GÜNCEL
ARAMA MOTORU

Web'de Ara Site içinde Ara
 
Forum sözleşmesi


E-posta: Şifre: Şifre Hatırlat | Üye Ol

KONUYU AÇAN: Görgis 194.230.145***
20.01.2026 20:43:33
Konu: SÜRYANİ Kültürlerin İzinde: AZECH/BEYTZABDAY/İdil’den Diyarbakır’a
SÜRYANİ Kültürlerin İzinde:

AZECH/BEYTZABDAY/İdil’den Diyarbakır’a

Sabahın ilk ışıklarıyla İdil’den yola çıkıyoruz. İdil, adı anlamı, kır yaşamının güzelliğini ve çobanın aşkı konu alan kısa şiir, her köşesi tarihle yoğrulmuş bir kasaba.

Meryem Ana Kilisesi nin tarihi M.S. 57’ye uzanan köklü tarihiyle Azret Azech Kilisesi, ilk adıyla Mor Yuhan, Antakya’daki St. Peter Kilisesi’nden sonra Hristiyanlığı kabul eden en eski ikinci kilise olarak bilinir. 1710’da Meryem Ana adını alan bu eşsiz yapı, savaşlara ve doğal afetlere rağmen yapılan restorasyonlarla günümüze ulaşmış, bugün Süryani Ortodoks cemaatine ait faal ve yaşayan bir ibadethanedir.

Doğusunda tüm ihtişamıyla Cudi Dağı yükseliyor, sağımızda tarih ve kültür kokan Cizre, sessizce geçmişin zenginliğini fısıldıyor. Bu sınır bölgesinde Süryaniler, Kürtler, Ezidiler ve Araplar, yüzyıllardır birlikte yaşamış. İdil, farklı kültürlerin bir araya geldiği bir mozaik gibi, bizi bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Onu Geride bırakarak yola koyuluyoruz.
İlk durağımız, doğanın kollarında saklı Haspıst Köyü. Köy, İdil ilçesine bağlı bir yerleşim yeri olup, burada bulunan üç önemli Süryani kilisesi, bölgenin tarihi ve kültürel kimliğini yansıtır.

Mor Behnam Kilisesi, Mor Yakup Kilisesi, köydeki diğer dini yapılarla birlikte yerel halk için manevi bir öneme sahiptir. Son olarak, Meryem Ana Kilisesi.

de Hespist Köyü’nde bulunmaktadır ve köyün dini atmosferini zenginleştiren Bu kiliseler, Hespist Köyü’nün tarihi ve kültürel mirasının önemli unsurlarıdır.

Cehennem Deresi’nin üzerine bakan etkileyici manzarasıyla adeta doğanın bir sanat eseri gibi. Sessizliği, geçmişin izlerini bugüne taşır gibi huzur veriyor. Kısa bir moladan sonra rotamıza devam ediyoruz.

Yolumuz bizi Süryanilerin ruhani merkezi Ögündük (Middih) Köyü’ne götürüyor. Bu köy, taş yapıları ve tarihi kiliseleriyle bir huzur adası gibi. Dar sokaklarında tarihin fısıltıları arasında dolaşıyoruz. Burada, yerel halkın samimi sohbetleri, kültürel derinlikleri mağaraları vadileri yeniden keşfetmemizi sağlıyor. Özellikle Mor Eşahyo Kilisesi’nin taş salonu, Süryani kültürünün görkemini gözler önüne seriyor.

Süryani şarabı, Mezopotamya’nın binlerce yıllık bağcılık geleneğini günümüze taşıyan yaşayan bir mirastır. Manastırların taş duvarları arasında, dualarla ve büyük bir sabırla üretilen bu şarap; yalnızca bir içki değil, inancın, emeğin ve kültürün sembolüdür. Yerel üzümlerden, katkısız ve doğal yöntemlerle yapılan Süryani şarabı; güçlü aroması, derin tadı ve hikâyesiyle sofralarda geçmişi hissettirir. Her yudumda tarih, her şişede kadim bir coğrafyanın ruhu vardır.

Ögündük’ten sonra, Başak Köyü ndeki Mor Aday Kilisesi, Şırnak ın İdil ilçesine bağlı Öğündük köyü yakınlarındaki tarihi bir Süryani Ortodoks kilisesidir; 7. yüzyıla ait olduğu düşünülen bu yap, cemaatin ayrılmasından sonra harabe durumuna düşmüş, zaman zaman mesken ve hatta ahır olarak kullanılmış, ancak kültürel mirası koruma çabalarıyla önemini sürdürmektedir.

Bir diğer kadim yerleşim Haberli Köyü’ne ulaşıyoruz. Köyün eski adı Basibrin; rüzgârlı yer anlamına gelen bu isim, köyün coğrafi yapısını ve tarihi derinliğini yansıtıyor. Taş evleri, zamana meydan okurcasına ayakta duran yapıları ve kiliseleriyle bu köy, tarih dolu bir açık hava müzesini andırıyor. Mor Eşahyo Kilisesi’nin taş salonunda, haç işaretleri ve kutsal figürlerle çevrili atmosfer bizi tarihin derinliklerine çekiyor. Kilise aynı zamanda köy çocuklarına Süryanice eğitim veriyor; bu da köyün kültürel zenginliğini yaşatan bir merkez haline getiriyor.

Sare köyünde yaşayan olayları gözden geçirirsek şayet fazla derine girmeden özetleyelim,
Şemun Hanne Haydo, Midyat’a bağlı Sare köyünde doğmuştur. Kendisi, cesareti ve liderlik vasıflarıyla tanınan bir Süryani askeri lideriydi. 1915 yılı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermeni, Süryani ve diğer Hristiyan halkların tehcir ve katliamlara uğradığı zorlu bir dönemdi. Bu dönemde, Süryani köyleri de ciddi saldırılarla karşı karşıya kaldı ve birçok Süryani, hayatta kalma mücadelesi verdi.

Yavaş yavaş Bagok Dağları’na doğru ilerliyoruz ve Ezidiler için kutsal kabul edilen mağara köyüne varıyoruz. Dağ yamacına kurulmuş bu

köy, binbir çeşit çiçekle süslenmiş yollarıyla adeta bir masal diyarını andırıyor. Doğanın sessizliği ve köyün mistik havası, bize binlerce yıllık bir kültürün hala yaşadığını kanıtlıyor.

Sonunda Midyat’a ulaşıyoruz. Midyat, tarihin ve farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan büyüleyici bir şehir. Taş konakları, labirenti andıran dar sokakları ve Süryani ustalarının ince işçilikle yaptığı telkari eserleriyle bizi zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Midyat, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi bir şehirdir ve Mardin iline bağlıdır. Şehir, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olup, özellikle Süryani kültürü ile tanınmaktadır.

Midyat, milattan önceki dönemlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Şehir, antik çağda Asur, Babil ve Roma gibi büyük medeniyetlerin etkisi altında kalmıştır. Geçmişte önemli bir ticaret merkezi olan Midyat, özellikle taş işçiliği ve telkari sanatında ünlü hale gelmiştir.

Süryani Hristiyanları için önemli bir merkez olan Midyat, tarihi kiliseleri, manastırları ve taş evleriyle dikkat çeker. 1915 yılında yaşanan Seyfo (Süryani Soykırımı) sırasında, birçok Süryani aile bu toprakları terk etmek zorunda kalmış olsa da, şehirde hala Süryani kültürü ve gelenekleri yaşamaktadır.

Günümüzde Midyat, tarihi dokusu ve kültürel zenginlikleri ile hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeken bir destinasyon haline gelmiştir. Özellikle taş mimarisi, Süryani kiliseleri ve geleneksel el sanatları ile Midyat, geçmişin izlerini taşıyan canlı bir tarih kitabı gibidir.

Midyat’ın ünlü telkari çarşısında, her köşe bir başka sanat eseri barındırıyor. Gün batımının kızıl ışıkları, şehrin taş binalarında dans ederken, Midyat’ın büyüleyici atmosferi ruhumuzu sarıp sarmalıyor.

Dereiçi (Killit) Köyü, Mardin’in Savur ilçesine bağlı, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan bir Süryani köyüdür. Köyde yer alan Mor Yuhanun, Mor Şemun ve Meryem Ana Kiliseleri, bölgenin en önemli dini yapılarındandır. Bu üç kilise, Süryani taş işçiliğinin en güzel örneklerini sergileyerek, yüzyıllar boyunca köyün dini hayatının merkezi olmuştur. Hala ayakta duran bu yapılar, köyün hem kültürel hem de manevi kimliğini yaşatan önemli eserlerdir.
Ziyaretçiler, köyün zengin dini mirasını ve tarihi atmosferini keşfetme fırsatı bulabilir, kiliselerin mimari güzelliklerini yakından görebilirler.

Mardin’e doğru ilerliyoruz. Mardin, taş binalarıyla tarihin bir parçası gibi karşımıza çıkıyor. Taş evlerin dar sokaklara açıldığı bu şehirde, her adımda başka bir medeniyetin izini sürüyoruz. Yükseklerdeki eski manastırları ve medreseleri ile adeta zamanın durduğu bir şehir.

Son durak Diyarbakır. Diyarbakır’a yaklaştıkça, şehrin tarihi surları bizi karşılıyor. Diyarbakır, olağanüstü bir şehir; görkemli surları, antik kent yapıları ve zengin kültürel dokusuyla Doğu’nun kalbinde yer alıyor. Diyarbakır Surları, şehrin kadim geçmişine tanıklık eden birer dev gibi yükseliyor. Şehrin tarihi çarşılarında gezindikçe, Diyarbakır’ın mistik havası ve tarihi atmosferi, adeta zamanın akışını yavaşlatıyor.

Diyarbakır’daki Önemli Kiliseler:

Surp Giragos Kilisesi: Diyarbakır’ın en büyük ve en önemli kiliselerinden biri, 1880 yılında inşa edilmiş olup, 2010 yılında restore edilmiştir. Kilise, hem ibadet alanı olarak hem de kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır. Mimarisi, zarif taş işçiliği ve dikkat çekici freskleriyle öne çıkar.

Viranşehir Surp Hovhannes Kilisesi: Diyarbakır’a yakın bir bölgede yer alan bu kilise, bölgenin tarihi Süryani toplulukları için önemli bir ibadet yeridir. Tarih boyunca çeşitli onarımlar görmüştür ve yerel halkın dini yaşamında önemli bir rol oynamaktadır.

Meryem Ana Kilisesi: Diyarbakır’ın merkezinde bulunan bu kilise, Süryani Hristiyanları için önemli bir ibadet alanıdır. Kilise, yapısı ve tarihiyle dikkat çekerken, cemaatin sosyal ve kültürel etkinliklerine de ev sahipliği yapmaktadır.

Diyarbakır’daki bu kiliseler, bölgenin çok kültürlü yapısını ve tarihi derinliğini yansıtırken, aynı zamanda yerel halkın inanç ve geleneklerini de yaşatmaktadır. Bu yapılar, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekerek şehrin zengin kültürel mirasını gözler önüne sermektedir.

Yolculuğumuz Diyarbakır’da sona eriyor.
Azech/İdil’den başlayıp Diyarbakır’a uzanan bu kültürel keşif, bizde derin izler bırakıyor. Her şehir, her köy kendi hikayesini anlatırken, biz de bu toprakların kadim zenginliğini yeniden keşfetmenin mutluluğuyla dönüş yoluna koyuluyoruz.

Görgis Bilen
 
CEVAP YAZ - Onaylı Üyelik Gerektirir
isim:
konu:
cevap:
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım