GÜNCEL
ARAMA MOTORU

Web'de Ara Site içinde Ara
 
Forum sözleşmesi


E-posta: Şifre: Şifre Hatırlat | Üye Ol

KONUYU AÇAN: Görgis 89.217.132.***
18.01.2026 16:14:53
Konu: Bir Zamanlar Köyde Yaşamak
Bir Zamanlar Köyde Yaşamak

O zamanlar herkesin cebinde para yoktu. Şeker, yağ gibi temel ihtiyaçlar çuvalla, tenekeyle alınırdı. Para her zaman kolay bulunmazdı, ama insanlar yine de birbirine yardım eder, dayanışma içinde yaşardı.

Birbirine komşuluk yapmak, bir yere gitmek için yol parası istemek değil, elinden geleni sunmak, en değerli şeydi. Yaşamak, birlikte olmak, paylaşmak, en zenginlikti.

Düğünlerde köydeki herkes davetliydi çünkü davetiye kartları diye bir şey yoktu. Davetler, yüz yüze yapılırdı; komşular kapı kapı dolaşır, düğün günü de herkes bir araya gelirdi.

Ne kadar çok kişi varsa, o kadar büyük bir eğlence olurdu. Kahkahalar, halaylar, oyunlar… Bir düğün, sadece bir kutlama değil, bir arada olmanın gücünü de hatırlatırdı.

Taziye evlerinde de durum farklıydı. Herkes katkıda bulunurdu; kimisi pirinç pilavı, kimisi bulgur pilavı, kimisi de ne bulursa onu götürürdü. Taziyedekiler, bu yemeklerle midelerini doldurur, acılarını bir nebze olsun hafifletirlerdi. Bir sofranın etrafında bir araya gelmek, acıyı paylaşmak, dostluğu pekiştirmek en güzel geleneğimizdi.

Bazen etsiz yemekler olurdu çünkü köylülerin çoğunun kesesi et almaya yetmezdi. Ama kimse bundan şikayet etmezdi. Bir dilim ekmek, bir kap yoğurt, biraz zeytin… Ne varsa onu yer, ne varsa onu paylaşırdık. O zamanlar, belki de bugünkü gibi “yeterince” olma kaygısı yoktu. İnsanlar sahip oldukları her şeyi mutlulukla sunar, paylaşıp birlikte büyürdük.

Harman zamanı, komşularla beraber çalışmak bir gelenekti. Üzüm toplandıktan sonra, kimisi pestil yapar, kimisi de halile… O kadar çok birlikte yapılan iş vardı ki, hiçbir şey yalnızca kendi için yapılmazdı. Herkes birbiriyle el birliğiyle çalışır, sonunda hep beraber mutlu olurdu.

Herkes hayatının bir döneminde mutlaka ev sahibi olurdu. Kirada oturmak nadir bir durumdu; çünkü kendi evini yapmak, hayatı anlamlı kılardı. Ev yapmak, sadece duvar örmek değil, içinde yaşamanın başladığı, çocukların büyüdüğü, komşuların gelip gittiği bir yerdi.

O zamanlar köyde toprak, insanın en değerli şeyiydi. Her evin bir hikayesi vardı, bir odun sobası, bahçesinde taş fırın bir çömlekten tencere, bahçede yetişen sebzeler… Her şeyin bir yeri ve zamanı vardı.

Sokaklarda arabalar yoktu, atlar ve eşekler vardı. İnsanlar, günlük işlerini bu hayvanlarla yapardı, yola atların geçtiği patikalardan ulaşılırdı. Çocuklar, atlarla, eşeklerle büyür, onlarla oyunlar oynardı. “Çocuklar için tehlikeli” diye bir şey yoktu. Herkesin güvenliği birbirine bağlıydı, kimse yalnız değildi.

Eski hayat, zamanın yavaş aktığı, insanların birbirine daha yakın olduğu bir hayattı.

Herkesin bir görevi vardı. Köydeki işler sadece tarlada çalışmak, hayvan bakmakla bitmezdi. Bir arada olmak, birlikte yaşamak, birlikte kahkahalar atmak, acıları paylaşmak da önemliydi. O zamanlar, hayat daha sade, daha doğal, daha insancıldı. Bugün çok değerini bilmediğimiz şeyler, o zamanlar hayatın ta kendisiydi. Yaşamak, yaşatmak, paylaşmak ve sevdiklerimizle aynı sofrayı paylaşmak, en büyük zenginlikti.

O eski hayat, belki de şu an kaybettiğimiz huzurun ve bağlılığın simgesiydi. Birlikte yaşamak, herkesin ortak bir dünyasında var olmak, ne kadar değerli olduğunu unuttuğumuz bir zenginlikti.

Görgis Bilen
 
CEVAP YAZ - Onaylı Üyelik Gerektirir
isim:
konu:
cevap:
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım