SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Kilisede Tek Başına

Renkler Sırayla Solarken

Serçe Kanadında Yaşayan Bir Halk: Süryaniler

Süryaniler Azınlık Oldu da Sonra Ne Oldu?

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

hepsi

 
 
Elif Görgü-Evrensel / MEZOPOTAMYA BAHÇESİNE BAHAR GELDİ
Süryanicesi Bethnahrin. İki nehrin; Fırat ve Dicle’nin arası. Yani Mezopotamya... Ve Mezopotamya’nın kadim halkı Süryaniler,kimi zaman tehcir, kimi zaman 1990’larda olduğu gibi savaş nedeniyle ve her seferinde “zorla” göç ettirildikleri ya da toplu mezarlarında gömüldükleri Anadolu topraklarında, 7 bin yıldan bugüne taşımayı başardıkları kültürlerini yaşatmaya çalışıyorlar. Bugün Midyat’ta kalan 3 bin kadar Türkiyeli Süryani, dünyanın en eski geleneklerinden birini; 6 bin 757 yıldır kutladıkları 1 Nisan bayramlarını (Akitu) yeniden canlandırıyor. 1 Nisan’ı Türkiye’de ilk kez 2005 yılında Midyat’ta şenlikle kutlayan Süryaniler, dünyanın her yerinden bir araya gelerek gelen baharı yeniden birlikte karşıladılar. Süryaniler için yılbaşı anlamına gelen bu bayram, yağmur nedeniyle zorunlu olarak Matiat Otel’in salonunda yapıldıysa da çekilen halayların coşkusu duvarları aştı. Süryanice, Kürtçe, Arapça, Türkçe ve Ermenice söylenen şarkılar, tarihinden, sevincinden ve acılarından doğdukları Bethnahrin ovalarında bir arada yankılandılar. Bayramda onları dile getirenlerin adı gibi gerçekten de Kardeş(ti) Türküler…

‘Kendi ülkemizde yaşamak istiyoruz’

Suriye, Irak ve Lübnan’dan ya da İsveç, Almanya, İsviçre gibi Avrupa ülkelerinden, İstanbul’dan ve Midyat’tan Süryaniler, neredeyse altı saat boyunca kendi oyunları; “şehhane”, “hassade”, “bagiyeyi” oynayarak, halay çekerek ve şarkılar söyleyerek yeni yılı el ele karşıladılar. Ancak Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) adına konuşan Tuma Çelik’in sözlerinde belirttiği gibi, memleket hasreti ve geri dönüş özlemi de sık sık dile getirildi. Bayram öncesi 30-31 Mart’ta gerçekleşen 1. Uluslararası Süryani Sempozyumu’na da değinen Çelik, “Bu bayramı tekrar doğup büyüdüğümüz topraklarımızda kutlamanın sevinci bütün eksiklikleri ortadan kaldırıyor. İki gün boyunca Süryanilerin yaşadığı, içinde bulunduğu durumu; istemlerini ve gelecekte nasıl bir yaşamın inşa edilmesi gerektiği tartışmasını yaptık burada. Bu tartışmalarda birçok şey söylendi, birçok noktaya değinildi ama esas gerçek, Süryanilerin kendi ülkelerinde yaşama isteklerini her koşulda ortaya koymalarıdır. Daha çok şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyor ve önümüzdeki süreçte daha fazla çalışma planlıyoruz” derken bölgede bir arada yaşadıkları diğer halklardan, cemaatlerden, dinlerden destek istedi.

‘İsmimiz Ankara’da kayıtlıdır’

Suriye Süryani Halk Oyunları Ekibi, rengarenk yerel kıyafetleri ve neşeleriyle bayrama renk kattılar. Ekip üyelerinin yaşam hikayeleri, Anadolu tarihinin acı öykülerinden birini anlattı bize. Ekibin başı Hoşaba Yuhanna aslen Hakkarili. 1915’te ailesi önce Urmiye, sonra Irak’a, en son da Suriye’ye göç etmiş. İki yaşındayken nenesinin sırtında tehcir yollarına düşen babasının, bu yolda annesi ve nenesi öldürülmüş. Babasının doğduğu topraklara ise hiç gidememiş ama Türkiye’ye ikinci gelişi. “Asuri/Süryani/Keldani/Arami halkı olarak biz bir halkız, her şeyden önce birlik için çalışıyoruz ancak bu sıcaklığı başka yerlerde hiç görmedik. Bu yüzden sevinçliyiz” diyor Yuhanna. Hakkari’yi görmeyi düşünüp düşünmediği sorumuzu ise “İsmimiz hâlâ Ankara’da kayıtlıdır, dedelerimizin Türkiye kimliği vardır, kimliğimiz buralıdır. Türkiye Avrupa Birliği’ne girse, ben ailemi alıp Hakkari’ye döneceğim” diye cevapladığını söylüyor bize, tercümanlık yapan Midyatlı bir Süryani.
Grubun bir başka renkli ismi Yvergin Yunan da aslen Hakkarili ama o da hiç görmemiş ailesinin sürüldüğü memleketi. “Gitmedik ama gideceğiz, isteğimiz odur” diyor.

70 yıl sonra Midyat

Echoue Gavriye de Suriyeli. Ailesi Midyat’ın Mırbave köyünden 1918’de göç etmiş. Kendisi ise ilk defa 1984’te, yani bu göçten 70 yıl sonra Türkiye’ye gelmiş: “Benim dedem göç ettikten sonra hiç Türkiye’yi görmemiş. Ben ilk geldiğimde 22 yaşındaydım. Babam da Suriye’de doğdu, o da hiç görmemişti. O da 1986’da ilk defa Türkiye’yi gördü.” 1 Nisan’ın Süryaniler için önemini anlatıyor Gavriye: “Bir Nisan ilkbahar müjdesidir. Tek bir gün kutlanmıyordu eskiden. Asur İmparatorluğu’nda bahar müjdesi olarak 21 Mart’tan başlıyordu, 1 Nisan’a kadar sürüyordu festivaller. 1 Nisan, son günüydü. Bu süreç içinde senelik tüccarlar; krala, elde ettikleri kârın, esnafın ya da çalışanların inşa ettiği binaların, yaptıkları işlerin hesabını veriyorlardı. Son üç dört gün kala da festivale dönüştürerek dansla, müzikle kutlarlardı o zamanlar. Bu gelenek bugüne kadar gelmiş binlerce yıl sonra... Ama maalesef Türkiye’de iki üç senedir kutlanıyor, Suriye’de ise 50-60 senedir kutlanıyordu. 1 Nisan’ı ilkbaharın geldiği, çiçeklerin açıldığı gün diye biliyoruz. Biz bu günü yılbaşı olarak da kutluyoruz. Köylerimizde büyük festivaller yapıyoruz, onbinlerce insan katılıyor.”

1 Nisan Süryaniler Tarafından Midyat'ta KutlandıTürkiye’de kutlamanın anlamı ayrı
Yine de Türkiye’de 1 Nisan kutlamanın anlamı, birçok Süryani için olduğu gibi onun için de farklı: “Türkiye’de bunu kutlamanın çok önemi vardır bizim için. Çünkü uzun süreden beri Türkiye’nin gündeminde Süryani halkı yok. Bu insanların burada yaşadıkları, çektikleri zorluklar hiç kimse tarafından bilinmiyordu. Bu şekilde yapılması hem Türkiye için hem bütün Süryaniler için zannederim çok güzeldir. Ne mutlu size; buradaki Kürt, Arap, Mhalmi ve Türk komşularımızla kültürümüzü paylaşmak ayrı bir mutluluk.”

Kocaman bir dünya bıraktım
31 yaşındaki İshak Gösteriş, 1992’de İdil’den göç ettiğinde 17 yaşındaymış. Üniversite sınavlarına girdiği yıl, sınav sonuçlarını alamadan göç etmek zorunda kalmış. Geçen yıl ise 13 yıl sonra ilk defa gelebilmiş. “14 yıldır rızasız yurtdışındayım. Sosyal nedenleri var, politik nedenleri var. İnsanın toprağını terk etmesi çok zor; ruhunun bir parçasını, kalbinin bir parçasını terk ediyorsun. Geri kalanı da yaşamak için kalıyor” diyor. Geride bıraktıklarını bulamamanın hayal kırıklığıyla konuşuyor: “Bir yarım hep buradaydı. Süryaniler olarak yaşama alanımız daraltılmıştı, iki baskı arasında kalmıştık. İlk defa geçen yıl geldim ülkeye; İdil’e gittim, üzüldüm, bıraktığım çok şeyi bulamadım. İdil eski İdil değil, ben de eski ben değilim çünkü. Bıraktığım hiçbir güzel şeyi bulamadım. Koskoca bir dünya bıraktım, küçücük bir dünya ile karşılaştım. Çok üzüldüm. Biz Türkiye’nin bir parçasıyız, zaten kim istesin ya da istemesin ben Anadolu’nun bir parçasıyım.”

‘1 Nisan senenin gelinidir’
Midyatlı Süryaniler de var tabii ki bayramda. Arkah köyünden Atiye Gülseren’in bir kızı Avustralya, bir oğlu Almanya’da, diğeri ise Mardin’de. Çocuklarını anlatırken; “Süryaniler dağılıyor. Dünyanın her bir yerine gittiler. Özlüyorum ama n’apalım” diyor. Kendisi de göç edip 40 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra, 7 yaşında bıraktığı memleketine 53 yaşında geri dönmüş. Şimdi 57 yaşında olan Gülseren, “1 Nisan herkesin bayramıdır. Senenin gelinidir. Nisan güzel bir aydır, 1 Nisan çok güzel bir gündür. Her dilden şarkılar söylendi, her dilden konuşuldu öyle değil mi? Bizim buralar çok güzel. Tur Abdin çok güzel bir yerdir. Herkese nasip olsun geri dönmek” diyor.
Enhıl köyünden Fehima Barış’la da sohbet edebilmemiz için Süryanice tercüme yapıyor Gülseren. Aktardığına göre Barış da “Çok güzeldir 1 Nisan. Köyler de çok güzeldi ama biraz boşaldı. 7 ailedir bizim köyde kalan Süryani. Hepsi göç etmişler. Almanya, İsviçre, Avusturya… Çok üzüldüm boşaldığı için. Çok özlüyorum. Bütün köylüleri özlemişim” diyor.
“Kim geldiyse buraya, selametle gitsin” diye uğurluyor herkesi.
Ve herkes de bayram biterken Belgeselci Hakan Aytekin’in sempozyumda aktardığı ve Tuma Çelik’in 1 Nisan’da bir kez daha hatırlattığı sözleri anımsıyor:
Tek meyveden bahçe olmaz

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım