baskı kalıpları ve fırçalarım kalacak geriye…” demişti. 

Geriye sanatı kaldı

Öyle de oldu. Kalıpları, fırçaları, kökboyaları ve dünyanın dört bucağındaki kiliselere dağılmış Nasra Teyze’nin ellerinden çıkmış basma sanatının ürünleri kaldı geriye…

Sağlığında kalıplarının bir kaçını Mardin Müzesi’ne bağışlamıştı. Şimdi kalan diğerleri torunları ve torunlarının çocuklarının elinde yeniden hayat bulacak mı?

Yaşı, kimliği, sanatı, çalışkanlığı, gayreti ve zekâsıyla Mardin yüzyılının simge şahsiyeti öte yakaya göçmüş oldu. 

Mardin merkezinin baskın bir Arap kültürü altında olması nedeniyle Nasra Şammashindi-Çilli kendi anadili olan Süryaniceyi hiç konuşamadı, bildiği tek dil Arapçaydı. Bu sebeple definden sonra mezar başında sohbet ettiğimiz ve kendisini çok yakından tanıyan bir aile dostu dil söz konusu olduğunda “Yöre kurbanı”ifadesini gayet masumane bir üslupla kullandı.

Derler ki; insan soyunun yaşadıklarına dair bütün hikâyesi hafızalardadır. Hafızada olan hikâye anlatılır ve paylaşılırsa “efsane” olur. Birilerince kayıt altına alınırsa “belge/belgesel” olur…

Onu tanıyanların Nasra Teyze’si, Nasra Şammashindi Çilli, Mardin göğüne İsa’nın kuşlarından biri olarak uçup gitti. Şimdi “gündüzü mezarlık, gecesi gerdanlık” diye dillendirilen Mardin Ovası’na tepeden bakan 18 asırlık Mor Mihail Kilisesi’nin arka bahçesindeki incir, nar, mahlep ve dut ağaçlarının gölgesinde yatıyor. 

Geride sanatı kaldı, sürdürücülerini bekleyerek…

Yazı ve Fotoğraflar Kaynak: Kültür Servisi , Şeyhmuz Diken  ; Güncelleme Tarihi: 2 Mayıs 2016

Nasra Şammashindi Anısına Hakan Aytekin'in 2001 yılında çektiği IŞIK SESİNİ ARIYOR BELGESELİNDE yer alan bölüm:

 

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım