SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Kilisede Tek Başına

Renkler Sırayla Solarken

Serçe Kanadında Yaşayan Bir Halk: Süryaniler

Süryaniler Azınlık Oldu da Sonra Ne Oldu?

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

hepsi

 
 
/ HERŞEY YARINA BİR HARF İÇİN
Dünyanın yaşayan en eski dillerinden biri olan Süryanice belgesel oluyor. Yönetmenliği Hakan Aytekin tarafından yapılan ve Süryanice’nin yarına kalma savaşını konu alan “Yarına Bir Harf” başlıklı belgesel filminin çekimlerine başlandı. Avrupa Birliği’nin “Türkiye’de Kültürel Hakların Desteklenmesi” hibe programı çerçevesinde sağlanan mali destekle Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından gerçekleştirilen belgesel film çalışması Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce de destekleniyor.

BİRGÜN GAZETESİ
, Gülşen İŞERİ

Son Süryani Hattat Gabriyel AktaşHakan Aytekin'in Süryani serüveni 2000'li yıllarda bir mektupla başlıyor. Belki çoğunuz duymuşsunuzdur.

1992 yılında TRT-İNT'e yayımlanan istek programına Hollanda'dan gönderilen bir mektupla ve bu mektubun bir arkadaşı tarafından Hakan Aytekin'in eline geçmesiyle başlıyor her şey. Aytekin mektubu okuduğunda çok etkileniyor ve mektubu yazan Süryani İsa Bakır'ın peşine düşüyor; bir mektup yazıyor, bir zamanlar Mardin'in Harapmişki (Dağiçi) köyünde yaşamış ama oradan ayrılmak zorunda kalmış, İsa Bakır için: "Mektubun ve sen ne kadar benziyorsunuz birbirinize, doğduğun topraklardan uzaklarda unutulmuşken, buruşturulmuş, çöpe atılmış mektubunla bir tür kader ortaklığı yaşadığını görüyorum. Acı ama öyle..." bu notu düşüyor Aytekin yazdığı mektubuna ve daha neler neler...

Uzun süren beklemenin ardından yanıt geliyor, sonra yazışmalar uzun süre devam ediyor ve bu mektuplaşma sonucunda Hakan Aytekin 'Hasret Rüzgârı' adını verdiği 'ağacından ayrı düşmüşlere' bir kitap yayımlıyor. İşte tüm bu mektuplaşmaları ve hasreti kitapta Türkçe, Süryanice ve İngilizce olarak anlatıyor. Bir mektupla başlayan Hakan Aytekin'in Süryani serüvenine değinmeden Süryanilerle ilgili çektiği belgesel filmlerini anlatmayalım dedik.
2002 yılında yayınlanan 'Işık Sesini Arıyor' adlı belgesel filmin ardından yine Süryanileri konu alan Yarına Bir Harfin çekimlerine Mardin'de başlandı. Film Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Bakısyan (Alagöz) köyünde geçiyor. Bu köyde sadece Süryaniler yaşıyor. Hattatlık sanatının ustası ve son halkası olan köyün papazı Gabriel Aktaş'tan yola çıkılarak yapılıyor film.

17 belgesel filme imza atan ve “Benim derdim insan” diyen Hakan Aytekin'le bir araya geldik, yok olmaya yüz tutmuş, dili bile neredeyse yok olan Süryanileri ve “Yarına Bir Harf”i konuştuk.

» Daha önce de Işık Sesini Arıyor diyerek Süryanilerleilgili belgesel çekmiştiniz.”Yarına Bir Harf” fikri nasıl çıktı?
Süryanilerle ilgili ne duyduysam peşine düştüm. Süryanilerin yazı dili ve konuşma dili de çok dikkatimi çekti. Yaşadığımız coğrafyaya baktığımız zaman yok olmaya doğru giden bir kültür. Bu kültürün en önemli yanı dili. Baktığımızda özellikle şehirlerde dil bitmiş durumda.

»Türkiye'de Süryaniler ne kadar?
Türkiye'de 15 bin Süryani var, bunlardan sanırım en az 10-12 bini dilini bilmiyor. Mardin'e baktığımız zaman Arapçanın etkisinde kaldıklarını görüyoruz. Sadece köylerde konuşuluyor. Tarihsel gerilimin içinde dilin darbe aldığını düşünüyorum.

» Filmin asıl temasını Gabriel Aktaş oluşturuyor, tanışmanız nasıl oldu?
Geziler ve çekimler sırasında tanışmıştım. Bakısyan köyünde yaşıyor. Papaz aynı zamanda. Çok ilginç biri çünkü hattatlık geleneğini sürdüren bölgedeki tek kişi. Ve belki de son kişi olacak. Eğer Gabriel Aktaş da olmazsa bu kültür kısa zamanda yok olup gidecek. Müthiş bir zenginlik, zincirin son halkasını filme konu etmek istedim.

» “Yarına Bir Harf” derken...
Bu filmin ilginç yanı Süryanice olarak çekilmesi. Türkçe ve İngilizce alt yazılı olacak. Süryaniceyi kendi dilinde anlatmak istiyorum. Kendi kendime çok düşündüm nasıl bir kavram peşine düşmeliyim ki insanlara en doğruyu anlatayım diye. Doğudaki hattatlar bir kitabı kopyaladıktan sonra kitabın sonuna bir sayfa eklerler; o sayfada yaşadıkları süreci yazarlar, o sayfa aynı zamanda tarihin iz düşümüdür. Yarına bırakılan bir sayfadır aslında. Ben de "yarına bir sayfa mı" desem diye düşündüm ama işin estetik ve grafik yanını düşündüğümde de farklı sonuçlar ortaya çıktı. Sayfalar harfe dönüştü… Bu fikri geliştirmek için araştırma yaparken Süryani yazma geleneği içinde üretilmiş bir kaynağa ulaştım. “Fardayso Aden” yani “Cennet Bahçesi” adını taşıyan bir kaynak. Yıllar içinde kopyalanarak günümüze ulaşmış. O kitapta da harfler üzerinden gidilmiş. Gabriel Aktaş'ı düşündüm, o bu kitapla karşılaşsa,  acaba nasıl bir harf bırakırdı diye geçirdim içimden ve “Yarına Bir Harf” dedim.

Belgesel Filminin Çekildiği Bakisyan Köyü» Belgesel sadece Gabriel Aktaş'ı mı konu alacak?
Bakısyan köyünde sadece Süryaniler yaşıyor. Dolayısıyla kameramızı zaten Süryani dünyasına çevireceğiz. İnsanı yok sayamazsınız; filmde yaşayan herkesin peşinde olacağım. Gündelik yaşam, işinden tutun da dinsel törenlerine, bayramlarına varıncaya kadar her şeyi filmin içinde kullanacağım.

» Sadece Bakısyan köyü mü yoksa çevre köylerde kameranıza yansıyacak mı?
Temelde o köy olacak ama yakın çevre köyleri de işleyeceğim. Süryaniliği doğru şekilde anlatabilmek için o çevreye de ihtiyacım var. Bölgedeki manastırlara, kiliselerdeki elyazması kitaplara... Ulaşabildiğimiz her yerde olmaya çalışacağız.

» Kültürler arası dayanışma nasıl? Dışarıdan bir göz olarak neler görüyorsunuz?
Eskiden çok fazla birbirlerinin yaşamına göz dikme meselesi yoktu. Mesela ben bir papaza sordum, "Burada yaşanılan PKK olayları size nasıl yansıyor?" diye; o da "Ormana ateş düşünce bütün ağaçlar yanar" dedi. Evet, orada herhangi bir şey olsa bütün kültürler etkileniyor.


Son Süryani Hattat Gabriyel Aktaş» Baktığımız zaman azınlık olarak Süryaniler daha çok mu baskı altındaydılar?

Tabii. 60'lı yıllardan sonra gitmek zorunda bırakılan Süryaniler o kadar fazla ki... Süryaniler Hıristiyan oldukları için ötekinin ötekisi oluyor. Şimdi baktığımızda artık sınırlar keskin, bakışlar farklı. 'Ötekine' tahammül yok. Eskiden tek ayrım vardı. “Müslüman” ya da “Hıristiyan”... Dinsel ayrım vardı. Ama şimdi etnik kimlikler de tartışılmaya başladı.

» Bu durum Mardin'de nasıl? Mardin'in yerel halkı Süryanilere nasıl bakıyor?

Birkaç yıldır daha olumlu bir hava var. Süryanilerin çok fazla taraf olmamaları, onların belli bir biçimde tehlikesiz olarak algılanmalarına neden olmuş. Ama bence bu meselenin altında insan olmayı öne çıkarmak gerekiyor. İnsanlar her türlü etnik yapıdan gelebilir ama her insan doğduğu yerde yaşamak ister. Gabriel Aktaş'a "Sen buraya ait değilsin" nasıl derim? İnsan olma hali ve yaşadığınız coğrafya asla sorgulanmamalı. Bu şekilde bakılmaması için de bu işle uğraşıyorum. Derdim insanla. Biz Süryanileri Hakkari'de yaşatamadık, onlar artık aramızda olmayan ötekiler, ne acı değil mi? Bir kültürü biz yok ediyoruz.

Bu kültür yok olmamalı

» Süryanice bilmiyorsunuz ama Süryanice belgesel çekiyorsunuz zor olmadı mı?

Sıkıntı yarattı. Bana çevirmenlik edecek insanların ahlakına sığınmak zorundayım. Keşke o insanlar kendileri yapsaydı böyle filmleri. Benim gibi dışarıdan bakanlar ilgileniyor ve onlar da Süryanice bilmiyor. İçeriden bakanlar bunları yapsaydı şimdi bu dil yok olup gitmezdi. Düşünün sadece yüzde bir oranında Süryanice okuma-yazma biliyor buradaki Süryaniler, bu çok ciddi bir rakam. Süryani kültür derneğinden bir arkadaşımız var bize yardımcı olan. Tabii bu dili bilmeden belgesel çekmek çok zor bir iş...

» Azınlık olmak nasıl algılanıyor ve siz nasıl algılıyorsunuz?

Belgesel Çekimi ile İlgili Bir Gün Haberi
Aslında azınlık olmanın da güzel bir şey olduğununfarkına vardım... Mesela kendi dilinizi çoğaltıyorsunuz. Yaşadığınız bölgenin dili, komşunuzun dili ve kendi diliniz. En az dört dil bilmek zorundasınız. Gündelik hayatın içinde kendi dilleriyle anlaşıyorlar; alış-verişte Arapça ya da Kürtçe konuşuyorlar. Türk biriyle de Türkçe konuşuyorlar. Oradaki dünya çokdilli olmak zorunda; yaşamınızı ancak o şekilde sürdürebilirsiniz. İşte o zaman kendinizi 'öteki' gibi hissetmiyorsunuz.

» Film bittikten sonra yapılacak eleştirilere hazırlıklı mısınız?
Bu çok doğal. Eleştiriler dünyanın her yerinden olabilir. Milliyetçilik ve 'yükselen değerler' olunca birilerini incitebilirsiniz. Eleştirenler içeriden bakanlar da, dışarıdan bakanlar da olabilir. O, bu işin gerçeği. Ben bir film yaptım, Türkiye'deki Müslümanlar filme baktılar, "Bunlar kim?" dediler; Süryaniler baktılar "Bunlar biziz." dediler ve İsveç'te yaşayan Süryaniler de "Bunlar biz miyiz?" dediler. Algı farklıydı. Süryani kültürü için de, diğer etnik kültürler için de her zaman tek şey söyledim. Kendikültürleri içinde yaşamalılar.
» Mümkün mü?
Kimliklerden sıyrılmak gerektiğine inanıyorum. İnsan olarak böyle bir kültür var ve bu kültürün yaşaması gerektiği umudunu taşımak istiyorum.

Haber: BirGün Gazetesi, 20 Mayıs 2007

Fotoğraflar : Hakan Aytekin Arşivi

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım