SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Kilisede Tek Başına

Renkler Sırayla Solarken

Serçe Kanadında Yaşayan Bir Halk: Süryaniler

Süryaniler Azınlık Oldu da Sonra Ne Oldu?

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

hepsi

 
 
/ ÖDÜL AVCISI SÜRYANİ GAZETECİ

Midyatlı Süryani Nuri Kino gazeteciliğe 6 yıl önce başladı. 6 yıl içinde İsveç'in Pulitzer ödüllü diyebileceğimiz araştırmacı gazetecilere verilen "Altın Kürek"ödülünü 3. kez kazandı. Bu seneki ödülün de en büyük favorisi...

Süryani Gazeteci Nuri KinoNuri KİNO 1966 yılında Midyat'ta doğar ve henüz 3 yaşındayken,  Almanyanın Türkiyeden işçi talebi üzerine anne ve babası Nuri ve kızkardeşini Midyat'ta bırakarak 1969 yılında Almanya'ya giderler. Bundan 1 yıl sonra Nuri de küçük kız kardeşi Meryem ile beraber Almanya'ya gider. Nuri Almanya'da artık bir işçi çocuğudur ve işçi kaderiymiş gibi kendisi de 7 yaşından itibaren bahçelerinde çilek toplayarak aile bütçesine katkıda bulunur.  1974 yılında büyük dayısı ve baba annesini ziyaret etmeye giderler ve burada kalmaya karar verirler ve diğer aile üyelerini de Almanya yerine İsveç'e getirmeye karar verirler.

Çünkü İsveç'te Oturma izni alma ve (varolan) olanaklardan yararlanmanın Almanya’dan çok daha iyi olduğunu görürler. 31 yıldır Süryaniler tarafından İsveç’in küçük Midyat diye anılan Sodertalje ilinde oturmaktadır. Sodertalje’de nüfusun büyük bir kısmını Midyat ve köylerinden gelen Süryaniler oluşturmaktadır. Hayatının geri kalan kısmını kendi cümlelerinden aktarırsak;

Annem ve babam bizleri yetiştirirken büyük bir özen gösterdiler. Bu yüzden de bir çok defa genelde Türkiye ve özelde de Midyat’a ziyaretlerde bulunduk. Bu benim çom mutlu olduğum bir konudur. Midyat’tan 4 yaşımda ayrılmama rağmen bugün Midyat’ta bir çok dostum var ve hiç bir zaman kendimi Midyat’ta bir yabancı gibi hissetmedim. Burası benim biricik memleketim ya da daha doğrusu atalarımın yüzyıllardır yaşadığı yerdir.

İsveç’te bir çok işle uğraştım. Askerlik görevimi yaptıktan sonra; doktor sekreterliği, lazer terapistliği, sözlü çevirmenlik gibi işler yaptıktan sonra gazetecilik ve film yapımcılığı konusunda eğitim aldım. Bunun yanı sıra restaurantlarda çalıştım. 1994’te amcamın oğlu Yılmaz’la birlikte Stockholm düzeyinde yayınlanan gnlük büyük bir gazete tarafından en popüler barmenler olarak seçildik.

Nuri Geçen Sene Midyat'taki ŞenliklerdeydiMidyat’ın ünlü ve büyük Süryani ailelerinden Malke Mire’lerin bir kolu olan Kino ailesindenim. Son altı yılda gazetecilik alanında yoğunlaştım. Kendimi daha çok araştırmacı gazeteci olarak yetiştirdim. Son yıllarda çeşitli devletlerin ajan ağları, terör grupları, yardım kurumları, sübyancı şebekeleri, savaş suçlularını ve polis şeflerinin rüşvet alma vb konularını ortaya çıkardım. İsveç benim platformum ve dünya ise benim çalışma alanım olmaktadır. İsveç’te TV, radyo ve günlük basın benim öncelikli ilgi alanımdır. Yaptığım filmler çok dikkat çekiyor ve yazılarım dünyanın bir çok yerinde izlenip yayınlanıyor. Örneğin, Saddam’ın ajanlarını ortaya çıkardığım haber 52 devlet televizyonunda yayınlanmıştı.

Bunun dışında üniversitelerde konferanslar veriyor, açık oturumlara katılıyor ve sunuculuk yapıyorum. Bir çok kuruluş tarafından verilen bilgilere göre Avrupa’da en çok ödül alan Serbest Gazeteci (Freelance Journalist) ‘siyim.

Nuri Kino’nun meslek hayatı ve gazetecilik alanında gösterdiği başarılar o kadar hızlı gelişir ki bazen kendisi de bu olanlara inanamamaktadır. Bundan 2-3 yıl önce yaptığı bir Midyat gezisinden sonra Varşova (Polonya)’ya döner ve havaalalanında kendisini bir limuzin, şöför ve çok güzel bir genç kız karşılar. Beyaz eldivenli şöför ve genç kız sadece kendisini karşılayıp otele bırakmak için gelmişlerdir. Nuri limuzine binip otele doğru giderken Midyat’tan bir telefon mesajı alır. Mesaj Midyat’ta oturan Besim’den gelmiştir.Besim hal hatırını ve neler yaptığını yarı şakayla karışık muzip bir şekilde sormaktadır. Nuri bu mesaja güler ve hemen genç kızın yüz rengi değişir ve mahçup bir şekilde Nuri’ye ; -Efendim size karşı bir hata mı yaptık diye sorar. Nuri hayır diye cevap verir ve kendi kendine Midyatlı küçük çocuğun birden bire büyük bir gazeteci olmasına gülmüştür. Nuri gazeteciliğe dünyayı değiştirmek için başladığını fakat şimdi tüm dünyayı değiştiremeyeceğini farkında olduğunu söyler ama en azından elinden geleni yapmak istemektedir. Dünyadaki adaletsizlik, yoksulluk, zulüm, rüşvet gibi olayları ortaya koyup bunlarla mücadele etmek Nuri için ana hedeflerdir.

Gazeteciliğe başlaması ise tamamıyla tesadüflerle başlar. 1998’de otomobil kazası geçirdi. Ölümden döndüğü kazadan sonra uzun bir süre tekerlekli sandalyede kaldı. Bu arada lisedeki hocalarından biri gazetecilik okuluna gitmesini önerdi. 12 yaşındayken okulda müsamere için yazmış olduğu “Cennet İsveç” adlı piyesi unutmayan hoca, Nuri’yi gazeteci olması yolunda ikna etmeyi başardı. Nuri okula gitti ama, yıllarca bu eğitime devam etmesinin gereksiz olduğunu düşündü. Meraklı karekteri, azmi ve zekasıyla gazeteci olabileceğine karar verdi. O sırada akrabalarını ziyaret için İstanbul’a gezmeye gitti.Ve büyük depremin içine düştü.

“İstanbul’da yıkık bir binadan abey abey, diye inilti halinde bir ses geliyordu. Döndüm baktım. 13-14 yaşlarında bir çocuk. Yedi kat binanın altında kalmış; kafası dışardaydı. Çocuğu görünce şoke oldum. Kurtulmasına imkan yoktu. Sigara istedi. Bunu son arzusu kabul ettim. Bir sigara yakıp ağzına tutuşturdum. Zar zor iki nefes çekti. O arada çocukluğumdan beri konuşmadığım Türkçe birden kopup geliverdi. Çocukla Türkçe konuştum. “ Gözlerinin önünde çocuğun ölümü Nuri’yi şoka uğrattı. Şoku atlatınca kollarını sıvayıp yardım ekiplerine katıldı. Aynı zamanda Aftonbladet gazetesini arayarak deprem haberini geçti. Küçüklüğünde Almanca’yı öğrendiğinden Alman gazeteleriyle de temasa geçti. Bir hafta boyunca bütün deprem bölgesini gezdi. Hem yardım çalışmalarına katıldı hem gazetecilik yaptı. Böylece mesleğe de adımını atmış oldu.

Şu anda yeni bir belgesel film üzerinde çalışmaktadır ve yaklaşık bir ay sonra yayınlanacaktır. Son dönemde kaleme aldığı 20’nin üzerinde yazı ile İsveç’te polis şeflerinin rüşvet konusunu işlemektedir. Bir gazeteci olarak önüne koyduğu bir hedefinin olmadığını ve başarısını belki de buna borçlu olduğunu ifade etmektedir. Konulara günlük olarak yaklaşmaktadır. İşlediği konular yaşamın günlük parçasıdır.

Nuri Midyat’tan 4 yaşında ayrıldığı için, çocukluğuna ait Midyat’la ilgili fazla bir şey hatırlamamakla beraber, Midyat’a daha sonra yaptığı ziyaretlerden anımsadığı ve hafızasında kalan bir çok şey vardır. Sevdiği ve özlediği o kadar çok şey var ki bunların içinde, en çok midyat’ta yetişen meyveler  (özellikle kiraz) , yöresel yemekler, insanlar, dostlar ve diğerleri. Çocukluğuna geri dönüp Midyat’ta yaşamış olsaydın neler yapmak isterdin diye sorduğumuzda ise, babasının Midyat çarşısında bulunan berber dükkanını devr almasını istediğini ve bu mesleği sürdürmesini, annesinin doktor olmasını istediğini, dedesinin ise üzüm  bağlarına bakmasını istediğini hatırlıyor. Nuri dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın galiba yine adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğini ifade etmektedir.

Fotoğraflar: Hakan Berktaş
NOT: Bu yazı midyat.net sitesinden izin alınarak yayınlanmıştır.

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım