SÜRYANİ TARİHİ
Süryaniler Kimdir?

Eski Tarih

Süryani Tarihinde Bölünmeler

Kilisede Tek Başına

Renkler Sırayla Solarken

Serçe Kanadında Yaşayan Bir Halk: Süryaniler

Süryaniler Azınlık Oldu da Sonra Ne Oldu?

Dilsiz Süryani Nasra Şammashindi

Ermeni ve Süryanilerin Birlikte Yaşadığı Bir Köy

Yok Edilen Uygarlığın Kültür Envanteri

Gavur Değiliz ki Biz, İnanıyoruz

Sürgünün Ne Olduğunu Ortadoğu'da Gördüm

İsmini Saklayamazsın ki...

hepsi

 
 
M.Halis İş, Midyathabur Gazetesi / SÜRYANİ ZANAATKARLAR TARİHE Mİ KARIŞIYOR?
Midyat ilçesindeki Süryani ustalar kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri ayakta tutmaya çalışıyor. Yıllarını mesleklerine adayan ustaların içine düştüğü durum can yakıyor.

Midyat’ın eski tarihi çarşısında mesleğini sürdüren ustalar yaptıkları şeylerin yeteri kadar talep görmemesinden ve ilgisizlikten dolayı yakınsalar da mesleği bırakmamaya kararlılar.

Bir zamanlar hattat, kalaycı, taş ustası, semerci, fırıncı, hayvan derisi alımı, ayakkabıcı üreticisi, testici, çömlekçi, oymacı, telkari ustaları, demirci, marangoz ve antikacılarla dolu çarşı birkaç usta dışında boşalmış durumda. Mesleklerin son temsilcileri mesleklerinin devamı için çırak bulamamaktan da dert yanıyor. Bu haliyle mesleklerinin sürdürülmesinde geleceğe dönük planlama ve mesleği sürdürecek yeni bir kuşağında yetiştirilmesi de zorlaşıyor.

Süryani ustalar dükkânlarının artık sadece tarihi camiler ve eski evler gibi belgesel yapımcıları, televizyoncular ve turistlerin ilgisini çektiğini söylüyorlar. Artık babaların çocuklarını meslek öğrenmek için göndermediğine değinen Süryani ustalar, ailelerin çocuklarını geleceğini bu mesleklerde görmüyor.

Midyat’ın eski çarşısında mesleğini sürdüren Süryani ustalar,  “Buralar bize eski anılarımızı hatırlatıyor. Başka bir yerde bu eski havayı alamadığımız için çalışamıyoruz" diyorlar.

Yok olmaya yüz tutan birçok el sanatı gibi teknolojiye yenik düşen ve bütün bu zorluklara rağmen var olma mücadelesi veren hattat, telkari, şapkacılık, kalaycılık ve demircilik mesleğinin son temsilcileri olan Süryani ustalar ile görüştük.

Sapka Yapan Süryani Usta Yusuf TürkerMidyat Süryanilerinden Yusuf Türker (76) artık kullanılmayan ve unutulmaya yüz tutmuş şapkacılık mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor. 54 yıllık meslek hayatı boyunca birçok usta yetiştiren Türker, ekonomik güçlüklere rağmen şapkacılık mesleğini sürdürmeye kararlı. Bazı günlerde bir şapka dahi satamadığını vurgulayan Türker, “Bu yaştan sonra neyle uğraşayım? Bu işi ömrümün sonuna kadar devam ettireceğim” diye konuşuyor. İşe başladığında, Midyat’ta üç Süryani şapka ustası olduğuna değinen Yusuf Türker, şimdi Midyat’ta sadece kendisinin bu meslekle uğraştığını belirterek, diğer iki Süryani ustanın birisinin vefat ettiğini diğerinin ise Avrupa’ya göç ederek bu mesleğini orada sürdürdüğünü” söyledi. Daha önceden Midyatlılar tarafından çok yoğun olarak kullanılan şapkanın artık rağbet görmediğine  değinen Türker, “Şu an da köylerdeki Süryani vatandaşlar şapka kullanıyor ve bu eski geleneği sürdürüyorlar” dedi.

Türker, Midyatlı Yezidiler'in de şapka kullandığını vurgulayarak, “Midyat’ta fazla Yezidi kalmamış ama Avrupa’dan Midyat’a tatile gelen Yezidiler dükkâna gelerek 10 veya 15 tane şapka alıp oradaki yaşlı tanıdıklarına hediye olarak götürüyorlar” diye konuştu.

Yarım asırdan fazladır şapka yapıp satan Süryani şapka ustası genel olarak modern yaşam tarzının geleneksel yaşam tarzının parçası sayılan şapkalara ilgi ve talebi yok etmeye başladığını belirtiyor. Şapka kullanılmamasının en önemli sebeplerinden birinin, değişen şartlar olduğunu belirten Türker, “Eskiden insanlar hiçbir sebeple gelenek ve göreneklerini terk etmezlerdi ama şimdi bunlara boş verilip diğer yerlerdeki kültürler taklit ediliyor. Bizim şapka kullanma geleneğimiz çok güzel bir alışkanlıktı. Çünkü şapka insanı kışın soğuğa karşı korurken yazın da sıcaktan muhafaza ediyor” şeklinde konuştu.

Sobacı Süryani Usta İbrahim Gökinan Midyat’ta 35 yıldır sobacılık yapan İbrahim Gökinan da (61) benzer şeylerden yakınıyor. Bugüne kadar birçok usta yetiştiren Gökinan işlerinin olmayışından ve ilgisizlikten yakınsa da ilerlemiş yaşına aldırış etmeden soba yapmaya devam ediyor.

Çok küçük yaşlarda büyük kardeşiyle köylerde dolaşarak soba tamiratı ile meslek kariyerine adım atan Süryani soba ustası sonunda bölgede tanınan meşhur odun sobacısı olarak halkın vazgeçilmezi arasına girmiş. Önceleri birçok Süryani soba ustasının olmasına rağmen yine de halkın taleplerini karşılamakta güçlük çektiklerini belirten Gökinan, kömür sobalarının çıkması, kaloriferli evlerin çoğalması ve klimaların kullanılmasından dolayı meslekte bir talepsizliğin olduğunu söylüyor. Şehirlerde odun sobalarının kullanılmadığına dikkat çeken Gökinan, kalan müşterilerinin köylerden olduğunu belirtiyor. Gün boyu tek soba bitiren Gökinan, kazancının 20 YTL olduğunu söyleyerek mesleğinde hem kazancın düştüğünü hem de talebin azaldığını vurguladı. Yılda sadece 3 ay çalıştıklarının altını çizen Gökinan, yılın geriye kalan diğer tüm zamanlarını da uğraşsız geçtiğini ifade etti. Gökinan, “Teknoloji bizim mesleğimizi de bitirme noktasına getirdi. Mesleğimiz hem zor hem de kazancı azalmış durumda bu yüzden çıraklar gelmiyor mesleğimizin transferini genç kuşaklara aktaramıyoruz. Mesleğimiz el emeği isteyen zahmetli bir meslek olarak görünüyor.” dedi.

Kalaycı Ustası Gevriye ErginMidyat’ın el sanatları arasında bulunan kalaycılık mesleğini 80 yaşında olmasına aldırış etmeden yaşatmaya çalışan Süryani Usta Gevriye Ergin 13 yaşından beri kalaycılık yaptığını söyledi. Ergin; “Benimle birlikte Midyat’ta bu işi çok sayıda kişi yapıyordu. Artık kalaya ilgi kalmadı. Ben de bu mesleğin içinde büyüyerek, ekmeğimi kalaycılıkla sağlamaya başladım. Artık işlerimiz eskisi gibi iyi değil. Şimdi de iş olsa yaşama aldırış etmeden çalışırdım ama iş yok. Kalaycılık tarihe karışıyor.

Önceden burada birçok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, güğümlü ibrik denilen ibrikler, su güğümü vb. mutfak eşyaları yılda en az bir kez kalaylanırdı. Bazen de bizler köyleri dolaşırdık ve bu şekilde ekmeğimizi kazanırdık. Herkesin mutfak eşyası tercihlerinde bir değişimi oldu. Bu tercihler mesleğimizin de sonunu getirdi.  Sadece yaz aylarında birkaç kazan ve tencereyi kalaylamanın dışında hep oturuyorum. Pazar günleri dışında her sabah dükkânımı iş olsa da olmasa da açıyorum. Çünkü başka yerde sabrım gelmiyor.” dedi.

Midyat’ın en meşhur sanatlarından olan telkari ustası İsa Ergin mesleğini ‘El emeği göz nuru’ olarak tanımlıyor. Süryani telkari ustası İsa Ergin 76 yaşında. 54 yılını verdiği telkari mesleğini yanında çalıştırıp yetiştirdiği çocuklarına devretse de yıllarını verdiği mesleğini tamamıyla bırakmayı düşünmediğini söylüyor. Ergin, “Midyat’ta telkari mesleğinin en yaşlı temsilcileri olarak iki kişi kalmışız. Diğer meslekler gibi telkari sanatında da zaman zaman duraksamalar yaşansa da telkari bugün bile aynı canlılığını koruyor. Bizler bu canlılığı hazır döküm işi ile yapılamayan ürünlere bağlıyoruz.”

Telkari Ustası İsa ErginErgin, “Makineler her meslekte olduğu gibi bizim mesleği de bitirecekti. Ama sadece el işçiliği ile üretilebilen, kemerler, tepsi, şekerlik, kalemlik, meyvelik, mücevher kutusu, gerdanlık, bilezikler mesleğimizin canlılığını bugünlere taşıdı. Önceden hazır döküm işleri yoktu ve bütün ürünleri el işçiliği ile yapıyorduk. Dört erkek çocuğum var ve hepsi de bu mesleği biliyor. Mesleği onlara öğrettiğim için mutluyum. Benden sonra mesleği yaşatacaklar. Onlara mesleğin bütün inceliklerini öğrettim ve çok iyi öğrenmişler. El işlemeli ürünler döküm ürünlerinden biraz daha pahalı oluyor. Her ikisine de talep var. Turistler özellikle el işlemeli telkari ürünleri tercih ediyor.” dedi.

Diğer el sanatlarında olduğu gibi demircilik de teknolojinin gelişmesi, fabrikasyon ve eski ustaların yerine yenilerinin yetişmediğinden ne yazık ki unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin arasında bulunuyor. Midyatlı Süryani usta Abdülmesih Küçükaslan Demircilik mesleğinin son temsilcilerinden. Midyat’ta uzun yıllardır demircilikle uğraşan 72 yaşındaki Abdulmesih Küçükaslan mesleğin öldüğünü söyledi. 12 yaşında başladığı meslek hayatını 60 yıldır devam ettiren ve bir gün olsun dükkânını kapatmayan Demirci ustası Abdulmesih Küçükaslan, gençlerin artık bu mesleği yapmadığını ve bundan üzüntü duyduklarını söyledi.

Demirci Usta Abdülmesih KüçükaslanKüçükaslan, “Biz Süryani ustalar işimizi sağlam ve temiz yapıyoruz. Bu yüzden çevrede çok iyi tanınıyoruz. Şimdi bile bazen iş yerimi özel sebeplerden ötürü açmasam Müslümanlar beni bekliyorlar işlerini yapmam için.  Önceden demircilikle ilgili bütün ürünlerin üretimini yapardık. Çok güzel işimiz olurdu. Sabah gelir ve gecenin çok geç saatlerine kadar çalışırdık, yine de işleri yetiştiremezdik. Şimdilerde ise sabahları açıyorum öğleden sonraları kapatıyorum. Birkaç balta ve kazmayı bilemenin dışında işimiz kalmamış. Yezidi, Müslüman ve Süryanilerden oluşan 47 usta yetiştirdim ve şu anda hiç birisi bu işi yapmıyor. Mesleğimiz eski canlılığını yitirdiği için halk arasında da saygınlığımız kaybolmuş. Bu gidişle mesleğimi en fazla birkaç yıl daha yapar ve bırakırım. Benden sonra bu iş yapılmayacağı için Midyat’ta bir meslek tarihten silinecek.” dedi.

Süryani Hat Ustası Papaz Gabriel AktaşBu mesleklerin yanında Süryanice el yazmacılığı geleneğinin bölgedeki son temsilcisi olan Midyat’a bağlı Bakısyan (Alagöz) Köyü Papazı Gabriel Aktaş dünyanın yaşayan en eski dillerinden biri olan Süryanice ile kilise ve manastırlar için dua kitabelerini yazıyor.

61 yaşında olan Papaz Aktaş Süryanice el yazmasıyla kilisede koro eşliğinde söylenen yıllık dua programının bütün ilahilerini içeren Fankitho dKudoş hito, Fankitho dakyomto, Fankitho dSavmo rabo, Fankitho dkadişe kitaplarını hat sanatıyla yazdıktan sonra ofset baskı tekniğiyle çoğaltıp yurt içi ve yurt dışındaki çok sayıda kiliseye gönderiyor.

Her bir kitabın 800 sayfa olduğuna işaret eden Aktaş, kitapların yazım işlemini 4 yılda bitirdiğini söyledi. 6 yaşındayken köyün kilisesinde din eğitimi almaya başlayan Papaz Gabriel Aktaş, “O yaşımdaki merakım nedeniyle Süryanice yazı yazmayı kendi kendime öğrendim ve böyle başladım yazı yazmaya. Gençliğimde kilisede çocuklara dini eğitim verirken Süryanice yazı yazmanın inceliklerini öğrettim. Ancak yazı yazdığım çocuklardan hiç birisi hat sanatını yapmak istemiyor. Çünkü hat sanatı el emeği isteyen çok zahmetli bir iştir. Papaz olduktan sonra ilk işim kitaplar yazmak oldu. Türkiye’deki kiliselerde hat sanatı mesleğini yapan tek kişi ben kalmışım. Süryanice kitabeler yazan şahıslar artık kalmamış. Bende diğer sanatkârlar gibi hat sanatıyla kitabeler yazarak geleceğe bir miras bırakmak istedim.”

Süryani Ustaların Bulunduğu Midyat ÇarşısıPapaz Aktaş, “İnsan ölümlüdür ve öldükten sonra onu yaşatacak kalıcı eserler bırakması gerekiyor. Ben de hat sanatındaki yeteneğimi kiliselerimiz için büyük öneme sahip olan dua kitaplarını yazarak sarf ettim. Gençlerin hat sanatı mesleğini öğrenmelerini istiyorum. Bu meslekte antika değerindedir. Avrupa’da bulunan Süryaniler yıpranmış ve eskimiş kitaplarının yazılması için ricada bulunuyorlar, bende onları kırmıyorum. Temennimiz dünyadan hiçbir mesleğin kaybolmamasıdır.” dedi.

Midyat’ın tarih, kültür ve toplumsal zenginliğinin önemli bileşenlerinden olan Midyatlı Süryani ustaların zanaatlarının genel olarak değişen, şekil değiştiren ihtiyaçlardan ilgisizlikten dolayı yok olmaya yüz tutması Midyat için eksiltici bir rol oynayacağı kesin. Büyük romancı Yaşar Kemal’in 2007 yılının başlarında bir konferansın açılış konuşmasında dediği gibi; “İnsanı insan yapan kültürüdür. Dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her çiçeğin bir rengi, bir kokusu vardır. İnsanlık her kültürün üstüne titremelidir. Binlerce kültür çiçeği, birini koparırsak insanlık bir kokudan, bir renkten yoksun kalır.”


YAZI VE FOTOĞRAFLAR: M.HALİS İŞ

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2008

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım