KÜLTÜR / SANAT
Yok Hükmündeki Millet-i Mahkumeler

1912'de Şark Yıldızı Gazetesi

Süryani Edebiyatının 2000 Yıllık Geçmişi

Soğan Kabukları ve Adıyaman'ın Öteki Tarihi

İstanbul Süryanilerine Bakış:Mazlum ve Makul

Süryani Kadınların Acılarına Işık Tutmaya Çalıştım

Azınlık Malları Nasıl Türkleştirildi

Bir Süryaninin Askerlik Anıları

Barışa Emanetiz

Kutsal Ruhun Kavalı Mor Efrem

Geçmişten Günümüze Mardin Müzisyenleri

Yok Sayılan Bir Halk

Süryaniler

hepsi

Süryani Dili

Süryanilerde Tiyatro ve Sinema

Süryanilerde Popüler Müzik

Süryanilerin Müzikal Çığlığı

Süryanilerde Kilise Müziği

Süryanilerde Halk Oyunları

Süryanilerde Ölüm Gelenekleri

Diyarbakır'da Geleneksel Bir Meslek Puşicilik

Turabdin'de Siboro Geleneği

Süryanilerin Yüzyıllardır Yaşattığı Sanat: Telkari

Şarabın Süryani Ustaları

Süryanilerde Paskalya Bayramı ve Hazırlıklar

Kaybolan Bir Süryani Sanatı: Basmacılık

Süryani Geleneğinde Noel (Yaldo) Bayramı

Bir Süryani Geleneği : Hano Kritho

Taştan Çıkan Beyaz Çorba: Gabula

Turabdinin Temel Yemeği Bulgur

Babağannuç

Yemek Tarifleri

 
 
Özcan Geçer / KUTSAL RUHUN KAVALI MOR EFREM

İki yıl önce 'Mem-u Zin' isimli Kürtçe kitabın basımını yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk kez Süryanice bir kitap çıkardı. Mardin Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz tarafından Türkçe'ye çevrilen ve Süryanice şiirlerden oluşan 'Kutsal Ruhun Kavalı' isimli eser 400 sayfalık, her biri numaralı 3500 baskı yapılmış, biri Türkçe biri de Süryanice olarak iki cilt halinde yayımlandı. Kitapta, Süryani Edebiyatı kısaca tanıtılırken, Mor (Aziz) Efrem’in yaşam öyküsü ve kendisinin 31 ayrı konu başlığıyla da şiirleri okuyuculara sunuldu.

M.S. 4'üncü yüzyıldan 7'inci yüzyıla kadar olan dönem, Süryani edebiyatının altın çağı olarak tanımlanmıştır. En iyi şair ve en yaratıcı yazarların bir kısmı bu dönemde eser vermiştir. Şairler arasında Mor Efrem (M.S. 285-373) tüm zamanların en müthiş dinsel şair ve bilgelerinden biri olarak öne çıkar. Fakat şiirleri 18'inci yüzyıla kadar kopyalanmamış ve pek fazla tanınmamıştır. Ona ait edebi metinler 10’uncu yüzyılda Nsibinli bir başrahip tarafından Mısır'daki bir Süryani manastırında bulunmuş ve basılıp çoğaltılıncaya kadar çok eski el yazmalarında muhafaza edilmişlerdir. Eğer bu yazmalar bulunup gün ışığına çıkartılmasaydı erken dönem Süryani edebiyatına ait zenginliklerin pek farkında olunmayacaktı.

Bin yılların şahitliğini yapan maddi kültür katmanlarının yanı sıra, sayısız denebilecek birçok inanç sistemini bağrında taşımış, medeniyet merkezi olan Mezopotamya , günümüzde de birçok inanç, gelenek ve kültürün harmanlanıp ortak kültürel değerleri meydana getirmiştir. Süreç içerisinde farklı yorumlamalar ile varlığını sürdürmeye çalışan inanç sistemleri ve bunları temsil eden şahsiyetler, taşıyıcısı oldukları misyonları ile uzak diyarların halklarının yaşam rotasına yön vermiş, duygu ve düşüncelerine renk katmışlardır. Bu şahsiyetlerin varlık nedenleri arasında önemli bir yere sahip olan anayurtları, onların yetişmesi ve mevcut potansiyellerinin açığa çıkarılmasında önemli bir role sahip olmuştur. Mezopotamya’nın kadim topluluklarından olan Süryanilerin büyük şairi Mor Efrem de, tüm Doğu Hıristiyan kiliseleri tarafından saygıyla anılan, Batı kiliselerince Doğu adına tanınan ender simalardan birisidir.

Nusaybin’de doğmuş, bu şehirde eğitim görmüş, öğrencisi olduğu eğitim kurumunun yöneticiliğine kadar yükselmiş, Süryani dilinin tartışılmaz üstadı, birçok manayı birkaç sözle ifade edebilen, okuyucularını barışa, ibadette derinliğe, tefekkürde sonsuzluğa davet eden Mor Efrem, “Süryanilerin Güneşi” ve ‘’ Kutsal Ruhun Kavalı ( veya Liri ) ‘’ tanımlaması ile ünlenmiştir.

Erken yaşlarında dünya nimetlerini terk edip, bölgenin Episkoposu Mor Yakup’un himayesine girerek ruhî temizlik ve kutsallığı, dini bilgilerini ondan öğrendi. İznik’te MS 325 yılında toplanan Hıristiyanlığın ilk ve en büyük evrensel konsiline katılan Episkopos Mor Yakub ile öğrencisi Efrem Nusaybin'e döndüklerinde ünlü Nusaybin Okulu'nun inşasına başladılar ve 326 yılında okulu hizmete açtılar. Mor Efrem uzun yıllar boyunca bu okulun rektörlüğünü yaptı. 7. Yüzyıla kadar hizmet verecek bu okulda 800-1000 kadar öğrenci yatılı olarak okumaktaydı. Okulun resmi dili Süryanice’ydi. Süryanice dilinin yanında Grekçe de okutulmaktaydı. Bu okulda felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk eğitimi veriliyordu. Bu dönemde Grekçe’den Süryanice’ye birçok kitap çevrilmiştir. Mor Efrem'in yüksek eğitim düzeyi, Nusaybin'de sunulan eğitimin bir ölçütüdür.

Mor Efrem’in Nusaybin’de bulunduğu yıllarda, şehir üç kez Perslilerce kuşatılır ancak ele geçirilemez. Son kuşatmada , Bizans İmparatoru Julien’in bozguna uğratılması sonucunda Nusaybin şehri teslim edilir. Kentin Hıristiyan halkının büyük bir çoğunluğu göç ederek şehri terk eder. Mor Efrem, kentlilerle birlikte göç eder ve önce Diyarbakır’a gelerek şehrin Batı cephesine yerleşen mülteciler arasında bulunur, daha sonra da Urfa’ya yerleşir. Yaşamının son on yılını Urfa’da geçirir.

Bu kentte bulunduğu dönemde meydana gelen kıtlık felaketi, inziva yaşamını sürdürdüğü hücresinden çıkmasına neden olurken, servetlerinden fakirleri yararlandırmadıklarından dolayı da zenginleri kınar. Yaptığı çalışmalar sonucunda, zenginlerden topladığı yardımlarla binlerce aç ve sefil durumdaki insanlara yiyecek ve ilaç bulur. Vasiyetinde kendisinin gösterişsiz toprağa verilmesini, aziz kalıntısı diye kendisine ait hiçbir şeyin saklanmamasını ister. Gömüleceği yer konusunda “Mezarlıkta beni, kalbi kırık olanların bulunduğu yere yatırınız ki, İsa geldiğinde beni kucaklayabilsin ve onların ortasında kaldırabilsin” temennisinde bulunur.

373 yılının Haziran ayında öldüğü tahmin edilen Mor Efrem’in mezarı Urfa şehrinin batı kapısında Kontrion denilen Burcun yanındaki bir mezara konulur. Daha sonra bu mezarın üzerine Deyrülsufli adı ile anılan bir kilise inşa edilir. Süryani Ortodoks Kilisesi kendisini azizleri anma programında yıllık kilise takvimine dâhil etmiştir. Bu tarih, Paskalya Bayramı öncesindeki büyük orucun ilk haftasının cumartesi gününe denk gelir.

Tartışmasız iyi bir dil ustasıdır Mor Efrem. Süryani şairleri arasında, birçok mânâyı az bir sözle ifade edebilenlerin en başarılısıdır. Anlaşılır dile sahiptir. İfadedeki derinliğine kimse ulaşamamıştır. Konularını seçerken çok dikkatli davranmıştır. Şiir ve kaside tarzını geliştirmiştir. Kasidelerinin güzelliği konumunu daha da arttırmıştır.

Bir yazar olarak olağanüstü üretkenliğe sahiptir. Niyseli Grigor’un bildirdiğine göre, bazen zihni, düşüncelerinin coşkun dalgalarıyla kabarıp taşardı ve o zaman Efrem şu şekilde dua etmek zorunda kalırdı: ‘’Lütfûnun selini durdur, ey Tanrım.’’ Mor Efrem, Geniş düşüncelerini ve engin hayal gücünün meyvelerini insanlara uzun yazılar vasıtasıyla ulaştırmaya çalışmıştır. Bir çok manzum vaaz ve ilahi, Kitab-ı Mukaddes tefsiri, açıklayıcı dini konuşmalar ve polemik eserler kaleme almıştır. Bunlar çok kısa bir sürede Yunanca, Ermenice, Kıpti’ce, Habeş’çe ve Latinceye çevrilmişlerdir. Etkisi, sadece Mezopotamya’da değil, tüm Hıristiyanlık dünyasında kendisini hissettirmiştir. Yapıtlarının büyük bir kısmı günümüze kadar gelmiş olup Latin harfleriyle altı büyük cilt halinde basılmıştır.

Mor Efrem, Süryani şiirini geliştirip, kendi tarzı yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüş, ilahi ve söyleşileri Süryani ayinlerinin düzenlenmesinde etkili olmuştur. Memra (mimro) ve Madrasa (mardaşo) adı verilen iki tarzda yazılmış şiirleri vardır. Memra: konuşma tarzında olan şiir, Madrasa ise ezgisel çizgisi daha belirgin ve koro tarafından okunan bir tarzdır. Şiirleri mekânsal icra edilen tüm dua ve ilahi okumalarında sıkça kullanılır. 5. Yüzyıl Bizans tarihçisi Sozome’ye göre, kendisine ait üç milyona yakın şiir cümlesi olduğu belirtilir. Ayrıca “Sugitho” türünü Hıristiyan edebiyatına kazandıran, düzenleyen ve kullanıma sunan ilk Süryani şairidir. Sugitho’nun belli bir kalıbı vardır. Her sugitho iki, üç ya da daha fazla kişi arasında söz düellosu şeklinde icra edilen bir yazım türüdür.

Süryanicenin halk dili olarak ya da dinsel tören dili olarak kullanıldığı her yerde Mor Efrem’in ilahileri okunur. Bugüne kalan 400’e yakın ilahisi bilinmektedir. Kutsal Kitabın literal (harfiyen) şekilde okunmasının kesinlikle yanlış olduğunu ve bu tür yaklaşımların yanlış anlaşılmalara neden olabileceğini ifade eder. Kutsal Kitapla ilgili yaptığı tefsir çalışmalarının çoğunu düzyazı yerine şiir türünde yapmıştır.

Kendi kültürüne ve evrene ışığını sunmuş olan, aziz mertebesinde saygı duyulan bu tarihi kimliğin geç de olsa aynı coğrafyanın insanlarına tanıtılmasından memnuniyet duymak gerek. ‘’Kutsal Ruhun Kavalı’’ isimli bu eser , seksen yılı aşan bir zaman diliminde görmezlikten gelinip unutturulmaya çalışılan, Anadolu’nun en kadim sakinlerinden olan Süryanilerin, sahip oldukları inanç ve kültürel motiflerini, bu topraklardan dünyaya armağan ettikleri ruhsal bir çağrının yazınsal ifadesidir.

Kitabın önsözünde Kültür Bakanımızın, bastıkları eserin tüm insanlığın daha anlayışlı bir kültür coğrafyasında yaşamalarına zemin oluşturması ve ‘’tolerans birikimine’’ katkıda bulunması temennisiyle bitirdiği cümlelerini okurken, bir yandan da gözümüz Tur Abdin’de kültürümüzün bayrağı olan Mor Gabriel Manastırı’nın işgalci sıfatıyla yargı kapılarında "sabır birikimini"ne tanıklık ediyor. 1639 yıldır Süryanice’nin doğduğu kutsal kent Edessa’da (Urfa) ebedî istirahatgâhında yatan bilgemizin, bu yaman çelişkiye o meşhur hiciv şiirlerinden kaç dize döktüreceğini sormadan duramazken, kitapta emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. 

Dizelerinden birkaç örnek :

Yirmi Yedinci Şiir

Nefsi aydınlatan ibadetle ilgilidir .

30 -‘’Tohum yağmurla gençleşir, denemelerle de dürüst insanlar.’’

Yirmi Sekizinci Şiir

Şeytan’ın insanları günaha nasıl düşürdüğüne dair sırrını açıklamaktadır.

152 -Ölüm zehrine hileyle bal karıştırıp gibi, Böylece sözlerime, Kutsal Ruh’tan esinlenen kitaplardan bazı cümleler de ekliyorum

Otuz Birinci Şiir

İlim, tevazû ve ahlâkla ilgilidir.

21 -Kitaplar senin sofran olsunlar, onlardan bol ve hoş yiyecekler yiyip karnını doyurursun.
Yine onlar senin yatağın olsunlar, rahat uyursun

36 -Senden önceki kralları,zenginleri ve mağrur olanları düşün.
Onların hepsi bu dünyadan göç ettiler, sen de onlar gibi göç edip gideceksin.

Yazar: Özcan Geçer, (Twitter.com/ozcangecer)  ; Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2012

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım