mara

             
 
SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Kilisede Tek Başına

Renkler Sırayla Solarken

Serçe Kanadında Yaşayan Bir Halk: Süryaniler

Süryaniler Azınlık Oldu da Sonra Ne Oldu?

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

hepsi

 
 
/ HEZEKA RENGİNİ ÇOK ÖZLEDİM
Hezexe olan hasretimiz, alıp verdiğimiz nefese bile yansımıştır. Hezexe olan özlemim Cudi dağı tepesindeki kar kadar yüksek, Fırat Nehrindeki su kadar gür ve derindir.”

“Timurlenk çeşmesinin sağ ve sol kısmında bulunan, delhize benzeyen taştan örme iki adet su kanalını hiç unutamam, gurbette bile bizi hayatta bağlayan hayal kanallarımız oldu.”

“Gurbeti en çok bayramlarda hissedersiniz. Hem çoluk çocuğunuzla bir bayram sevincini yaşarsınız , hem de dost ve arkadaştan, memleketten çok uzakta olmanın verdiği burukluğu. Hezex`teki çocukluk çağımın bayramları doya doya yaşanıyorken buradaki bayramlarım maalesef "sözde" bayram havası ile geçiyor”

“ Yazılı kâğıdının en alt köşesine ise "Hocam kopya çekmeme izin verdiğin için teşekkür ederim" diye de bir not bırakmıştım. Tüm sınıf 10 üzerinden 9 almıştı, o notu yazmam ise bana pahalıya mal olmuştu. Hocanın bir tek bana 5 vermesini hiç unutamam…”

İdil Haber gazetesi, Gurbette yaşayan insanlara ulaşarak idildeki yaşamlarıyla ilgilli röportajlar yayınlamak için başlattığı çalışmalar devam ediyor. Gurbette yaşayan idilli İnsanların, idille ilgili özlemlerini, kalplerinde dolmuş idil hasretini, hayallerini, darıcık sokaklarında yaşamış çocukluk öykülerini, idillilerle paylaşmak için İdil Haber Gazetesi Almanın Frankfurt şehrinde yaşayan Ferit Sağ la ilk röportajı gerçekleştirdi.

Ferit Sağ İdil Doğumlu, İdilin kerpiç evlerinde dünyaya geldi, darıcık sokaklarında büyüdü, meğelede top oynadı, Anafartalar ilköğretim okullunu bitirdi, idil lisesinde okudu. bütün idilliler gibi oda idilden Avrupa ya göç etti. Almanya nın Frankfurt Şehrinde yaşıyor. Yirmi yıllı geçen bir süredir Ailesiyle birlikte Almanya ya da yaşıyor.


1-Yaşamınızın 20 yıllık geçmişini İdil’de geçirdiniz, İdil’e olan özleminizi anlatır mısınız? 
Ait olduğum toprakların insanları, kültürü, dili bizi paçalarımızdan öyle yakalamış ki bunlardan sıyrılmanın bir imkânı olmadığı gibi bu, yani Hezex´e olan hasretimiz alıp verdiğimiz nefese bile yansımıştır. İçimizdeki sesi bastırmak için elimizden geleni yapsak da buna muvaffak olamıyoruz. Çünkü içimizdeki ruh buradaki dünya ve yaşam tarzına ait değil. “İÇİM SIKILIYOR, İÇİMDE BİR HÜZÜN VAR” diyenler bu sesi bastırmaya uğraşmasınlar. Hezex`e olan özlemimi her ne kadar bir kaç cümle ile izah etmeye çalışsam da kelimelerin ve sözlerin kâfi olmadığına şahit oluyorum gün be gün. Hezex`e olan özlemim Cudi Daği tepesindeki kar kadar yüksek, Fırat Nehri’ndeki su kadar gür ve derindir. Hezex`in soğuk ve uzun kış gecelerini, yaz mevsiminin gelişiyle bağlarımızda yeşeren salkımlardaki üzüm tanelerini, kesk-u sohr rengindeki bilyelerimi, topacımı, babamın bana aldığı cizlavet plastik ayakkabılarımı, Aşık Samo`nun hazin sesini özlüyorum. Hasret insanın yüreğini kor gibi yakan şey. An gelir her tarafını bir ateş gi bi sarar, nefesinin daraldığı an gibi… Mutlu günlerim, kucağında zaman geçirdiğim bir anne gibi… Çocukluğumun oyun sahası olan Hezex`e olan özlemim çok...

2-Avrupa’ya gittiğinizde taşıdığınız duygular nasıldı? 

Hezexa (Azech) - İdil Eski Mahalle - Fotograf Serdar NasAvrupa’ya gitmeden önce nereye gitsem dönüşte adresim belliydi; ailem, evim, arkadaşlarım ve her şeyim İdil’deydi. Lakin bu kez belki de dönüşü olmayacak Almanya macerasına atılmıştım. Elbette bana da yer vardı oralarda, umutlarım, bu memlekette gerçekleştireceklerim vardı…

Bu ilk ayrılık… Boyun büktü köyümün tozlu yolları ardımdan, bir kara yılandı beni götüren yol. Dalından düşen yaprağı rüzgâr kapmış gibiydi sanki. Dalımdan koptuğumu gurbete varınca daha iyi anlamıştım. Arkamda, güneşin altında altın sarısı gibi parlayan buğday tarlalarının olduğu, yazları kurumuş yollarındaki toprakların her araba geçişinde havaya kalktığı, küçük kahvehanelerin önünde yaşlıların oturup çay içtikleri, Süryanisinin, Yezidisinin, Mhalmilisinin, Kürdün kardeşçe yaşadığı güzel ilimlerin beşiği olan Mezopotamya’nın ismi gibi cesur olan Hezex`ını bırakıyordum. Kendimi her şeyini bu ülkede geride bırakıp yıllar önce azınlıklara yapılan yanlışlıklardan ve haksızlıklardan dolayı gitmek zorunda kalan kardeş, eş ve dostun yerine koydum ve düşündüm Hezex`ten o duygularla uzaklaşmak aslında ne kadar kötü bir his ve ne kadar hüzünlüdür diye. Uzun yıllar Hezex`e hiç gelemeyenler kim bilir hasretliği ve gurbetliği ne kadar derin yaşadılar. Hezex´ten ayrılalı saniyeler olmasına rağmen dolmuştan aşağıya bakıp da keşke her karesine dokunabilseydim diyecek kadar asla doyamayacağım bir sevgi ile seyrettim aşağıyı. Her halde her Hezex`li bu duygularla dolu diye geçirdim aklımdan. Aslında özümüzü seven ama sahiplenmeyi unutan çok güzel insanlar olduğumuzu fark ettim yeniden.

3- Çok modern bir ülkeye gittiniz, eski ve yeni yaşamın çatışmasını yaşadınız mı ? 
Genç yaşta buraya gelmenin verdiği avantaj ile buradaki yaşama, değişik hayat akışına uyum sağlama açısından her ne kadar büyük zorluklar yaşamadımsa da üstümdeki köklü kültürün bana verdiği sorumluluğun farkındaydım. Tabii bir yandan Avrupa’daki hayata dahil olmaya çabalarken bir yandan da aslında bizim özümüz, kültürümüz Mezopotamya’dandır ve aslında biz oraya aitiz dedik. Yani tam anlamıyla tükürük-sakal-bıyık ilişkisi yaşadık. Bazen karar veremez gönül. Yasam öyle seçenekler sunar ki keşke mümkün olsa da klonlayıp kendimizi iki ayrı hikâyenin kahramanı olsak diye düşünürüz. Ama nafiledir, birinden biri tercihimiz olacaktır. Kariyer, ilişkiler, yaşamda atılan her adım için geçerli olan seçimler, seçenekler bu koca ömür düzeninin vazgeçilmezleridir. 

Temeliniz belli bir yerde, belli bir şekilde atılmışsa şüphesiz oranın kültürünü alır ve orayı kanıksarsınız. Gittiğiniz yer iyidir veya kötüdür; belli şeyleri seversiniz ya da sevmezsiniz ancak kalbiniz hep bir yerlerde kalır. Geride bırakılan zorluklar dahi size geçmişinizden, insanlarınızdan, hüzünlerinizden bir şeyler hatırlatır. Kim olduğunuzu söyler durur. Zaten siz öyle başka biri olma sevdasında değilseniz, kendiniz bile olmamak bunaltır bazen.

4- İdil’de futbol oynamayı, bayramlarda şeker toplamayı aşık olmayı dile getirdin. Almanya’da bu yönlerini geliştirebildin mi, ya da hangilerini kaybettin? 

Hezexa Süryani KilisesiBayram, bütün dünyaya kendi güzelliklerimizi duyurmak için önemli bir vesile aslında. Bayramları Hezex`ten uzaklarda yaşamak gurbet hisleriyle dolmak demek. Gurbeti en çok bayramlarda hissedersiniz. Hem çoluk çocuğunuzla bir bayram sevincini yaşarsınız , hem de dost ve arkadaştan, memleketten çok uzakta olmanın verdiği burukluğu. Hezex`teki çocukluk çağımın bayramları doya doya yaşanıyorken buradaki bayramlarım maalesef "sözde" bayram havası ile geçiyor. Yani buradaki bütün alem hislerimize yabancı. İnsanın doğduğu topraklara karşı sevgi beslemesi, ayrılınca oraları özlemesi kadar normal bir şey yoktur herhalde. Geçmiş yıllar, eski anılar, eş dost akrabalar, öbür dünyaya göç etmiş lakin mezarları orada olan yakınlar hepsi orada… Bir bayramı daha vatandan, akrabadan, konu komşudan uzak geçirmek gurbet acısını daha da arttırıyor. Hayatıma anlam katan bütün faaliyetlerin dışında kaldığımda büyük bir eksiklik hissederim kendimde. Ama bir bayramı uzakta yasamak, zor olduğu kadar güç de verir insana. Ailenizden, dostlarınızdan uzak olsanız da yeni dostluklara da gebedir gurbet. İhtimal dahi vermediğiniz dostluklar sarıverir sizi. Bir dostun yüreğini avuçlarında size sunduğunu görür, onu iç cebinizden hiç çıkarmazsınız. 

Futbola gelince, Hezex`te Magale’de başladığım futbol ruhunu Almanya’da amatör liglerde devam ettirdim senelerce, lakin Magalede oynadığımız oyunun ve alacakaranlık çökmesine rağmen maçın neticesini belirleyecek golü atmanın verdiği haz ve sevinci burada yasamak imkânsız gibi...

5-Anılar, acılar, sevgiler insanın yazmasına önayak olur. Bundan önce İdil ile ilgili çok güzel bir yazı yazdınız. Arada bir yazıyor musunuz, yazı işi nerden esti? 

Diasporadaki yaşantının vatana ve toprağa yönelik hasret duygularını daha da kabarttığı bir gerçek. Aşkı, hayatı, ayrılıkları yasadığımız ama kavrayamadığımız yıllardır o yıllar. Bahsetmiş olduğunuz gibi anıları, acıları ve sevgiyi de içimde sönmeyen bir kor gibi sakladığımdan okudukça kafam dolar ve bir gün gelir Mevlana’nın "Dol ki boşalasın" dediği gibi kafamda oluşan fikirleri kâğıda dökme, çığlıklarımı duyurma ihtiyacı duyarım. Batırıp kalemi hislerimin damarlarına mısralarla, satırlarla hasreti işlemeye çalışırım sayfalarıma. Okuduğum kitaplardan aldığım güzel fikirleri de misafir edip sayfalarıma onları da yorumlamaya başladım kendimce. 

Topluma taşımak istediğiniz fikirleriniz hatta çığlıklarınız vardır. Bunlar beyninizden kendiliklerinden taşar ve sakince dökülüverirler an ve an beyaz kâğıda. Ben de hata yapma özgürlüğü içinde olmanın verdiği rahatlıkla gönlümde taşıdığım bir bavul dolusu cümleyi, yalın duygularımı, yılların vermiş olduğu birikimi, gönül iklimime düşen yağmurları satırlaştırmaya; parmaklarım işlevlerini sürdürdüğü ve aklım beynimi terk etmediği müddetçe kendi çapımda amatör bir ruhla makale ve şiir yazmaya devam edebileceğimi düşünüyorum.

6-İdil’de hatırladığınız bir yer var mı?
İdil’de hatırladığım o kadar çok yer var ki… Deyim yerindeyse her taşın altında bir anımız saklı. Gözlerimi kapattığım zaman her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Lakin çocukluk yıllarımda aşağı mahallede bulunan Timurlenk çeşmesinin sağ ve sol kısmında bulunan, delhize benzeyen taştan örme iki adet su kanalını hiç unutamam. Yaz aylarındaki bunaltıcı İdil sıcaklığından sıyrılıp oradaki serin atmosferde arkadaşlarımla ard arda dizilip yosun tutmuş kaygan taş duvara el ve ayaklarımızla tutunmaya çalışıp, o zifiri karanlıkta ilerlemeye uğraşırdık. Karanlığın vermiş olduğu korkudan olsa gerek şarkı söyler, arada bir suyun içine düşsek bile gülerdik. Kanalın öbür ucunda bulunan Iwayne adındaki ufak havuzun serin sularına bırakırdık kendimizi maceraya atılmış kahramanlar gibi… Bunun yanında İdil’de büyüyüp de Simitoke`de kaymayan bir şahıs tanımıyorum, belki de çocukluğumuzu yaşadığımız tek eğlence yerimizdi. Üzerimizde etkisini hep hissettiğimiz geçmişin anılarını yad edince yüreğim dolup taşar.

7-İdil’de okul ile ilgili bir anınız var mı? 

Hezexa'da Midun KöyüOrta okulda tarım ve ziraat dersimize giren ismi A. Aziz velakin soyadını maalesef hatırlayamadığım bir hocamız vardı. Bir gün bizleri yazılı imtihana tabi tuttuğunda kopya çekenleri ikaz etmeyip görmemezlikten geldiğini fark ettiğimde sınıf masası altındaki ders kitabini açıp tüm sorulan soruları eksiksiz bir şekilde cevaplandırmıştım. Yazılı kâğıdının en alt köşesine ise "Hocam kopya çekmeme izin verdiğin için teşekkür ederim" diye de bir not bırakmıştım. Tüm sınıf 10 üzerinden 9 almıştı, o notu yazmam ise bana pahalıya mal olmuştu. Hocanın bir tek bana 5 vermesini hiç unutamam…

8-Okul arkadaşlarınızla bir anınız var mı? 
İdil’de babası posta müdürü olan Fazlı Şahin isminde bir sınıf arkadaşım vardı. Bazı derslerde zorlandığımda ev ödevlerinde bana yardımcı olabileceğini lakin bunun karşılığında bizlerin de yurtdışında akrabalarımız olduğu için bize gelen mektupların üstündeki pulları kendisine vermemi şart koşmuştu. Yani bu alışverişte ikimiz de kârlı çıkıyorduk. Yıllar sonra Fazli arkadaşımla sanal bir platformda yollarımız kesişince kendisine bunları anlatmış eski günlerimizi yad etmiştik. Mamafih benden topladığı pul koleksiyonunun evinden çalındığını ve buna fevkalade üzüldüğünü söylemişti.

9-İdil ile ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mı ? 
İdil ile ilgili söylemek istediklerimi bir kaç satırla ifade etmek istiyorum;”Sen bana senle başlayan bir hayatsın, sen öykümün silinmez anlarıyla dolusun. Bu filmin devamı gurbette çekilmekte ama şunu bil ki HEZEXE BI RENGI (Renkli İdil’im) filmin ikinci bölümünün gurbetteki çekimleri senin etkin altında, senin hasretinin, senin özleminin ve de senin güzelliklerinin izleriyle devam etmektedir. Seni çok ama çok seviyorum…

Kaynak: www.idilhaber.com , Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2012

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım