HABERLER
Haber Arşivi
Önyargıları kırmak için “YANYANA” geldiler.

Altı Kuşaktır Demir Dövüyorlar

Türkiye'de Kültürlerin Tanınma Deneyi

Tahsis Kararı İptal Mülkiyet Sorunu ise Devam

Syriacs want Confiscated Historical Monuments Back

Süryaniler El Konulan Mülklerini Geri İstiyor

Diyanet'e Mardin'de Kilise Piyangosu

Adıyaman Süryani Mezarlığına Saldırı

Süryani Aktivisitlerden Musul Açıklaması

Yüzyılın Dramı Sığınmacılar Fotoğraf Sergisi

Rupen Semerciyan Turnuvasında Süryani'ye Yer Yok

Basma Ustası Nasra Teyzenin Cenaze Töreni

Süryanilerin Basmacılık Sanatı Öksüz Kaldı

Süryanice'de Tutanaklara X Olarak Geçti

Hristiyanların Yüzde 65'i Ülkeyi Terk Etti

geri | | ileri
 
 
/ HABUR REHİNESİ: SESİMİZİ DUYAN KİMSE YOK

Lübnan’dan yayın yapan Al Monitor haber sitesi, Habur’dan Işid tarafından kaçırılıp daha sonra hastalığı nedeniyle serbest bırakılan bir yaşlı Asuri Süryani kadın ile röportaj yaptı. Güvenlik nedeniyle kişisel bilgileri gizli tutulan yaşlı kadının anlattıkları çarpıcı…

Bilmeyenler ve unutanlar için hatırlatmamız gerekirse 23 Şubat’ta Habur suyu boyunca uzanan Asuri Süryani köylerine Işid saldırmış ve 200’ün üzerinde sivili kaçırmışlardı. Serbest bırakılan birkaç yaşlı ve hasta dışında halen insanlarımız Işid tarafından rehin tutuluyor.

Röportajın bazı kısımları özetle şöyle: 

(Saldırdıkları gece) Evdeydik, kaçacak zaman yoktu. Yüzleri gizli değildi. Göğsüme silah dayadılar yürü dediler. Kızlarım ve torunlarım da yanımdaydı. Bacaklarım kırıktı, önceden kırıktı. Yürüyemiyordum, kızım sırtına aldı. Kim direnirse öldürülecekti. Kimse o yüzden direnmedi. Til Tamer’da olanları herkes biliyordu. Kilise bombalanmıştı, evlerimiz yakılmıştı. Benim köyümden 85 kişiyi Shaddadeh’e götürdüler. Erkeklerle kadınları ayırdılar. 11 yaşından küçük çocukları kadınların yanında bıraktılar. O andan sonra bir daha erkekleri ve erkek çocuklarımızı göremedik. Yalnız sonrasında erkeklerimize mektup gönderip almamıza izin verdiler.

Bizi küçük tek pencereli bir odaya doluşturdular. Orada dönüşümlü uyuyorduk ve daha iyi nefes almak için pencereye yöneliyorduk.
Çok az uyuyorduk ve bizi kaçıranlarla hep yüzyüzeydik. Günde altı defa dua ediyorduk. Bu bize umut veriyordu. Grubumuzdaki en küçük çocuk 2 aylık bir bebekti.

Bütün bu süreç boyunca hep aynı yerde tutulduk, binadan hiç ayrılmadık. Aynı elbiselerleydik. Haftada bir kere yıkanmamıza izin veriyorlardı.

Bizi kaçıranların aksanı yerel Suriye Haseke aksanıydı. Bizim köyümüzü yaklaşık 100 kişi ile almışlardı. Ancak götürüldüğümüz yerde Arapça bilmeyen yabancı cihatçılar da gördük.

Bir cihatçı her Cumartesi günü gelip eğer Müslüman olursak bırakılacağımızı telkin ediyordu. Bir cihatçı bir gün doğrudan bunu yüzüme söyleyince şu cevabı verdim: “Bana bak, ben senin Annen sayılırım. Sen kendi dininde kal, ben de kendi dinimde!”
Kırık bacaklarının gittikçe kötüleşmesi nedeniyle serbest bırakılan yaşlı kadın şunu söylüyor: “ Ben, diğerleri de bırakılmadan bırakılmak istemiyordum. Ayrıldığımız an diğerleriyle beraber ağlıyorduk.

Avrupa ülkelerinin yaklaşımları hakkındaki soruya ise şu cevabı veriyor: “Biz destek görmedik. Biz tamamen terk edildiğimizi hissediyoruz. Avrupa sessiz, bizim yardım edin dediğimizi duyan yok.”

Röpartajın tamamını şu adresten ingilizce olarak okuyabilirsiniz ;

http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2015/07/lebanon-syria-assyrian-christian-woman-isis-captured-release.html# 

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2015  

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım