GÜNCEL
ARAMA MOTORU

Web'de Ara Site içinde Ara
 
Forum sözleşmesi


E-posta: Şifre: Şifre Hatırlat | Üye Ol

KONUYU AÇAN: metin 88.235.128.***
10.08.2009 03:20:38
Konu: Aram Tigranı kaybettik
Mezopotamya’nın eşsiz sesi, acılı Ermeni halkının evladı, büyük Kürt dostu, bütün yaşamını Kürdistan halkının acılarını, sevinçlerini, özgürlük özlemlerini, gerillanın direnişini ve ülke hasretini son nefesine kadar şarkılarıyla anlatan, Ermeni ve Kürdistan halkının sesi büyük sanatçı Aram Tigranı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Başta ailesine, Ermeni, Kürt ve tüm Mezopotamya halklarına baş sağlığı diliyoruz...
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
10.08.2009 21:30:44
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
paylaştığın için tşk..metin bey..

ben o insana yüz ninkere kurban olurum..onu çok seviyordum..sadece ben değil..bütün dünya onu çok seviyordu..çok iyi bir insanı kaybettik..hepimizin başı sağolsun..bu arada anma töreni var..ermeni kilisesinde burdaki herkes gelirse seviniriz..

sevgi ve saygılarımla..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
10.08.2009 21:32:22
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
anma töreni diyarbakırda..olcak..
 
Kimden: metin  88.235.128.***
10.08.2009 22:37:08
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ne demek devran bey,bizler aydınlarımızı, sanatçılarımızı her zaman sahip çıkan bir bilincle yaşantımısı sürdereceğiz. gerçekten ape aram tigran bizler için çok büyük bir kayıp oldu, bu acı haberi duyduğumda derin bir üzüntü geçirdim, hiç öleceği aramızdan göç edeceği aklımıza gelmedi..
ey sevgili ape aram senin kürt halkına yaptığın bu büyük fedakarığını asla unutmucaz unutturmuyacağız.gittiğin yer bizimdir sayende.. nur içinde huzur yat.. güle güle

tû her dem dılê mê de bî hozanê mêzın...
 
Kimden: metin  212.156.219***
11.08.2009 01:36:38
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Êy Dîlberê’nin yanık sesi sustu
2009 BRÜKSEL - Yanık ve sade, duru ve içten, yaşlı ve bilge bir sestir onunki. Bu sesi duyan herkesin gözünde canlanıverir bu yaşlı bilge müzisyen. Hatta kimimiz, tambur teline dokunulduğunda hissetmişizdir onu. Ne ki televizyon yaygınlaştığında, bu kez sırtında gömleği, boynunda kravatı ve elinde tamburuyla, o aristokrat görünümüyle çıkıverdi karşımıza. Artık ses ile siluet bütünleşmiş, o davudi sesin sahibinin Kürtçe’ye büyük değerler katmış olan Ermeni müzik dehalarından Aram Tîgran olduğunu bellemişti cümle âlem.

Kürt müziğine ömrünü vermişti o. Sason’un Bianda Köyü’nden Qamişlo’ya, oradan Brüksel’e, Atina ya uzanan serüveni, tam 12 Kürtçe albümle doluydu. Fakat bu albümlerin 11 tanesinin kapağında, okunan şarkıların söz ve müziklerinin kime ait olduğu bile yazmıyordu. Az değil üstelik 11 albümde tamı tamına 160 şarkı bulunuyordu. O kadar ki, bu parçaların her birinin Kürt müziğiyle ilgili herkeste derin bir izi bulunuyordu. İşte sadece bu nedenle bile Aram’a ulaşıp bu müziklerin belgelenmesi bile büyük önem taşıyordu. Ancak belgelenmesi gereken ne kadar çok şey olduğunu, ancak 72 yaşındaki bu müzik dehasıyla buluşup konuşmaya başladığımızda fark edebilecektik.

İki yıl önce Brüksel’in en güzel yerlerinden birinde, Grand Place’de buluşuyoruz Aram’la. Yağmurlu bir gün... Ama o, her zamanki aristokrat tutumundan taviz vermemiş, şık giyinmeyi ihmal etmemişti. Kravatlı lacivert takımı, fötr şapkası ve yaşlı, kıvrımlı yüz hatlarının arasına ürkek bir güvercin gibi sinmiş olan güleçliğiyle karşılıyor bizi.

TÜRKİYE TARİHİNİN DEHLİZLERİNE GÖTÜREN HAYATI ÖYKÜSÜ

Aram’ın hayat hikayesi, Türkiye tarihinin dehlizlerine götürüyor bizi. Önce, Sason’un Bianda köyüne davet ediyor bizi Aram. Yıl 1915. Büyük Ermeni Katliamı yaşanıyor o yıllarda. Aram’ın köyü de büyük darbe alıyor bu katliamdan ve kocaman köyde sadece 15-20 kişi hayatta kalabiliyor.

Bunlardan birisi de Aram’ın babasıdır. Ve katliamdan kurtulan Baba Tîgran, “Bin Xetê”deki, yani Suriye tarafındaki Qamişlo’ya kaçmayı başarıyor. Anne tarafı da aynı kaderi paylaşıyor. Sadece annesi ve teyzesi Qamişlo’ya ulaşabiliyor. Geriye kalanları ne gören oluyor o tarihten sonra ne duyan... Aram Tîgran, “Annem ve teyzem tek gelebilmişler Qamişlo’ya. Başka akraba da yok. Şimdi teyzem de öldü. Eski akrabaları bulmak epey zor” diyor ve ekliyor: “Ailemizden kimse kalmadı. Bazıları telefon açıyor. Diyarbakır dan da arıyorlar. Akrabayız diyorlar, ama görüşemedik hiç biriyle. İspat da yok. Ben görmemişim. Babam da yok ki tanısın...”

QAMİŞLO’DAKİ ‘GÖÇMEN AŞK’IN ÇOCUĞU

İşte can havliyle Qamişlo’ya ulaşıldığında, genç Tîgranların arasında büyük bir aşk da başlıyor burada. Annesi ve babası tanışıp evleniyorlar. Ve 1934 yılının 15 Ocak günü Aram geliyor dünyaya. Oğlak burcu olan Tîgran, burcunun karakteristik özellikleri de taşıdığını söylüyor. Bazı astrologların, “Oğlaklar 30 una kadar hayata toz pembe bakarlar. Ama iz bırakırlar. Büyük insanların çoğu da oğlaktır” sözünü hatırlatan Aram, kendisinin de hayata toz-pembe baktığını söylemekten çekinmiyor.

Zira 15 yaşından itibaren cümbüşüyle eğlenceler düzenliyor Aram. Durmadan şarkılar söylüyor, içki sohbetlerinde sabahlıyor. Gerçi ailesinin Sason’daki durumu da iyi değildir, Qamişlo’da da öyle kısa sürede durumları düzelmeyecektir ve babası inşaat işlerinde çalışacaktır, ama zaten yaşam biçimi güzel ve eğlenceli cümbüş alemleriyle dolu olan Aram’ın da zenginlik, refah diye bir düşü yoktur. Cümbüş eline aldığında etrafının kalabalıklaşması, çalınıp söylenmesi, çakır keyif zamanlar yetiyor da artıyor genç Aram’a. O kadar ki, bugün 72 yaşında olan sanatçı, en çok özlediği günlerin, işte o çakır keyif, çalıp söylediği günler olduğunu söylemeye çekinmiyor.

Hayatın onu sürüklemesine razıdır Aram, ama aynı burcu taşıdığı Muhammed Ali Clay, Al Capone, Çiçero, Newton veya Nazım Hikmet gibi büyük bir insan olmanın enerjisini de taşımaktadır. Ve eğlenceli vakitlerden arta kalan hayatında, durup dinlenmeden, geceli gündüzlü, bulduğu her fırsatta beste yapımına verecektir kendini.

Derken 1953 yılında ilk profesyonel sanatçılıkla yüzleşecektir. Ta ki 1966 yılına kadar cırcır böceğinin keyfi, karıncanın çalışıp didinmesini birleştirecek olan sanat hayatı sürüp gidecektir Qamişlo’da. Ve Aram, daha bu yıllarında bile Güneybatı Kürtleri arasında, sayılı, en ünlü sanatçılardan biri olacaktır.

Erivan’a yerleşen Aram, burada yine Kürtlerin her akşam can kulağıyla dinledikleri Erivan Radyosu’nda çalışır. Fakat bu kez dostları arasında ya da onu sevenler arasında değil, radyo mikrofonunun soğuk, mekanik yüzüne söyleyecektir şarkılarını. Aram için doyurucu bir yaşam tarzı olmasa da, bu yıllar, Aram’ın Kürdistan’ın bütün parçalarında dinlenip tanınmasında önemli bir dönüm noktası oluşturacaktır. Fakat diyalektiğin acı bir hükmü gibi Erivan Radyosu’nun da miadı dolacaktır Aram için ve nihayet 1990 yılı geldiğinde Avrupa’ya çıkacaktır Aram. İşte o tarihten sonra Avrupa’da devam ettirdiği sanat yaşamı, tam 16 yıllık çalışma dönemi Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe’den ibaret tam 435 şarkının derlenip okunduğu çileli ama taşkın bir dönem olacaktır Aram için.

53 YILLIK MÜZİK KARİYERİ

Dedik ya 53 yıllık müzik yaşamında Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe şarkılar okuyor Aram... Hepsi bundan ibaret değil elbette: 230 u Kirmancî, 150 si Arapça, 30 u Türkçe, 10 u Süryanice, 8 i Yunanca, 7 si de Zazaca olmak üzere Aram’ın okuduğu şarkılarda tam bir “diller seremonisi” yatar. Ancak bunların tamamını albümlere okumamıştır Aram. Geçmişte albüm olanağı yoktur çünkü. Örneğin Mihemed Mamlê’de yaşarken albüm çıkaramamış, ama 650 şarkı kaydetmiştir. Geçtiğimiz yıllarda Husen Reber, bu şarkılardan 21 CD çıkardı. Aram Tîgran, yine de yeni teknolojiye ulaştı ve bugüne kadar şu albümleri çıkardı:

Aram Tîgran I

Kurdistan’e

Çîyayê Gebarê

Serxwebûn Xweş e

Dil Axe

Rabin

Teofil Üzerine

Zîlan

Xazî Dîsa Zarbûma

Keçê Dinê

Evîna Feqiyê Teyran

Ey Welato Em Heliyan

Aram Tîgran ın kasetlerinin çoğunda şarkıların söz ve müziklerinin kime ait olduğu yazılı değildir. İşte Aram da zamanını bize ayırdı ve tek tek şarkıların kime ait olduklarını yazdık. Uzun süren çalışmamız sonrasında 148 şarkının kime ait olduklarını kaydettik. Söz ve müzik yazılmayan kasetler şunlardı: Serxwebûn Xweş e, Dil Axe, Teofil Üzerine, Zîlan, Kurdistan’e, Çîyayê Gebarê, Ey Welato Em Heliyan, Rabin, Aram Tîgran I, Xazî Dîsa Zarbûma ve Keçê Dinê. Şarkıların tamamının sahiplerini bu kısa yazıya alabilmemiz elbette ki imkansız.

BABASINDAN FEQİYE TEYRAN’A, GERİLLADAN CİGERXWİN’E...

Aram Tîgran ın bir özelliği şarkılarının müziğini genelde onun yapıyor olmasıdır. Örneğin, “Mazlum Şêrê Kurdistan e” gerillaların yazdığı, müziğini Aram’ın yaptığı bir şarkıdır. Bunun gibi Aram dendiğinde belki de ilk akla gelen parçalardan biri de Feqiyê Teyran’ın yazdığı Ey Dîlberê gibi Aram’ın müziğini yaptığı çok sayıdaki parçalardan birkaç örnek şunlardır:

Ey Dîlberê Gotin: Feqiyê Teyran Muzîk: Aram Tîgran

Îro li Welat Şer e Gotin: Dr. Feyzullah Muzîk: AramTîkran

Kurê Min Gotin: Mîkaîle Reşîd Muzîk: Aram Tîgran

Taqîqê Çav Belekê Gotin: Şamîram Muzîk: Aram Tîgran

Weylo Li Min Gotin: Feruşan Haco Muzîk: Aram Tîgran

Med-TV Gotin: Mele Dilbirîn Muzîk: Aram Tîgran

Gundê Şamiram Gotin: Ehmede Gogî Muzîk: Aram Tîgran

Wextê Zerya Min Nîşan Kirin Gotin: Simoye Şemo Muzîk: Aram Tîgran

Az olmakla birlikte “Ax Lê Gidyanê” “Bahre Vane” “Gulbinaz” ve “Gul Şerîn e” gibi söz ve müziklerini kendisinin yaptığı şarkılar da bulunuyor. Babası’nın yazdığı bazı parçaları da albümlerinde okuyan Aram, Kürt şair Cegerxwîn in eserlerinden de esinlenir ve “Eman Leylê”, “Şev Çû”, “Sebra Dila”, “Dil Axe”, “Newroz”, “Bi Xêr Hatî Tu Newrozê” gibi şarkıları üretir. Kürtlerin binlerce yıldır söylediği “Horom Horom”, “Yarim Goranî”, “Digerim” ve “Fidan Yar” gibi halk şarkılarına da albümlerinde yer veren Aram, kendi halkı Ermeni’lerin bazı şarkılarını da Kürtçeye çevirerek okudu. Örneğin “Nînaqan”, “Narên e Lerê” ve “Rebe Here Welate Xwe” şarkıları Ermeni Halk Şarkıları dır ve Aram Tîgran tarafından Kürtçeye çevrilmiştir. Kürt kamuoyuna yönelik olarak hazırlanan albümlerde sanatçı Ermenice şarkılar da okudu.

Türkiye de “Sarı Gelin” olarak bilinen şarkıyı da albümlerinde “Axçik” olarak okuyan sanatçı bu konuda kamuoyunun yanıltıldığını söyleyerek şunları söylüyor: “Bu şarkının söz ve müziği anonimdir. Ben Ermenice den Kürtçe ye çevirdim. Şarkının orjinal adı Sari Axçik’tir. Ermenice de Sari dağ anlamına geliyor. Axçik de gelin demek. Yani Dağ Gelini anlamına geliyor. Nedenini bilmiyorum ama Türkler Dağ Gelini ni Sarı Gelin yaptılar.”

‘EVİNA ARAM’

Kürt sanatçılar, Aram Tîgran a 2005 yılında bir sürpriz yaptılar. "Evîna Aram" adıyla bir albüm çıkaran sanatçılar Aram Tîgran a ait 14 besteyi okudular. Mîr Muzîk in çıkardığı albümde Fatê (Siya Darê), Rotînda (Yerîvan), Seyîdxan (Leylanê), Gulistan (Sebra Dila), Serhat-Çar Newa (Yaramina Bedêw), Harun-Koma Rewşen (Hatin), Diyar (Leyla), Xelîl Xemgîn (Xemilîlî Zozan), Kawa (Zerîya Min), Delîl Dîlanar (Zar Buma), Şemdîn (Şeva Tarî)

Xêro Abbas (Şev Çû), Xemgîn Bîrhat (Gûl Firoş) adlı parçaları seslendirdiler.

‘SANATA DOYAMADIM’

47 yıllık evlilik hayatında Aram Tîgran ın iki kızı, bir oğlu oldu. Üç çocuğunu da evlendiren Tîgran aynı zamanda bir dedeydi. Sürekli kimliksiz ve yabancı olarak adlandırılan insanların içinde yaşıyordu Aram. Ekonomik koşulları fazla değişmedi ama her sanatçıya nasip olmayacak bir müzik kariyeri yaptı ve Kürtler içinde en popüler, ve en saygıdeğer sanatçılardan biri oldu.

Aram’a son sorumuz şuydu: “Çok ünlü oldunuz. Eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı?” Cevabı hiç şaşırtmamıştı bizi: “Gözüm sanata doymadı. Şarkılara, çalmaya doymadı. Ne zaman doyacak bilmiyorum. Ben sanatı sevdiğim için herhalde. Sanat benim yaşamım, vitaminim, balımdır Gençken çevremiz doluyordu. Sabaha kadar oturur, çalar, söyler, doymazdık. Şimdi sanat üretme koşullarım farklı olsa da hayatımın ortak tek doğrusu var: müziğe doyamıyorum.”

Êy Dîlberê’nin yanık sesi Aram Tigran, Atina da 8 Ağustos günü Van Gelismos hastanesinde hayata gözlerini yumdu. 6 Ağustos da sabah saatlerinde ilgin beyin ölümü verçekleşti, sonra da giderek zayıflayan kalbi durdu. Tigran, cenazesinin Diyarbakır a götürülmesini istiyordu....

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR

ANF NEWS AGENCY

 
Kimden: beer  84.73.180.5***
11.08.2009 02:16:06
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
iyi bir insan ancak Aram tigran gibi olur. sen bizim ape . seni unutmayacagiz omur boyunca.aynen naum faik gibi. gule gule. sason gulu ve halklarin sairi.onunde basimi eyip bir insan vezifesidir. SHLOME IKORE. SAYGILAR.....
 
Kimden: metin  88.235.128.***
11.08.2009 18:17:48
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
merak edenler olcaktır, neden ape aram tigran kürtler tarafından delicesine taparcasına sevilmekte ve saygı duyulmakta?
ermeni evladı olan ape aram bilindiği gibi diğer ermeniler gibi 1915 olayından nasipini aldılar ,aram babası felaketten canını kurtarmak için süriye kaçar, kaçarken bir kürt ailesi tarafından korunur.. aramın babası bu iyiliğin altında kalmamak için oğluna şu vasiyeti bildirir ,ömrünün gittiği yere kadar kürtçe şarkılar söyle.
ben bu hikayeyi duyduğumda çok duygulandım,delikanlı bir baba ve babasının sözünde duran mert bi adam, düşünüyomda böyle insanlar yeryüzünde kaldımı? bu yüzden ape arama ve babasına olan hayranlığım bin kat arttı...
mutlak şudurki her canlı ölümü tadacaktır,ama bu kahpe dünyada böyle insan evlatları olduğu sürece ve insan-i değerlere değer veren ve verdiren canımız ciğermiz amcamız sevgili aram tigran yüreklerimizde her zaman seni yaşatacağız..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:05:03
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
SANA BİŞEY DİYEYİM Mİ METİN BEY..BİR ÇOK KÜRT KENDİ KÖKENİNİ ARAŞTIRIRSA..MUTLAKA GÖRECEKTİR..O KÖKENDE KESİN YA İBRANİ YADA ERMENİ KANI VARDIR..BUNDAN ÇOK EMİNİM..

SHOLOM..YAŞASIN MEZEPOTAMYA HALKI..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:14:12
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
bu konuda çok araştırmam oldu..ve bilim adamlarınında çok araştırmalı olmuş bu konuda..hatta bilim adamlaranın araştırmalarına göre 3 tane ırk birbilerine çok yakın duruyorlar..ermeniler kürtler yahudiler..sana ilginç gelemesin..çünkü ilk ibranilerin yaşadıkları yer mezepotapya..atalarıda hurriler..hurrilerde bizde kürt diyoruz tarihe baktığımızda..öyle..ermeniler içinde aynı şey geçerli..onlarda mezepotamyalı eğer ibrani kaynaklarına göre araştırırsan..gerçeği göreceksin kardeşim..umarım hiç kimse darılmaz bana..
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
14.08.2009 13:17:05
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Oha hadi ermeniyi anladık hint avrupa halkısınız.Peki hint avrupayla alakası olmayan ibraniler nerden çıktı.Yoksa siyonizmi bundanmı destekliyorsunuz?Birde devran bey size bişi söylim anladığım kadarıyla siz bir dönmesiniz(dinsel) çünkü misyoner ağzı çekiyorsunuz!Şunu iyi bilki mezopotamya hristiyanlarının en büyük düşmanı misyonerler ve onların anglosakson(kendinizi ibrani sanmanız gibi),siyonist,evangelist felsefeleridir.İşte o gün mezopotamyaya çöreklenmiş bu pislikleri teker teker sileceğiz.....
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:20:38
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ibrani kaynaklarına göre araştırırsan her şey apacık ortaya çıkacaktır..aslında kürtlerin kökeni nerdeyse bütün mezepotamya halklarına dayanır..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:23:49
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
eğer şu hususu göz önünde bulundursak..ilk zagros sakinleri kürtlerdir diyoruz..ama ibranilerde diyorlar ki hurrüler biizm atalarımızdır..bence kürtler ve ibraniler arasında bi bağ var..
UMARIM KİMSENİN KALBİNİ KIRMADIM..
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
14.08.2009 13:34:39
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ibrani kaynaklarının en eskisi aynı zamanda dünyanın en eski
tarih kitabı olan tevrata bak bir isterden.İbranilerin atası ibrahimdir.İbrahim ur(urfa)kentinden kenanilerin diyarı olan şimdiki israel e göç etmiştir.Ur kenti aynı zamanda asur-babil şehri olan uruk şehridir.Ayrıca asur tabletlerinde ibrahimin göçü asur devleti tarafından kayıtlıdır.İbrahimin ismi bile asur-babil akadcasıyla oluşturulmuş bir kelimedir. İbrahim aslında abraham dır(ibrani ve yukarı mezopotamya lehçelerinde.)
Abraham ın açılımı şudur arkadaşım. Abbaraham dır. Abba-Raham orjinal halidir bu.Asur dilinda abba= baba demektir.Raham(arapçada rahim)Büyük anlamına gelmektedir.
Yani ibrahimin anlamı "büyük baba" demektir.Ayrıca ibraniler konuştukları dile asuri dili anlamına gelen "kethuv assuri" derler.Ve bu akrabalığa nebukadnetzar kitabu mukaddeste değinmiştir.Babil sürgününde ibranilerin
liderleri olan sadrak,meşak,abednego (daniel in ismi babilde değişmiştir ve nebukadnetzar memur isimleri vermiştir onlara)nebukadnetzardan sonra tek yetkili gruptu.
Buda nebukadnetzarın asur-babil imparatoru olarak ibranilere ne kadar akrabalık değeri verdiğini gösteriyor.
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
14.08.2009 13:48:51
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Devran bey mantık yürütmenizi anlıyorum ama bir noktayı kaçırıyorsunuz.Hurri egemenliği zamanında zagros dağlarında
kürtler diğe birşey geçmiyor.Daha doğrusu mezopotamya eski tarihinde geçmiyor.Kaldıki zagros dağları mezopotamyaya ait değildir.Pers ve onların kurduğu med imparatorluğunun sınırları içerisindedir.Zagros dağları asyadan,hindistandan göçü karşıladığı için bir çok asya halkı bu dağlarda yaşamıştır.Büyük asur kralı Asurbanipal zagroslara düzenlediği seferlerde bu halkların kaydını tutmak istemiş fakat bu halk gruplarının "gökteki yıldızlar kadar çoktular" benzetmessini yaparak etnik çeşitliliği vurgulamıştır tabletlerinde.Yani bunlar kürttür gibi bir geneleme yapmak tarih yağmalamak olur.Öyleki mezopotamya yerlileri tarafından kürtlerin bu bölgelere ne zaman yerleştiği kaydı tutulmuştur.Bu yakın tarihler kürtleri çok sinirlendiriyor nedense....Kürt kelimesi bile bir halkı,etnik grubu simgelemek için kullanılmamıştır.Bu iddialarda guti kelimesini,kartuk kelimesini direk kürt olarak kabul etmek kendine yer arayan çıkarcıların işidir diğe düşünüyorum....
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:52:12
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
İbranilerin kökeni ile ilgili tartışmalar halen devam etmektedir. İbranîler genellikle Hurriler tarafından günümüze ulaşmış olan Habiru adıyla tanımlanmaktadırlar. Bu isim ile genellikle Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Mezopotamya bölgesinde bulunan Habur ovasından gelen halk kastedilmektedir. Yahudîliğin anlatımlarına göre ilk İbranîler İbrahim in doğduğu şehir olan tarihî Ur şehrinden gelmişlerdir.

Ur şehrinde İbrahim döneminde de Arabistan yarım adasından buraya göçmüş olan Sami halklar çoğunluktaydı. Araplar gibi, İbranîler ve Kenanlılar da Sami halklardandır. Her iki tanımlamanın, yani Arap ve İbrani adlarının her iki dilde göç etmek ya da geçmek anlamına gelen abara kelimesinden geldiği sanılır. Arapçadaki عبرى ( ibrî) kelimesi İbranî anlamındadır. Arap anlamına gelen عربى ( arabî) kelimesinin bu sözcüğün bir göçüşmesi olduğu sanılıyor.İbranilerde tek tanrı inancı vardı.
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:54:11
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
iyide kürt tarihinde hurriler zagrosun ilk sakinleri olarak geçiyor..ben bişey anlamadım kafam iyice karışmaya başladı..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:56:10
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Hurriler, M.Ö. 1500-1250 arasında güney Anadolu da yaşamış olan bir halktır. Harran Ovası nda kurulmuş kadim bir devlettir. Sümer kültüründen etkilemiş ve Anadolu da birçok kültürü etkilemiş yapısı vardır. Tanrı panteonu onikili Sümer tanrı panteonuyla aynıdır.

Bu arada zengin medeniyetlere sahiptir. Hukuk sistemi Mısır medeniyeti gibi kısassa kısas değildir. Hukuk tazminata göre tarif edilmektedir. Kürtlerin ataları oldukları da iddia edilir.
m.ö. 3. binin sonlarında mardin dolaylarında rastlanan kavim. hititler döneminde anadolu yarımadasının güneyinde luviler, paflagonya bölgesinde palalar ve diğer bölgelerde arzava, kizzuvatna ve ahhiyava krallıkları ile birlikte anadolu da yaşamışlardır. urkis şehrinde bir tapınağın kurulması ile ilgili belge şimdi louvre müzesindedir. tunçtan bir aslan heykelciğinin koruduğu bir taş levha üzerine arkaik çivi yazısı* ile kazınan yazıt m.ö. 2300 yıllarına aittir. hurriler önceleri m.ö. 2. binin ilk yarısında kısa yaşamlı küçük beylikler kurmuşlardır. daha sonra m.ö. 1500-1250 arasında hurriler tarafından kurulan mitanni devleti o dönemde yakın doğu nun mısır dan sonra gelen ikinci büyük gücü olmuştur. mitanni kralları aynı dönemde hüküm süren mısır kralları ile mektuplaştıklarından bu dönem hakkında oldukça fazla bilgi edinmek mümkündür. kürtlerin ilk ataları olarak kabul edilen bu kavim hititlerle zaman zaman savaşmışlardır. dini inanışları sümerlerin din anlayışıyla benzerdir. bunun gibi daha birçok noktadaki benzerlikten kaynaklı sümerler de kürtlerin ataları olarak kabul edilmektedir. tabii bu inanışın doğruluğunu ispatlayacak herhangi somut bir kanıt mevcut değildir. başlıca merkezleri urfa, diyarbakır, mardin ve kerkük arasındaki bölgede kalan tell feheriye, tell brak, şagar ve bazar gibi kentlerdir.
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 13:59:51
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
sevgili batersitzagros nasıl mezepotamyada değil..mezepotamyada..bu günkü bildiğimiz kuzey ırak mezepotamya değil mi yani..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 14:08:46
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
baterist bey..yani vardığınız konu şurası..kürtler hiç bir zaman mezepotamyalı olmadı..yada bir asya kavmi..yada fars araç karışımı öylemi diyorsunuz..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 14:29:42
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
baterist bi daha bana dönme hiristyan deme..olur mu..süryaniler arasında bu çok yaygındır genede..ama biz ermeniler arasında hiçte yaygın değildir..atarın hiristyan diye..hemen kendinle övünme ..bana ne bee..alın her şeyi başınza çarpın..artık öyle şeylerle ilgilenmiyorum..bana kaldı tarihi araştırmak..alın tarihide başınıza çarpın bee
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 14:32:36
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
aslında sen varya süryanilerin adını bozmaktan başka hiç bişeye yaramıyorsun sen..alda doğuyu başına çarpa bee..kimse doğuya o kadar meraklı değil..mezepotamyaya ne kadar desende sizi silcez o sözlerin boş aslında hiç bişey yapamassın..ona ne senin gücün yetr neden aşkasnın..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 15:45:33
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
şu sözüne de cevap vercem..ben misyoner falan değilim ..hiristyanların en büyük düşmanı misyonerler değil aslında senin gibilerini en büyük düşman ilan etmek lazım..adaama bak ya..altı üstü ataları mesih imanlısı diye..hemen kendini bişey mi zannediyorsun..ırkın üstün mü oluyor onumu demeye çalışıyorsun..eğer bunu demeye çalışıyoprsan sen varya beş para etmessin..bunu da bilesin..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
14.08.2009 15:47:59
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ben sadecee kürtler ve yahudiler hakkında kendi düşüncemi sdöyledim..evet belki bir iddan öteye gidemem ama dna yalan söylemez ..genetik araştırmalarda yalan söylemez..neyse ya..ben neden düşüncelerimi bir faşiste anlatıyorumki..ha ha ha ...
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
14.08.2009 16:53:48
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ARAM,ASUR,KALDE,MİTANNİ,HURRİ,KASSİT,SUBARTU,SÜMER,ARABİA(KENAN),PERSİA,MEDİA BUNLARIN HEPSİ İŞGALCİ VEYA YERLİ OLARAK MEZOPOTAMYADA BULUNUŞ MEDENİYETLERDİR.ASURİLER ASUR EVLADIDIR.ARAMİLER ARAM EVLADIDIR.ELAMLILAR ELAM EVLADIDIR.
PERSLERİN,MEDLERİN,HURRİLERİN,MİTANNİLERİN,KASSİTLERİN HEPSİ MEZOPOTAMYADA İŞGALCİDİR.BU MEDENİYETLERİN YAZILI TARİHLERİ VARDIR.TAHRİH SAHNESİNDE KENDİ İSİMLERİYLE OYNADIKARI ROL VARDIR.HERŞEYDEN ÖNCE KENDİLERİNİ TEMSİL EDEN BİR DEVLETLERİ OLMUŞ.SİZ NERDESİNİZ EY SÖZDE KADİM İNSANLAR.HANGİ GEÇMİŞE BAKARAK SİZLERİ VAR EDİP MEZOPOTAMYALI SAYALIM.GUTİ KÜRT,KARTUK U KÜRT YAPARAKMI SİZİ ZORLA BURALI YAPALIM.APONUN SAVUNMASINI OKU BAK BAKALIM SOSYALİST FELSEFEYE İNANMIŞ BİR İNSAN NİÇİN SAVUNMASINDA MİLLETE TARİH DERSİ VERİYOR.KÜRTLERİN ORTA DOĞULU OLDUĞA DAİR BİR KANIT YOK.AYNI TÜRKLER GİBİ.GENELOJİYE HİÇ GİRME İSTERSEN ÇÜNKÜ İBRANİLERDEN ,ARAPLARDAN TUTDA ARAMİSİNE KADAR HEPSİ SAF SAMİ EVLADIDIR. ARAM,ASUR,KENAN,ELAM ATAMIZ SAMIN ÇOCUKLARIDIRLAR.SİZİN ÇAKMA TARİHİNİZİ KABUL ETMİYORUM.PERSLER MEDLER BUNLARIN HEPSİNİN VATANI VAR ZATEN .İRANDIR ONLARIN VATANI.İRAN BUNU KABUL EDİYOR.SİZ KONUŞTUĞUNUZ TÜRK-FARS KOMBİNASYONU DİLİNİZLE GELMİŞ BİZLERİN VATANINA SAHİP OLMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ.BAK YAKIN TARİHE MEZOPOTAMYAYA EN ÇOK ZARAR VEREB HALK SİZSİNİZ.ŞİMDİDE GELMİŞ DAHA ÖLDÜRDÜĞÜNÜZ MEZOPOTAMYA HRİSTİYANLARININ KANI SİZLERİN ETEKLERİNDEYKEN,EVLERİNİZİN DUVARINDA HALA HRİSTİYAN DÜMANI SİLAHLAR ONUR OLARAK ASILIYKEN SEN BİR KÜRT OLARAK HANGİ HRİSTİYANLIKTAN BAHSEDİYORSUN.HRİSTİYANLIĞI VAR EDEN BİZLERİZ YOK EDEN İSE SİZLER......
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
15.08.2009 20:22:29
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
ya baterist hiç hülesim yoktu ya..tamam abicim bütün her şey sizin olsun..tarihte mezepotamyada..her şey...ama sana sadece bişey dicem..her şeyden önce içindeki insanlığı koru..çünkü yaşam ordan kaynaklanır..ister asur ol ister olma bu seni değiştirmez yada seni başka bi kişiliğe bürümez..ve tarihede gelince hepiniz arapsınız be yalan mı..de hadi yalan..şu terörst araplardan..sen varya spastik özürliden başka hiç bişey değilsin..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
15.08.2009 20:26:06
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
PERSLERİN,MEDLERİN,HURRİLERİN,MİTANNİLERİN,KASSİTLERİN HEPSİ MEZOPOTAMYADA İŞGALCİDİR..senin bu kelimelerin çok tartışılır..sanki ataların işgalci değilller mi bana burda masal anlatma ya..asurluların nasıl zalim olduklarını herkes bilir..hem bu tarih kitapların da da yazar..sen varya burda halkları kötülemekten başka hiç bişeye yaramıyorsun..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
15.08.2009 20:28:43
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
sanki siz çokmu mezepotamyalısınız neden söylemiyorsun..biz arabistandan geldik..tabi hoşuna gitmeyince..biz mezepotamyalıyız dersin..


KİM BANA KIZIYORSA KIZSSIN BENİ HİÇ ALAKADAR ETMİYOR..BUNU SÖYLEDİKLERİNE SEYİRCİ KALAMAM..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
15.08.2009 20:33:42
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Tekrar bağımsızlığını elde eden Asurlular Arami göçleri ile sarsıldılar..benşm anlamadığım şey madem aramide süryani asurlarda süryani peki bunlar neden birbirleriyle savaştılar ..bu soru çok tartışılır..
 
Kimden: abdulla  88.240.7.13***
16.08.2009 20:31:11
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
öncelikle vefat eden değerli büyüğümüze Tanrıdan rahmet diliyorum..ayrıca konu ile hiç ama hiç alakası olmayan cevaplar vede kin kusma tartışmalar mevcut site yönetiminden rica ediyorum bu asılsız fuzuli yazıları silmeleri ve bir daha aynı şeylerin yazılmasına müsaade edilmemesi..esenlikler...
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
17.08.2009 10:39:23
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Hahaha.Yahu hem ortaya olup olmadık kendince çakma yalanlar atıyorsun sonrada gerçek bilgiyi görünce çıldırıyorsun.
Bırak aramı asuru süryaniyi.Ben senin bize lanse etmeye çalıştığın bilgiyi eleştiriyorum.Kürtlerde yahudiymişmiş ibranilermişte.İster kürtleri ibrani kabl ister etme,sana söyleyeceğim tekbirşey var, oda sizlerin bir hint-avrupa halkı olduğudur.Sen bu gerçekten ayrılıp hint-avrupayla alakası olmayan sami halklarını aynı soydan belliyorsun.Sana bişey diycem;ibraniler öyle sizin kürt medyasındaanlatıldığı gibi öyle kardeş canlısı,bilmem ne insanlar değillerdir.Daha bugün bile ibrani halkı annesi ibrani olayan bir çocuğu ibrani saymıyor.Yani babası ibrani olsada annesi ibrani olmadığı sürece çocuk ibrani sayılmıyor.Ve o çocuk ibrani cemaati tarafından dışlanıyor.Şimdi sana şunu derim;bırakın bu siyonistlerin size zorla enje ettiği yalanları.Elbet ibrani yahudisiyseniz sizide o siyoşlarla bereber yok edeceğiz.
Bu gün kürtler siyonizmi desteklediğini tüm dünyaya ilan etmiştir.Bunu herkes biliyor.Nede olsa orta doğuyu kana bulayan güneyde yahudiler,kuzeyde sizingibi ibrani uşakları kürtler.Sonrada kalkmış biz mezopotamyalıyız çekiyorsunuz.
DEĞİLSİNİZ!!! Sizler mezopotamyada emperyalistlerin,siyonistlerin uşaklığını yapıyorsunuz.
Bunu yapmak vicdansızlara mahsustur.Sizler mezopotamyaya ait olmadığınız için bu allahsız işbirliğini sürdürüyorsunuz.İşte bu noktada şu sizin hiç sevmediğiniz arap kardeşlerime değinmek istiyorum.Evet bizler sam ım evlatlarıyız ve aynı dili konuşuruz.Sadece bölgelere göre sami lehçeleri vardır.Hepside saf akad medeniyetinin mirasçılarıdır.Bizler mezopotamyaya şu anki arabistan şargi-peninsula bölgesinden gelmiş olabiliriz.Ve bizlerin ataları mezopotamyaya geldiğinde hiç kimse yoktu.Sümerler aşağı mezopoamyaya hakimdi ve akadlarla beraber o Topraklarda yaşıyorlardı.Bunların hepsi nuhun oğullarının soyudur.
Ve yukarı mezopotamyadan başlayarak aşağya doğru yayılmışlardır.Ham afrika kanadını oluşturur.Yafet ise asya kollarını oluşturur.Biz mezopotamyadayken sadece iki nehir ve arası vardı.Ama biz bu toprakların ilk sakinleri olarak yerleştikten sonra mezopotamyanın yerlileri olduktan sonra mezopotamyayı mezopotamya yapan biz sami halkları olduk.
Yunanlılar mezos-potamos kelimesini bizlerin var ettiği medeniyetin beşiği olan bethnehreni ve bizi simgelemek için
kullandılar.Osmanlıyla bereber olan bir halkı belirtmek için değil!!! O beğenmediğin arap kardeşlerim mezopotamyada ezelden beri yaşayan asur-babil-elam halkıdır.Hatta mezopotamya hristiyanlıkta nasturilik mezhebinin merkeziydi.islam nasturilikten esinlendiği için bu kadim mezopotamya halkları nasturilik mezhebinden islama geçmişlerdir.Bu gün mezopotamyada konuşulan arapça,aramice
ve onların lehçeleri proto-sami dili olan akadca ağırlıklıdır.
Yani arapta olsa,aramide olsa,asuride olsa bu insanların ortak noktası Akad medeniyetinin mirasçıları olmalarıdır.
Bu mirası ne sizin gibi işbirlikçilerle gelen işgal kuvvetleri ellerimizden alabilir nede inandığınız ilah...
İBRAHİM İN ALLAHI YEHOVA SİZ SİYONİSTLERİ VE İŞBİRLİKÇİLERİNİ ELLERİMİZE TEKRAR VERECEK.O ZAMAN NE ACIMA NEDE MERHAMET OLACAK.ÇÜNKÜ YEHOVA DİYORKİ; "VAY HALİNE ASUR ÖFKEMİN DEĞNEĞİ,SENİNLE ULUSLARI TERBİYE EDECEĞİM"....


 
Kimden: bawer  212.156.223***
17.08.2009 13:16:43
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
buram-buram faşizanlık kokuyorsun.. bunu bir güzelde aşşağılık komplekslerinle süslemye çalişiyorsun.. sende biliyorsun ki,gerçekliğin hiçte öyle safsatalardan oluşmadığını, en nihayetinde medeniyet dediğimiz şeyin hiçte bir halka mal edilemeyeçeğini.. insanlık tarihi bütün insanlığın ortak tarihidir.. senin gibi faşist kırmalar mevcut zeminde nerde açık bulurlarsa kinlerini kusmak için orda oynarlar. ben bunu bir az da aynı oynatıcısının elinde oynatılan ayılara benzetirim..tam bir tipolojisi diyebiliriz.

şöyle bir değerlendiremye gitmek makul olacaktır. bilindiği gibi, bu gün hindistanda bir asur-süryani kitlesi yaşamaktadır. ve bunlar bir şekilde gidip yerleşmişlerdir. farz edelimki sende o kitlenin içerisindesin.. bir hindunun böyle bir yaklaşımını nasıl karşılardın? ki, hiçte senin sayıkladığın gibi değildir tarih.. tarih egemen kültürün mirasıdır.. ve gerçek tarih hiçte egemen sınıf tarihi değildir.

son tahlilde yeryüzü bütün insanlığın malıdır. ahlaki olanda budur.

YAŞASIN BÜTÜN RENKLERİN BİR ARADA YOLDAŞÇA YAŞADIĞI BİR DÜNYA.. KAHROLSUN FAŞİZM.. KAHROLSUN MİLLİYETÇİLİK..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
17.08.2009 14:14:52
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Max-Planck-Enstitüsü Dersim Kürtlerinin, diger Kürtlerle genetik olarak ayni oldugu bilimsel verilerle kanitlaniyor. En büyük genetik benzerlige sahip olan Kürt gruplari ise Kirmancki (Zazaca) konusan Kürtler ve Kurmanci konusan Kürtler. Genetik aynilik disinda, dil benzerligi acisindan olaya bakildiginda, Kirmanckiye (yani Zazaca) en benzeyen diller gene diger Kürt dili Gorani veya Hawrami.

Irana Orta Asyaya özenenler yani baslarina bakmaya ya korktular yada utandilar. Dersimli Kürt, dil benzerligi disinda, genetik olarakta neredeyse 100 ayni oldugu su an Goran Kürtlerin yasadigi Güney Kurdistandan neden Dersime gelmesin? Genetik ayni, dil benzer, ilave edilecek baska bir sey varmi? Bunun, bugün genetik ve dil bilimi isiginda ispat edilmesinden iftihar ediyorum.

Max-Planck-Enstitüsü gene ilginc bir ilke imza atip, Kürtlerin (Kurmanc, Kirmanc/Zaza, Goran, Soran vb.) genetik olarak Irani bir Millet olduklari tezini cürütüyor. Bunun türevide, Kürtlerin Dogu Irandan Anadoluya /Mezopotamyaya geldikleri savi kesin bir dille cürütülüyor. Bu son bulgularla beraber, Kürtlerin Mezopotamyada yerlesik bir Millet oldugu ispatlanmis bulunuyor.

Kürtlerin Mezopotamyada yerlesik bir Millet oldugu tezinin genetik olarak ispatlanmasi, Kürt tarihinin aydinlanmasi anlamina geliyor. Bu bulgu, bu bölgelerde kurulan Medeniyetlerin, Kürt asilli olduklari gercegini tamamliyor. Simdiye kadar bu kadar büyük bir Mirastan habersiz yasayan Kürtleri oldukca büyük sürprizler bekliyor. Nitekim bazi Alman Bilimadamlari bu konuda arastirmalarina baslamis bulunuyorlar. Kürdünde artik kendi tarihi mirasinin farkina varmasi ve büyük bir Milletin geregini yerine getirirek, tarihini büyük bir sorumlulukla yeniden yazmasi gerekiyor. Sadece bu bulgular, Kürdün büyük yerlesik bir Millet oldugunu, kendi Cografyasinda onlarca Devlet kurdugunu, dilinin Irani degil, özgün bir dil oldugunu ortaya cikariyor. Büyük bir istahla arastirmalarin derinlestirilmesi gerekiyor.

Bu bulgular isiginda Kürt tarihi, dili ve kökeni konusunda, Kürt Bilimadamlarinin mutlaka arastirmalarina baslamalari gerekiyor. Nasil Yahudiler baskalari tarafindan yazilan yanlis tarihlerini, kendi elleriyle tekrar dogru bir sekilde yazdiylarsa, Kürtlerinde bunu yapmasi gerekiyor. Büyük tarihi mirasin bilincindeki Kürt, geleceginide buna layik büyük bir sanla kuracaktir.


W. Dersim Ferat
Berlin, 2006
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
17.08.2009 14:17:51
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
sana kaç kerede desem boştur..çünkü kafan boş senin...bişeyleri kabullenmek istemiyosun..siz daha buraara gelmeden öncede bizler vardık..ve bu günde varız..ister bunu kabullen istersende kabullenme o senin sorunun ...
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
17.08.2009 15:15:25
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Med Mezopotamya Kürtler


Medler’i Kürtler’e bağlayan zincirin bir halkası da MÖ’ki yıllardan beri varlığını sürdüren Azerbaycandaki bağımsız Kürt Devleti’dir. Bu devlet varlığını Sasani Hükümdarı Ardeşir ile yaptığı ve bir araştırmacı Kürt’ün çok esaslı delillerle gösterdiği gibi yenilmediği savaşlara girişir

Bana (MİT’in ve Özel Harb Dairesi’nin de katkısıyla) Türkler Tarafından gönderilen mailler’in çoğunda Kürtler’in tarihte hiç bir devlet kuramadığı, bir millet olmadıkları, Kökleri’nin olmadığı falan ileri sürülür. İşin garibi çoğınluk buna inanır.


Bir ara Welatparêz ve kendi Site’ımda Prof Üşümezsoy’un aynı ayardaki saptırmalarına ve hezeyanlarına bilimsel cevaplar vermiştim. Bu Zat vaad ettiği halde o cevaplardan sonra bir daha Kürtlük vadisine el atmadı.. Çok da gençti.. Galiba bunalıma girdi..


Kürt Milleti eğer çok büyük bir tarih mirasına sahip olmasaydı, herkes emin olsun ki şimdiye kadar çoktan teslim bayrağı çekmiş, asimile olup unutulan milletler kervanına katılmıştı. Türk İnsanı, dünyada görülmedik bir şekilde şartlandırılmış olduğu için, resmi tarih ve resmi tarihi de aşan çarpıtılmış “araştırmalar”ı okumakla yetindiği için objektif gerçeği göremiyor, tarih bilimi alanında ayağı yere basmayacak şekilde havada kalıyor.


Resmi Türk Tarihçileri, Atatürk’ün emri ile bir Türk Tarihi yaratmaya çalışırken, MS 400’lü yıllarda yakadıkları ve sahipsiz gibi görünen Hunlar’ın kurdukları devletleri ilk Türk devletleri olarak alırlar. Evet Hunlar ardlarında pek delil bırakmadan kaybolup gitmişler, ama yine de başka kaynakların kayıtlarından dilleri’nin Ural Bulgarcası olan Çuvaş Dili ve Macar dili olan Finno-Ugrik Dil ile aynılığını veya çok yakınlığını öğreniyoruz. Bu durumda Hunlar’ın mirasçıları’nın Macarlar ve Bulgarlar olduğunu söylemek, okuyucuyu yanıltmak anlamına gelmez. Pek çok ciddi Batılı kaynak da bizi doğruluyor. Bu durumda Türk tarihini yaratmaya çalışanların “onlar Türktür” şeklindeki ısrarları havada kalıyor. Bakınız: Otto J. Mänchen-Helfen: Huns and Hsiung-Nu (published in Byzantion, vol. XVII, 1944-45, pp. 222-243)


Eğer gerçekçi bir araştırma yapılmışsa Türkler’in gerçekte tarih Sahnesine çıkışları MS 8. Yüzyılın başlarına rastladığı görülecektir. Moğolistan çevresindeki yazıtlar ve ortaya çıkan Göktürk Devleti,Türkler’in tarih sahnesine çıkışlarının en eski delilleridir.. Daha önce, devlet düzeyinde Türk varlığına dair kanıt gösterilemiyor. Bunun anlamı, göçebe Türk Kabileleri daha henüz istilacı, talancı bir liderlik yakalayamamıştı.


Kürtler ise, Proto-Kurd olarak, sırasıyla Hititler’in, Mittaniler’in ve Medler’in tek mirasçılarıdırlar. Hititler, Batı’da Kürdistan’ın son noktası olan Enguru (Ankara) ve çevresine de hakim olmuşlardı (Enguru=Üzümlü, Kürtçe zazaki). Hitit’ler’in sembolu olan Güneş, Mithra’nın semboludur. Hititler, Mittaniler’le yaptıkları savaştan sonra Mithra; İndra, Nahaatyu (Nasatyu) ile Varuna’nın şahit tanrılar olarak gösterildiği yazılı bir antlaşma imzalamışlardı, ki, Mithracı Kürtler (Êzdîler), bugün de, baskılarla zedelenmiş, bir Mithra dinini sürdürüyorlar.. Bütün bu saydığım devletler, akraba sosyal gruplar tarafından kurulmuş, Aryani devletlerdir. Mittaniler’in hüküm sürdüğü coğrafya bugün de tümüyle Kürtler’le meskundur. Medler’in coğrafyası ise Millatan öncesinden başlayan zora dayalı bir asimilasyon sonucu daralmış olmasına rağmen, o coğrafyanın yarısından fazlası hala Kürtler’le meskundur. Hititler’in kaybolduğu alanlara da bakarsak, büyük asimilasyon ve katliamlara rağmen hala hala Kürt köy kümeleri varlıklarını sürdürmektedirler.


Medler’i Kürtler’e bağlayan zincirin bir halkası da MÖ’ki yıllardan beri varlığını sürdüren Azerbaycandaki bağımsız Kürt Devleti’dir. Bu devlet varlığını Sasani Hükümdarı Ardeşir ile yaptığı ve bir araştırmacı Kürt’ün çok rsaslı delillerle gösterdiği gibi yenilmediği savaşlara girişir.


Çoğu Kürt İnsanı tarafından bile bilinmeyen bu savaşların ilki hem Firdowsi’nin Şahnamesi’nde, hem de Kârnâmag-î Ardaşîr î Babagân adlı Pehlevi yapıtta geçer Yani savaşla eş zamanlı olarak yazılmış bir Şahnamede (Kârnâmag) geçer. Bu yapıtlarda Kürt Kralı Madîg ile Sasani Kralı Ardeşir arasında geçen bir savaş anlatılır (MS 226). Madig’in kralı olduğu bu Kürt Devleti Azerbaycan’da kurulmuştu. Bu devletin önemi; tarihi olarak şöyle açıklanabilir:


-Milat yıllarında “Kürd” İsmini taşıyan ilk Kürt Devleti’dir, ki Kürt Milleti’nin Düşmanları bunu inkar ederler.


-Proto-Kürdler’in başka ad kullanarak kurdukları devletlerden çok daha berrakça Med Devleti ile Kürdler’i bağlar.


Bunların dışında önemli olarak gördüğüm dokuz Kürt Devleti daha var, şöyle:


Alamut Ziyar’ı Devleti

Hamdani Devleti

Daysam

Mervani devleti

Sedadi Devleti

Hasanveyh Devleti

Eyyubi Hanedanlığı Devleti

Alamut Devleti

Gor Devleti


Ayrıca eğemenliğin simgesi olarak, Sasani dönemine ait sikkeler (para) ve daha sonra Daysam Devleti ile Mervani Devleti’ne paralar bugün dünya müzelerinde ziyaretçi bekliyor. Bunun dışında Kürtler’e Düşman Güçler’in neler sakladıkları belli değil.


Bu durumda Türkler’in sürekli olarak ve inanarak ileri sürdükleri “Kürtler tarihte hiç devlet kuramadılar” tezi havada kalıyor. Kürt Milleti’nin gerçekten muhteşem bir geçmişi vardır ve bu muhteşem geçmişleri olmasaydı bunca katliama, sürgüne, zora dayalı asimilasyona dayanamaz dağılırlardı
ALINTI.
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
17.08.2009 15:17:41
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Yunanlı tarihçi ve komutan Ksenefon’un (Xenophon) milattan önce 401 yılında yazdığı Anabasis adlı eserinde “Kardukhi” dediği Kürdler tarafından Korduene Krallığı adında kurulmuş bir krallık vardı. Bu krallık Hakkari ve Diyarbakır arasında kurulmuştu. Kurduene krallığı Kürt prensleri tarafından yönetiliyordu. Ksenefonun dediğine göre bağımsız yaşayan bir halkdı ve Akamenid kralına bağlı değildiler. Daha sonra ise Ermeni olduğu sanılan Kral Tigranesin hükümdarlığını kabul etmiş Kürdler. Modern Ermeni tarihçilerinden Nicholas Adontz (Armenia In The Period Of Justinian, 1970) ve Cyrıl Toumanoff (Studies In Christian Caucasian History, 1963)’un görüşlerini de kısaca not etmek gerek. Toumanoff, lokal “Kardukhi hanedanlıkları”ndan, bir “Gordyene Krallığı”ndan ve “Korduene prensleri”nden, 298 yılından sonra onbeş kalesi bulunan Korduene prensliğinde/devletinde Roma kontrolünden sözeder (a.g.e., s. 181-182).

Adontz, Tigran’ın ordusundaki etnik gruplar arasında “Gordyen’ler”i de sayar (s. 318), modern Kürtler’in atalarının “Kurti”ler olduğunu söyler. Kürtler Kral Tigranesin ordusunda yer alıp birçok yerleşim yerini o dönemlerde hakimiyeti altına almıştır. Bunlar Mezopotamya, Azerbaycan, Suriye, Kapadokyadır. Kürtlerin orduda yer alması sayesinde Ermeni Kral İmparatorluğunu genişletebilmiştir.

Kral Tigranesin Kürt olduğuna dair iddialarda vardır. Tigranes adı Kürtçe kökenlidir. Kürtçede, Tir ve Tigr “Ok” demektir. Bu isim Dicle nehriyle bağlantılıdır. Avrupada Dicleye Tigris denir. –is eki ise Yunanca kelimelerin sonuna gelen ekdir ve –is eki çıkarılınca geriye “Tigr” kalıyor. Yani nehirin ok gibi gidiyor olmasından kaynaklanıyor Dicle nehrinin adı.
Yunancada j harfi yok ve yerine g harfı kullanılır, ondan Tij Tig olmuş olabilir.

Tij-Tijr-Tig-Tigr-Tigris.

Tij-Dij-Dic-Dicle

Tij ve Tir kelimeleri Kürdçe kökenlidir; keskin sivri ve ok anlamına gelmektedir. Yani Dicle nehrinin özellikleri.

Daha sonra ise Korduene Krallığı Roma imparatorluğunun bir eyaleti oldu ve Romalılar döneminde Kürt prensler tarafından yönetilmeye devam etti.

== STRABON ==

Ünlü coğrafyacı ve tarihçi Strabon (Latince: Strabo) M.Ö. 63 Amasya da doğmuştur.
Amasya dan ayrılıp Nil boyunca gezmiştir. Kendisi batıda Sardunya ya, kuzeyde Karadeniz den güneyde Etiyopya nın sınırlarına kadar seyahat ettiğini söylemektedir.
En ünlü eseri o dönemin bilgisine göre dünya coğrafyasını anlattığı "Coğrafya"dır (Geographika). Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak da bilinen Strabon un bu ünlü eseri bir çok dile çevrilmiştir. Yunanlı Strabon Geography adlı kitabındada Kürdlerden bahsetmektedir.

Geography Of Strabo, 14. Kitap, s. 161-62, Suriye başlıklı bölüm).

İngilizce metni:
24. Near the Tigris lie the places belonging to the Gordyaeans, whom the ancients called Carduchians; and their cities are named Sareisa and Satalca and Pinaca, a very powerful fortress, with three citadels, each enclosed by a separate fortification of its own, so that they constitute, as it were, a triple city. But still it not only was held in subjection by the king of the Armenians, but the Romans stok it by force, although the Gordyaeans had an exceptional repute as master-builders and as experts in the construction of siege engines; and it was for this reason that Tigranes used them in such work. But also the rest of Mesopotamia became subject to the Romans.

Eskilerin Kardukhi dediği halka kendisi Gord diyor. K G dönüşümü var. Yunanlılar Kürdçedeki ‘u’ harfini telaffuz edemedikleri için Straboda Kürd yerine Gord demiş.

*Dicle nehrinin bulunduğun yerlerin Kürtlere ait olduğunu söylüyor. Gordyaei (Gordyaea) bölgesine de değinen Strabon, bu bölgenin antiklerin “Kardukhi” dedikleri aynı yöre olduğuna işaret eder. Strabon, Gordyaei’ye dahil yerleşmeleri Sareisa, Satalca ve Pinaca şeklinde saymakta, yapı ve kuşatma tekniğinde usta olan Gordyaeiler’in bu sebeple Artaxiad hanedanlığının en ünlü kralı olan Tigranes (Tigran II) tarafından hizmete alındıklarını, Gordyaea ülkesinin en büyük ve en iyi parçasının Roma generali Pompey tarafından Tigranes’e verildiğine işaret etmektedir.

Bugün tarihi Kurdistanda bulunan yapıtların önemli bir kısmıda Kürdler tarafından inşa edilmiştir. Ermeni yapıtlarının bazılarınıda Kürdler inşa etmiştir.

==DİON CASSİUS==

II.Yüzyılda yaşayan Romalı Tarihçi Dion Cassius’da Kürdistana, “Gordyen” (Gord-Yurdu); 359 yılında, Sasanlılar tarafından Romalıların Amida (Diyarbakır)da kuşatılması sırasında bu şehirde bulunan A.Marcellinus ise, “Korduen” (Kord Yurdu) diyor.

Tarihçilerin kullandığı Kard, Kord, Gord ve Gordyaea adları Kürd ve Kürdistan adlarıyla aynıdır.

Kürd Yurdu – millattan önce 63 yılı

==KOMAGENE KRALLIĞI==

Kommagene krallığı MÖ 162 - MS 72 yılları arasında Anadoluda bugünkü Adıyaman ili cıvarlarında Kürtler tarafından kurulmuştur. Nemrud Dağı Kürt krallığının en önemli merkezi, başkentiydi. Bu krallığın en ünlü ismi kuşkusuz Kral Nemruddur. Kral Nemrud Kürd olup adıda Kürtçedir. Nemrud kelimesi Kürtçedeki “Namır” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir ve “ÖLÜMSÜZ” demektir. Yani Nemrud ölümsüz kraldır. Bu yüzdendir ki kendisinin heykellerini ve mimari eserlerini Nemrud dağının tepesine kendisini ölümsüzleştirmek için inşa ettirmiştir. Kürtlüğün tüm kriterlerini üzerinde taşıyan yuvarlak tepe, örnek inşa planları ve karmaşık renkli duvarlarıyla dizayn edilmişti. Kürtler in tüm tarih, gelenek, görenek ve kültür mirasları Kürtçe nin derinliklerinde gizlidir.
Yazılı belgelerde MÖ. 850 yılında görülen krallığın ismi o dönemlerde “kummu” olarak geçer.
Kral 1.Antiokhos un (Tanrılar Dağı) Nemrud dağına yaptırdığı görkemli kutsal alan, kendi heykeli ve herbiri 9 m yüksekliğinde olan Tanrı heykelleri 1987 yılında UNESCO tarafından “insanlığın kültür mirası” listesine alınmıştır.
Yüzyıllardır ışık Anadoluya Tanrılar dağı Nemruddan doğar ve tüm dünya uygarlığa uyanır.

Kommagen Kralı bir keresinde Asurlulara başkaldırır. Asur kralı Sargon Kommagenleri yener ve yenilen asi kralı: “Tanrılardan korkusu olmayan tanrısız bir adam bu. Sadece kötü planlar yapan bir hilekar,” diyerek suçlar. Kral Sargon’un nitelemesi fazlasıyla öznel görünebilir. Ancak Sargon sözlerine söyle devam eder: “karısını, oğullarını ve kızlarını, malını ve hazinelerini aldım ve son olarak halkını aldım ve onları Mezopotamya’nın güneyine (bugün Irak) sürdüm.” Anlaşılan, yerleşik halkları yurtlarından topraklarından sürmek o zamanlarda da uygulanan bir yöntemdi.

===Komagenenin Tarihi Eserleri===


Gündoğumu ve günbatımının tüm ihtişamıyla izlenebildiği bu tepede, Kommagene Kralı 1. Antiochos kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir
Doğu ve batı teraslarda; sıra halinde dizilmiş blok halinde 8 yontma taşın üst üste oturtulmasıyla oluşturulan 8-10 metre yüksekliğinde muhteşem heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Heykeller, bir aslan ve bir kartal heykeliyle başlar ve aynı düzende son bulur. Hayvanların kralı olan aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise göksel gücü sembolize eder. Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır:


==MİTANİ KRALLIĞI==

Mitaniler, Hurri konfederasyon denemesinden sonra kurulan daha güçlü bir federasyon konumundadır. Habur çayının doğduğu yerde Vaşukani adlı bir kent merkezine sahip olduğu, buradan çıkan tabletlerden anlaşılmaktadır. Hurri dil grubu konuşulmakta, ağırlıklı olarak orta Mezopotamya da, bugünkü Urfa, Mardin ve Şırnak bölgelerinde hüküm sürmektedir. M.Ö 1500-1250 yılları arasında yaşamıştır.Demiri kendi tekelinde tutmuştur. At yetiştiriciliğinde meşhurdur.Asur ve Hititlerle sürekli ve şiddetli bir çatışma ortamını yaşamıştır. Mitaniler Suriye, Amuriye, Asur memleketiyle Kurdistanin Kerkük bölgesine kadar olan topraklara hüketmişlerdir. En son Asur İmparatoru Salmanassar tarafından varlığına geçici olarak son verilmiştir.

Mitanilerin başkentinin adı Vaşukanidir. Kürtçede başikani veya hoşkani “güzel pınar” demektir. V-B-H harflerinin sesleri birbirine çok benzer. Zamanla ses değişimi olmuş olması yüksek olasılıktır. Belkide Kurdistanda halen V harfini kullanıyorlardır. Mitanilerin aryen kökenli oldukları biliniyor. Büyük olasılıkla Mitaniler Kürdlerin atalarıdır.

==GUTİ KRALLIĞI==

Zagros dağları ve Aşağı Zap nehrinin kıyılarında yaşayan ve bu günkü Kürtlerin atalarından biri olan Gutiler, M.Ö. 2700 yıllarında müstakil bir devlet kurar, Mezopotamya ve çevresindeki verimli topraklara yerleşirler.

Mezopotamya kuzeyindeki Akad memleketlerini M.Ö. 2649 yıllarında işgal edip tam iki asra yakın, Sümer ve Akadları idare ettiler. Gutiler daha çok Sümerlerin doğusunda Zagros eteklerinde yaşayan Aryen kökenli bir etnik gruptur.

“Guti” kelimesi Sümer kökenlidir ve manasıda (Gud=öküz, sığır) bugünkü Kürtçe’de yer alan “öküz, sığır sahibi halk” anlamına gelmektedir.

En son Guti kralının adı Tirigandır. Tir Kürtçede “Ok” demektir. Tirigan ise “Okçu” demektir.

==SUBARLAR==

Subarlar ın yazılı tarihi hakkında ilk bilgileri Hitit tabletlerinden almaktayız. Buna göre yörenin ilk sakinleri Mitanni adında bir devler kuran Huriler olmuştur. M.Ö.3000 ve 4000 bin yıllarında bölgede Subarlar ın yaşadıkları ve Fırat isminin bunlar tarafından verildiği ileri sürülmüştür. Subarlar ın Huriler le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim oldukları bilinmektedir. Hatta işlenen madenlerin Mezopotamya ya da ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Mezopotamya da gelişen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doğru olacağı kanaatindedirler.
M.Ö.3000 ve 4000 bin yıllarında Yukarı Fırat boylarında Subarlar ın yaşadıklar Fırat adının bu kavim tarafından verildiği de ileri sürülmüştür. Subarlar Huriler le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim olduk bilinmektedir. Hatta işlenen madenlerin Mezopotamya ya, da ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Bundan dolayı bilginler, Mezopotamya da, gelişen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doğru olacağı kanaatindedirler . M.Ö. 17. yüzyıl içindede Subariler Mitanni Krallığı’nı kurdu.
alıntı..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.6***
17.08.2009 17:35:45
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
İbranilerin kökeni ile ilgili tartışmalar halen devam etmektedir. İbranîler genellikle Hurriler tarafından günümüze ulaşmış olan Habiru adıyla tanımlanmaktadırlar. Bu isim ile genellikle Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Mezopotamya bölgesinde bulunan Habur ovasından gelen halk kastedilmektedir. Yahudîliğin anlatımlarına göre ilk İbranîler İbrahim in doğduğu şehir olan tarihî Ur şehrinden gelmişlerdir.

BU YAZILAR SENİN İÇİN BİŞEY İFADE EDİYOR MU..HURRİLER..
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 09:13:35
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Subarlar dediğin subartulardır.Bu halk proto sami halkıdır.
Ve asur halkı bu halkın devamıdırAraştır öğren.Hurriler subartuların anavatanını işgal etmişlerdir.Bu olay asur tarihinde "asurlularda hurri boyunduruğu" olarak geçer ve boyunduruk yıkılmıştır.Ve Hurri boyunduruğuna son veren yine asuri direnişçilerdir.Tamam bunlar kabulumüzdür ama kürtleri hurrilere nasıl bağlıyorsun.Subaru veya subartular sami halkıdır.Sizler daha bu topraklarda yokken persler vardı.Asurlar vardı.Dikkatini çekerim bu medeniyeti kuran halklar anadoluya yazıyı getirmiştir.Bütün halkların kaydını kağıt olmadığı için kiltabletlere yazmışlardır.
Bu bahsettiğin halkların isimleri,tarihleri bu kil tablet kayıtlardan elde edilmiştir.Asurlular bu konuda dünya tarihine bir hazine bırakmıştır.Ne yazıkki bu hazinede siz yoksunuz.Persler var mitanniler var,medler var,ibranilerin göçü bile var ve daha birçok yerli veya yabancı halkvar.Asurbanipal sırf zagros halklarını tanıma uğruna adam oaraları gezmiş ve azda olsa bir kayıt tutabilmiş yıldızların içerisinden.Ama ne yazıkki KÜRT diğe birşey yok.Bu sizlere ABD-SİYONİZİM tarafından bu tarihlerde kullanıma açık bir uydurma isim.Sizin varlığınız mezopotamya ve anadoluda osmanlıyla beraber başladı.
yani demek istediğim şu sizler ibranilerin hurri olduğunu savunabilirsiniz,bilim adamları ispatlaya bilir kabulumdur.
Ama hurrilerin kürt olduğunu burada insanlara yalan bilgiler anlatarak içi boş iki benzetmeyle guti kürt ,kartku kürt yaparak hiç bir yere varamazsınız.Ve biz mezopotamya halkının kabulu değildir.Bu yakıştırmalar aponun savunmasındaki sözde kürt tarihide içerinde olmak üzere, bu bilgilerin hepsi emperyalistlerin sizlere bir yurt edindirme çabalarının sonucudur.Ama ne yazıkki bu emellerine ulaşamayacaklar.Çünkü mezopotamya toprağının altındaki tarih bizim onurumuzdur.Mezopotamyayı var edenbizleriz.Bizlerin lamssuları koruu bin yıllarca mezopotamyayı.Yunanlılar ve araplar asurilerden,keldanilerden matematik ve doğa bilimlerini öğrenmeye geldiler iki nehir arasına.Siz yoksunuz.Sizler bu zenginliği yağmaladınız.Sizler din kisfesi altında beraber yaşadığınız halkları osmanlı gibi bir işgalci emperyaliste sattınız.Bu sizlerin mezopotamyalı olmadığınızın en büyük kanıtıdır.Kürdistan diğe çığırttığınız yerler gayri müslüm toprağıdır.söyle bana vanda,Muşda,ardahanda,bayburtta, kaç kuşak geriye sayabiliyorsunuz.Hakkaride,şırnakta,siirtte katlettiğiniz hristiyan asuriler hala ayakta bunu unutmayın!!Ermeniler hala ayakta bunu unutmayın!!!Geçin işgalaltındaki kürdistan yalanını, öyle bir yer yok.Yeter artık!!!!Kürdistan diğe biryer tarihte olmadı ve bizim anavatanımda da olmayacak.Mücadelemiz bu uğurdadır bunu bilin!!! Asırlardan beri Tamamen asimilasyon ve işbirlikçi,yartakçı siyasetinizi proteto ediyorum.Türkleride, Kürtleride ve onların uşağı olmuş ırkdaşlarımıda hepsini proteto ediyorum.Ve şunu bilsinler
ki Mezopotamyada yine zikkuratlar yükselecek,yine lamassular güçlü mezopotamya şehirleini koruyacak.O zaman bu topraklarda yaşama hakkınız olmayacak!!!!
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 10:31:48
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
sen kendini burda yırtsanda yırtmasanda bişey farketmicek..sana apaçık kanıtladım her şeyi..medler kimdir..açıkladım..şimdi her şey sana kalmısş ister kabulen istersende kabullenme o sana kalmış bişey..merak etme tarihimizi senden öğrenecek değiliiz..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 10:34:29
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Ah DNA SEN NELERE KADIRSIN !!!
Hicbir yorum yapmadan ve aldigim yeri ve yazarini soylemeden yaziyi oldugu gibi tercumesi edilip buraya alindi ..

Simdi soz sizde buyrun
NOT BU TERCUME SITEDEN IZIN ALINMADN COGALTILAMAZ YAYINLANAMAZ
*************************************************

Kürtler ve Yahudiler arasındaki genetik bağlar



Kürtler Yahudilerin en yakın akrabalarıdır.

2001 de İsrailli, Alman ve Hintli bilim adamlarından oluşan bir gurup dünya üzerinde yaşayan Yahudi çoğunluğun- onların Sami kavimlerin diliyle konuşan Araplar veya denenen başka halklardan daha yakın olarak Kürtlerle akraba olduğunu ortaya çıkarmışlardır (keşfetmişlerdir) Araştırmacılar 6 değişik halktan (Yahudi Kürtleri, Müslüman Kürtler, Filistinli Araplar, sephardik (?) yahudiler, Eskenazi yahudileri ve güney İsrail’deki bedeviler )toplam 526 y kromozom örneğini denemişler, ve 12 halktan (Ruslar, Belarusians, Polonyalılar , berbers, Portekizliler, İspanyollar, Araplar, Ermeniler ve Anadolu Türkleri dahil olmak üzere) 1321 kişiden ayrı bilgi eklemişlerdir. 95 Müslüman Kürt test deneğinin çoğu kuzey Irak’lıdır. Eskinazi Yahudilerin orta ve doğu Avrupa’da kökleri vardır Sephardik Yahudilerin kökleri ise güneybatı Avrupa, kuzey Afrika ve Orta Doğudadır. Kürt Yahudiler ve Sephardik Yahudilerin birbirlerine çok yakın olduğu görülmüştür. Bu Yahudi halkların ikisi de Avrupa halkları tarafından dağıtıldıkları zaman karışan Eskinazi Yahudilerden biraz ayrılmaktadırlar. Araştırmacılar Doğu Avrupa Hıristiyanlarının de 54 ya da 60 ında bulunan Eu 19 kromozomunu taşıyan Eskinazi Yahudilerin 12.7 sinin soy olarak Slav ve Hazarlar gibi doğu Avrupalılardan geldiklerini beyan etmişlerdir. Fakat Eu 9 ve başka kromozomlar taşıyan Eskinazi Yahudilerin büyük çoğunluğunun kökeni İsrail’de 2000 yıl önce yaşayan Judeanlardan gelmiştir. Amerikan İnsan Genetikleri dergisinin kasım 2001 sayısında İsrail Yahudi Üniversitesinden Ariella Oppenheim bu yeni çalışmanın Yahudilerin kuzey Akdeniz halklarına (Kürtler, Anadolu Türkleri ve Ermeniler) ile güney Akdeniz’deki (

Arap ve bedeviler) den daha yakın bir genetik ilişkisi olduğunu ortaya çıkardığını yazmıştır. İnsan Genetiği dergisinde Aralık 2000’de yayınlanan Arriella Oppenheim ve arkadaşları tarafından daha önce yapılan bir çalışma göstermiştir ki Yahudilerin kökeninin 70 i ve Filistinlilerin 82 si aynı kromozom havuzunu paylaşmaktadırlar. Genetikçiler Filistinli Arapların bir kısmının İslamiyet’i kabul etmiş Judeanlardan geldiklerine dair iddiayı beyan etmişlerdir. Yahudilere olan yakınlık ilişkileriyle Filistinli Araplar; Suriyeliler, Lübnanlılar, Suudiler ve Iraklılar gibi Yahudilerle daha az ilgili olan diğer Arap guruplarından ayrılmaktadırlar.

PNAS’ın Haziran 2000 sayısında yayınlanan Micheal Hammer’in bir araştırmasında Araplarla (özelikle Suriye ve Filistinliler) Yahudiler arasında bir genetik bağlılık olduğu tespit edilmiştir ama Kürtler denenmemiştir, böylece tam bir araştırma değildir.

Birçok Kürt’ün Yahudi Cohan Modal Haplotype’i vardır.

1990 larda bilim adamlarından oluşan bir gurup (genetikçi Micheal Hammer, nefrologist Karl Skorecki ve onların İngiltere’deki çalışma arkadaşları) Cohan Modal Haplotype (CMH olarak kısaltılan) diye adlandırdıkları bir haplotypein varlıgını keşfetmişlerdir. Cohen Yahudi’ce din adamı anlamına gelmektedir ve 2000 yıl önceki Judean din adamlarının soyundan geldiğini göstermektedir..Önceki araştırma göstermektedir ki genel Yahudilerin 3 ün bu haplotype ‘ı olduğu halde Eskinazi Cohenlerin 45 inin ve Sephardik Cohenlerin 54 ünde vardır. Oxford Üniversitesinde gelişim genetikçisi olan David Goldstein şöyle demiştir. Görülmektedir ki bu kromozom tipi Yahudi toplumunun soyunun devamlılığıdır. Bazı Yahudi Rabbiler (din adamları) Tevrat’ın iddia ettiği gibi Cohen çalışmasını CMH li tüm Cohenlerin 3500 yıl önce yaşayan din adamlarının başı olan Aaron’dan geldiğini tartışmaktadırlar. Kısa süre sonra güney Afrika’daki Buba olmayan Lembalar’ın 9 uyla karşılaştırılarak Lemba halkının Buba klanının 53 ünün CMH si var olduğuna karar verilmiştir. Lemba’lar eski İsraillilerden geldiklerini iddia etmektedirler ve sünnet ve domuz eti yememek gibi bazı Yahudi geleneklerini uygulamaktadırlar ve birçok genetikçi ve tarihçiye göre genetik ispat onların iddialarının doğruluğunu kanıtlamaktadır.

Ama kısa zamanda CMH nin Yahudi veya Yahudi soyundan gelenlere sabit olmadığı belli olmuştur.Bilim Haberlerinin 1998 de yayınlanan bir makalesinde Dr. Skorecki (bir röportajında) Yahudi olmayan bazılarının da Cohen özelliklerini taşıdıklarını, ve böylece bu özelliklerin tek ve özel olmadıklarını göstermiştir. 1999 da yazılan C. Brinkmann’a ait bir çalışmaya göre CMH Iraklı Kürtlerde çok geneldir. 2001 yılındaki makalesinde Oppenheim Müslüman Kürtlerin baskın olan haplotype ları (haplotype 114) CMH den sadece bir mokrosatellite mutasyonu kadar uzak olduğunu yazmıştır. (Oppenheim 2001, sayfa 1100) Dahası genetikleri uzun süredir araştıran Dr. Levon Yepiskoposyan (Yerivan Ermenistan’da İnsan Enstitüsünün başkanı) ‘a göre CMH bazı ermenilerde görülmektedir. Dr. Avshalom Zoossmann-Diskin’in yazdıgına göre ‘’ Cohan modal haplotype’ın eski Yahudi toplumunun imzası olduğunu iddia etmek diğer halklardan alınan bilgiyle de dayanak bulmamaktadır. (Zoossmann-Diskin 2000, sayfa 156)

Kısaca CMH kuzey orta doğudan Yahudilere ait has özellik olmayan bir genetik göstergedir. Her ne kadar bazı İtalyanlar ve Macarlarda olduğu gibi Kürtler ve Ermenilerin birçoğunda olması Kürt ve Ermenilerin modern Yahudilerin yakın akrabaları olduğu ve bugünkü Yahudilerin kuzey Akdeniz bölgesi soyundan geldiğine dair fikre dayanak vermektedir.

Eski kürdistanda Adiabene Yahudi Krallığı

Eski zamanlarda Adiabene kraliyet ailesi ve Adiabene’nin bazı genel halkı Yahudiliği kabul etti. Adiabene’in başkenti Arbela’ydı (bugün Araplar tarafından Irbil ve Kürtler tarafından Hawler diye bilinen yer). Kral Izates yeni dinine çok bağlıydı ve oğullarını Yahudi geleneklerini öğrenmesi için Kudüse gönderdi. Krallık tacını ondan sonra taşıyan kardeşi Monobazos II de yahudiliği kabul etmişti. 2001 yılındaki çalışmasında Oppenheim Adiabene Krallığından bahsetmektedir, ama Adiabene’nin yahudiliği kabul etmesinin topluma Yahudi olmayanların asimilasyonları sonucunu getirmiştir... Bu kaydedilen geçişin Kürt Yahudilerinin Y kromozom havuzuna pek etkili olmadığı görülmüştür. (Oppenheim 2001, sayfa 1103) Yahudi Adiabenelerin bir kısmı daha sonraları Hıristiyanlığa geçmiştir.

Sonuçlar

Kürt ve Yahudiler arasındaki çok eski bağlantılar için araştırma yapılmaya yeni başlanmıştır.Değişik Yahudi guruplarının Kürtlere baba sülalelerinde olduğu gibi kuvvetli anne sülaleleri olup olmadığını görmek ilginç olacaktır. Hazırlık çalışmaları göstermektedir ki doğu Avrupa’da ve Yemen’deki Yahudi toplumların babalık orijinlerinden çok daha fazla İsrailli olmayan köken taşıyan annelik orijinleri vardır. Diger guruplarla bu karışıma ragmen Yahudi Judeanlar ın başlangıçları güneybatı İsrail’e göç etmeden önce Kürdistan’ın içinde veya yakınında oluşmuştur. Bu heyecan verici araştırma binyıllarca önce aynı soydan gelmeleri hem Kürtleri hem de Yahudileri birbirlerinin kültürlerini araştırmak ve yakın zamanda kuzey Irakta birbirlerine gösterdikleri dostluğu (Micheal Rubin’in ‘Öbür Irak adlı yakın zamanda yazdığı makalede gösterdiği gibi) devam ettirmek için desteklemelidir. Rubin’in dile getirdiği gibi Kürt lideri Molla Mustafa Barzani bir zamanlar İsrail’i ziyaret edip İsrail’li devlet adamlarıyla görüşmüştür. Rubin Iraklı Kürtlerden ‘Israil için özel akrabalığı olarak bahsetmekte ve korunmuş Irak Kürdistan sığınağında Yahudiler ve İsrail’İn çoğalarak belirsiz bir şekilde ama şükranla anıldığını yazmaktadır. Umalım ki bu ilişki yenilenebilir ve kuvvetlendirilebilir.


KAYNAKCALAR ::::
Brinkmann, C., et al. "Human Y-chromosomal STR haplotypes in a Kurdish population sample." International Journal of Legal Medicine 112 (1999): 181-183.

Brook, Kevin A. The Jews of Khazaria. Northvale, NJ: Jason Aronson, 1999.

Hammer, Michael F., et al. "Y Chromosomes of Jewish Priests." Nature 385 (January 2, 1997): 32.

Hammer, Michael F., et al. "Jewish and Middle Eastern non-Jewish Populations Share a Common Pool of Y-chromosome Biallelic Haplotypes." Proceedings of the National Academy of Sciences USA (PNAS) 97:12 (June 6, 2000): 6769-6774.

Oppenheim, Ariella, et al. "High-resolution Y chromosome haplotypes of Israeli and Palestinian Arabs reveal geographic substructure and substantial overlap with haplotypes of Jews." Human Genetics 107(6) (December 2000): 630-641.

Oppenheim, Ariella, et al. "The Y Chromosome Pool of Jews as Part of the Genetic Landscape of the Middle East." The American Journal of Human Genetics 69:5 (November 2001): 1095-1112.

Rubin, Michael. "The Other Iraq." Jerusalem Report (December 31, 2001).

Siegel, Judy. "Genetic evidence links Jews to their ancient tribe." Jerusalem Post (November 20, 2001).

Thomas, Mark G., et al. "Y Chromosomes Traveling South: the Cohen Modal Haplotype and the Origins of the Lemba -- the Black Jews of Southern Africa ." American Journal of Human Genetics 66:2 (February 2000): 674-686.

Traubman, Tamara. "Study finds close genetic connection between Jews, Kurds." Ha aretz (November 21, 2001).

Travis, J. "The Priests Chromosome? DNA analysis supports the biblical story of the Jewish priesthood." Science News 154:14 (October 3, 1998): 218.

Zoossmann-Diskin, Avshalom. "Are today s Jewish priests descended from the old ones?" HOMO: Journal of Comparative Human Biology 51:2-3 (2000): 156-162.

ALINTIDIR..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 10:40:36
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
BEN SENİN HER HALİKARDA BÜTÜN TEORİLERİNİ ÇÜRÜTÜRÜM...NE YAPARSAN YAP..SENİN GİBİ FAŞİSTLERİN YERİ YOKTUR MEZEPOTAMYADA...
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 10:52:52
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Bana çakma bilgilerini kopyalayıp yapıştırma.Bu boş laflara karnımız tok.Hrpsi kürt şövenizinmine hizmet eden bilgiler.
Geç bunları kendin biraz bilgin varsa onu paylaşta görelim.
Tabi çakma değil.Bu tarzda bilgilere karnımız tokKKKK..

Bawer denilen kürt-aram kırması.Biz hiçbir zaman gittiğimiz ülkelerde milletin yoprağını oranın işgalcileriylr yağmalayım onları vatanından etmedik.Mantığınıza inanamıyorum.Sen bir kürt yartakçısısın.
Bu konularla ilgili konuşmaya hakkın yok.
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 11:00:53
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Kürt ve Mezopotamya uygarlığına kısa bir bakış






Doğu uygarlığının temel alanlarından birisi olan
Mezopotamya, uygun yaşam koşulları nedeniyle tarihin
şafak vaktinden başlayacak ilk yerleşimin, ilk kültürün ve ilk uygarlaşmanın yeşerdiği topraklar olmuş ve Mısır, Anadolu ve Hindistan gibi diğer uygarlık merkezlerinin oluşumuna öncülük etmiştir. Onlarca küçüklü-büyüklü kavmin vatan bellediği, üzerinde sayısız savaşlarca giriştiği ve yaşayışlarıyla bir kültür hazinesine çevirdiği bu topraklar, insanoğlunun onbinlerce yıllık serüveninin canlı-canlı hissedildiği bir zaman tüneli gibidir. bu tünelde geçmiş ve gelecek içiçedir. Burada insan binlerce yıl öncesinin havasını soluyabildiği gibi günümüzü ve geleceği daha iyi anlayabilir.

Bu uygarlık merkezinin bağrında bir çok halkın renkleri olsa da, bunlardan en belirgin ve canlı olanı hiç kuşku yok ki, Kürt halk ve kültürünün halen parlayan renkleridir. Aynı zamanda bugünkü Kürt kültür ve sanatının temelleri de bu uygarlık olmaktadır. Bu günkü Kürt sanatı, Mezopotamya nın bu zengin uygarlığından beslenmektedir. dolayısıyla da Kürt kültürünün temellerine inilmesi isteniyorsa, ilk önce bu topraklarda binlerce yıldan beri yaşanagelen yerleşimlerin, savaşların, doğan dinlerin beraberinde getirdikleri zengin kültürel mirasa eğilmek gerekiyor. Çürkü kültürümüzün temel kaynağı bu coğrafyadaki uygarlaşma serüveninin tam da kendisidir. bu yönlü ile de günümüzde köksüzleşmenin en lanetlisini yaşayan Kürt ve Mezopotamya halklarının kökenine inmek ve bundan hareketle bugünkü Kürt sanatının gelişim seyrini öğrenmek önümüzde acil bir görev olarak durmaktadır. böylece hem bugünkü kültür-sanatımızın bileşkelerini daha iyi çözümleyebilir, hem de bunlardan beslenerek yeni sanat eserleri yaratılabilinir.

Ağırlıklı olarak bağrında ilkleri taşıyan Mezopotamya sanat tarihi, yaradılış efsanelerinden, dinlerin kökenine, ilk buluşlardan uygarlaşmanın esaslarına kadar bir çok zengin ve görkemli veriyi sunmaktadır. Hüzün ve sevincin dizelerle ifadesini bulduğu bir destan, tanrıya yakarışın derinliğini ve ihtişamını hissettiren bir tapınak ya da özlem ve ütopyaların ebedileştirildiği bir kabartmayla bunları görebilir ve hissedebiliriz.

Kürtlerin ataları olan kavimlerin hüküm sürdüğü alanlar aynı zamanda ilk yerleşik düzene geçildiği alanlardır. Yukarı Mezopatamya da ve özellikle Zağros eteklerinde bulunan kimi köy kalıntıları bunun ıspatıdır. Çayönü Höyüğü en eski örneklerden birisidir. İlk yerleşim yeri olacak kabul edilen Çayönü Höyüğü ilk yapı mimarisi hakkında da somut veriler sunmaktadır. Ergani ye yakın bir tepede bulunan Çaönü Höyüğü ndeki kalıntılar, detaylar ve kimi bulgular tarihsel bir aşamaya da ışık tutuyor. Bu kalıntılar, detaylar ve kimi bulgular tarihsel bir aşamaya da ışık tutuyor. Bu kalıntılar Neolitik döneme ait olup M.Ö. 7250-6750 yıllarından kalmıştır. bu yerleşim alanıyla ilgili kimi bilgileri kaynaktan özetleyerek veriyoruz. "... Çayönü günümüzde 9000 yıl öncesine gidiyor. insanların ilk besin aşamasını gerçekleştirdikleri döneme ilişkin çok gelişkin bir toplumsal yapıyla karşılışıyoruz...

"Kazı raporlarına göre yapı kalıntıları bu dönem için doğal görünen basit barınıklardan ibaret değildir. Aksine her ünite iyi tasarlanmış, kullanım ve yaşam alanları iyiden iyiye belirlenmiş ve kalıplaşmıştır. (...) Çayönü uygarlığında en gelişmiş ve ilgi çeken nokta, ızgara planlı ve hücre planlı evlerin yapılmış olmasıdır. Boyutları ise 11x6.5 metredir. (...) Hücre planlı yapılar da ayrı ayrı bağımsız birimler halinde inşaa edilmiştir. Burada yerleşmenin tam orta yerinde ilk kent meydanı diyebileceğimiz 45x35 metre genişliğinde bir alan yer almaktadır." (Prof. Hauptmann ın kazı raporları ve Veli Sevin in Anadolu Arkeolojisinin ABC si)

Tarihi tüm canlılığıyla günümüze taşıyan sanat eserlerinden en bilirgin olanları ise sözlü ve yazılı destanlırdır. Binlerce yıl önce yaşanmış olayları anlatan, ayrıntılarıyla işleyen ve kişilikleri tanıtan bu destanlar bir yandan o dönemin toplumunu ve ortak istemlerini işlerken, diğer yandan da heyecanı, sevgiyi ve nefreti en çarpıcı biçimde işlemişlerdir. Mezopotamya halkları bu yönlü bir çok mitolojik destana sahiptir. bu destanlar 4000 yıl önceki olayların sıcak taşıyıcılarıdır. Ve Günümüz insanının yüreğine kadar inerler.

Gılgameş Destanı bunlardan en çok öne çıkanıdır. Gılgameş ın M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan bir tarihsel serüveni var aslında. Mezopotamya sanatının her alandaki soyutlama ve yaratıcılıktaki yönünü bu destanda görmek mümkündur. Sümerler in yanısıra Kassit ve Gutiler in yerleşik düzenini, giderek uygarlaşma gelişimlerini anlatır. Yine ölümlünün ülümsüzlük arayışı ile toplum düzeni hakkında tarihi bilgi ve karakter motifleriyle yüklü olan Gılgameş Destanı ilkkez Kassit Kürtleri nden olan, Sin-Lekke-unnini tarafından M.Ö. 1250 yıllarında şiir diliyle tabletlere geçilmiştir.

Varlığını halen günümüzde de sürdüren Dengbêjlik geleneği, köken itibariyle Sümerlere e, Gutiler e, Kassit ile Mittaniler e, ardından Medler e kadar uzanır. Dengbêjliğe konu olan olaylar, çıktıkları dönemin acılarını, trajedilerini, sevinç ve hüzünlerini müzikle iç içe verirler. Toplumun arzu-istem ve ortak ruhunu bağrında taşıyan bu eserler estetiksel bir anlatım gücüne, edebi betimleme ve yine melodilerle ruhlara işlenen zenginliğe sahiptirler.

Mezopotamya sanatının en önemli motif ve temalarından birisi de Newroz ve Demirci Kawa Destanı dır. Özünde özgürlük ve birliği taşıyan Newroz mitolojisi, özgürlük ve kurtuluşa olan özlemi binyıllardır işleyip süregelmektedir. Destanda rol alan kahramanlarla birlikte, zalimlerin toplumun karşısındaki haksızlıkları da sıkça işlenmiştir. Ayrıca ateşin kutsallığı güçlü simgelerle günümüze kadar taşırılmıştır. Bir bütün olarak birliğin gücünü açığa çıkaran bu efsanenin kökeni; Demirci Kawa nın Asur kralını alt etmesiyle, halkların özgürleştiği efsanesine dayanır. Yine efsane, her ne kadar M.Ö. 612, yani Med devletinin kuruluşuna dayanırsa da, kimi kaynaklar Newroz u çok daha eskilere dayandırmaktadır. Newroz un kökeni ne olursa olsun, sonuçta tarihten getirdiği mesajları ve bugün de halkları heyecanlandıran bir içeriği vardır. ortak ruhu bir değer olarak günümüze kadar taşıyan ve bir çok sanat dalında işlenen bir destan özçelliğine sahiptir.

Yine tarihi kökeni M.Ö. 3000 yılına kadar dayanan Memê Alan Destanı vardır. Mezopotamya insanının sosyal yaşamını, aşkı ve nefreti, yine doğa ile olan ilişkilerini dillendiren bir destandır. mitolojik kahraman ve olaylarla yüklü olan bu eser, aynı zamanda kimi dinlerde de işlenen olay ve olguları da içermektedir. kimi tarihçiler, bu destanı çok sonraları Ehmedê Xanê tarafından tekrar kaleme alınarak Mem � Zîn ismiyle yeniden yaratıldığını söylemektedir. Fakat kesin olan bir şey varsa, o da bu destanın gerçek bir toplum çözümlemesi olduğu ve çok eskilere dayandığıdır.


Mezopotamya sanatının temel özelliklerinden birisi de, sentez yönü ağır basan bir nitelikte olmasıdır. Farklı dinlerin ortak yanlarını, etkileşim boyutlarını içermesinin yanısıra, diğer komşu halklar ve bölgelerden de etkilenmesi nedeniyle güçlü bir üretkenliğe sahiptir. Yaratıcılık, hayal gücü kadar gerçek yaşamla olan bağlantıları, tarihsel süreçleri sanatsal bir ahenkle ifade eder. mitolojik bir söylence; destanları, destanlar; müziği ve edebiyatı, edebiyat da mimari ve diğer plastik sanatları beslemiştir. Bu da hem anlatım gücünü, hem duygulara hitap etme derinliğini ve kabul edilebilirliğini koruyan eserlerin yaratımını getirmiştir. Ve burda, sanat anlayışı oldukça derin ve evrenseldir.

Zerdüştlük dini, anılan zenginliğe önemli bir örnektir. Bu dine dayalı olarak yaratılan eserler ve işlenen temalar hemen hemen bütün sanat dallarında yansımasını bulmuştur. Din olarak çıkışı M.Ö. 500 yıllarına dayanıyorsa da, bu tarihe kadar süregelen Zerdüştlük mitolojisi vardır. Bu mitoloji, beraberinde güçlü ve geçerli bir kültür ve sanat aksiyonu yaratmıştır. Yine Kürtler deki sanatın inançla birlikte daha da pekiştiği görülüyor. Zerdüştlük dininin kitabı olan Avesta, edebi bir eser olarak günümüze kadar varlığını korumuştur. M.Ö. 3000 yılında doğan birinci, M.Ö. 2040 ve ardından M.Ö. 630 yıllarında da ikinci ve üçüncü Zerdüşt ün doğduğu söyleniyor. Bu tarihler arasında henüz din olarak ortaya çıkamayan Zerdüştlük, 130 yıl sonra Mezopotamya nın tektanrılı dinlere zemin teşkil eden ve temel kaynağı olan dinidir. Felsefesinin temelinde, ateş ve aydınlığın karanlığa karşı mücadelesi vardır. Yine toplumda ahlaki ve felsefik değerler yaratarak sosyal dinamikleri halklara kazandırmıştır. Zerdüştlüğün üç temel ilkesi şunlardır: Doğru düşün, güzel söyle, sağlam yap! Bu dinin kitabı olan Avesta dini eser olmasının ötesinde önemli bir edebi eserdir de. M.S. kaleme alınmasına rağmen, daha önceleri güçlü bir sözlü anlatıma sahiptir. Dili şiirsel ve didaktirtir. İran da Sasaniler döneminde belgeler biçiminde düzenlenmiştir.

Mezopotamya sanatının sahip olduğu önemli eserleri mimaride de görmek mümkündür. Her ne kadar yapı mimarisinde ve heykeltıraşlıkta Mısır sanatından daha fazla söz ediliyorsa da, Mısır sanatı dine ve tanrı krala dayalı olarak var olmuş ve kendisini aşamamıştır. Doğrudur, taş işlemeciliğinde Mısır sanatı, sürekli kendisinden söz ettirebilecek düzeydedir. ancak Mezopotamya sanatı inanca bağlı olarak gelişmekle birlikte giderek günlük yaşamı, savaşları ve yönetim biçimlerini işleyecek zengin içerik kazanmıştır. Özellikle bölgede taşın azlığı yapı mimarisinde daha farklı malzeme arayışı ve işlemeciliğini öne çıkırmıştır. Tüğla, kerpiç vb. malzemelerle örülen yapılar her alanda görülmektedir. Kullanılan malzemelerin rahat işlenebilmesi yapı tarzına da yansımıştır. Süsleme, motiflerdeki zenginlikle birlikte ilk kez kemer tarzı da bu bölgede kullanılmıştır. Ancak günümüze kadar ayakta kalabilen eserlerin çoğu taşla insaa edilen eserlerdir. M.Ö. 4000-3000 yıllarında yapılan ve ilk üniversite olan Harran Ünivarsitesi nden kalan kalıntıların çoğu kemer biçimindedir. Bu, yüzlerce örnek içinde en göze çarpandır.

İlk kez M.Ö 3000 yılında Kürtlerin atası olan Hurriler tarafından inşaa edilen ve daha sonra 349 da Roma İmparatoru Constanius tarafından onarılarık tamamlanan Amed surları halen tüm heybetiyle varlığını sürdürüyor. "Muhtelif zamanlarda onarılmış ve iyi yapılmış 32 burçlu surların uzunluğu 5000 metre, yüksekliği 8-12 ve genişliği 3-5 metredir." Hurriler döneminde inşaa edilen ve surların en eski bölümü olan içkala Dağkapı dan oldukça net görülmektedir. Bu bölüm daha çok sert kayalıklar üzerine inşaa edilmiştir. Giriş kapısının ismi ise, Saraykapı dır.

Yine surların duvarlarında bir çok kitabeler ve kabartma şekiller vardır. Bu ince işlemecilik, kentte hüküm sürmüş kavim ve halkların izlerini taşırlar. Albert Gabriel, "Diyarbakır surları tek başlarına bir kitabeler belgesi sayılabilir" diyor. Şimdiye kadar yapılan araştırma ve bulgulara göre Roma döneminden (M.S. 367-375), Osmanlı dönemine kadar, yani 1500 lü yıllara kadar çeşitli dillerde surlara yızılmış onüç-ondört kitabe vardır. Ayrıca bu dönemlere ait yontma desen ve simgelere de rastlamaktayırz. Gerek tarihi geçmişi, gerek sahne olduğu savaşlardan taşıdığı izler ve gerekse de üzerindeki figür ve kabartmalarla Amed surları, Mezopotamya uygarlığının soyağacıdır.

M.Ö si dönemde, Kürdistan sanatının en belirgin yanlarından birisi de eserlerin hem mitolojik, hem günlük yaşam ve hem de klasik tarih öğretisini iç içe işlemesidir. Herhangi bir sanat eserinde sosyal yaşamın ayrıntısından, katkı sunacak reel bilgilere kadar bir çok motifi taşıyan sanat eserleri, bu özelliğinden güç alarak günümüze kadar öneminden bir şey kaybetmemişlerdir.

İbrahim peygamber hakkındaki rivayet ve dini motifler belirttiğimiz iç içeliğe önemli bir örnektir. Acımasız Nemrud un zulmü ve buna karşı İbrahim peygamberin mücadelesi ve direnişi, halk arasında destanlaşmıştır. Urfa da doğan İbrahim peygamberin Nemrud tarafından ateşe atılması ve bu ateşten kurtuluş yalnızca destansı bir eser olarak kalmamış, bu kimi yapısal eserlerde de ifade edilmiştir. Balıklı göl ve civarındaki duvarlara işlenen kitabeler yanında, var olan şekiller yaradılış efsanesinden hemen sonrasında meydana gelen olay ve olguları günümüze kadar taşımaktadır. Harran da bulunan İbrahim peygamber kuyusu halen bölge insanları tarafından kutsal sayılmakta ve gizemini sürdürmektedir. Ayrıca Balıklı Göl ün yanında bulunan mağarada -ki burası İbrahim peygamberin doğduğu yer olarak kabul edilir kayaya oyulmuş bir şekilde İbrahim peygamberin beşiği vardır. Bu yapılar kasvetli ve mistik özellikleriyle o dönemde yaşanan zulüm ve çekilen acıları halen hissettirmektedir.

Sonuç olarak; Guti, Hurri, Kassit ve Medler in yanında diğer uygarlıkların da yarattığı eserler bir bütün olarak ilk uygarlaşmanın tarihini ifade eder. Tanrı Kaldi nin Rewanduz yakınlarında bulunan en eski ve ulu tapınağından, Berlin Müzesi neki Kassit-Kürt devletinin kurucularından olan Karaindashe nin yaptırdığı iştar tapınağına ait kabartma figür ve heykellerine, Zaxo yakınlarındaki Gelîyê Spî de bulunan Quumme şehrine ait kalıntılara kadar yüzlerce eser, Mezopotamya ya açık hava müzesi görünümünü vermekdedir. Süleymeniye ve Hakkari arasında bulunan Laleş Tapınağı ise, bu coğrafyayı kutsayan ve merkezinde bulunan bir canlı tarih olarak durmaktadır. Ve bütün bu zenginlikler, içerdikleri mesajları ile birlikte gerçek özünde işlenmeyi bekliyor. Neredeyse her karışında bulunan ve tarihin özünü günümüze taşıyan bu sanat eserleri, başta Medya çocukları olmak üzere, tüm insanlığa önemli mesajlar vermeye devam ediyor.

Başkan APO nun da belirttiği gibi, "Bir ulusun geçmişine ışık tutan veriler, o ulusun yarattığı destanların, söylencelerin, türkülerin, oyunların içinde yaşar."Mezopotamya ve Kürdistan bir kültür ve uygarlık merkezidir. Tarihte hak ettiği yere otortulmalıdır. Bu hem bölge halklarına ve hemde dünya insahlığına sunulacak geç kalmış bir katkı olacaktır.
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 11:03:21
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
baterist senin varya shayatın bış bee..artık içine bu tür bilgileri sindir..bilgi almak istiyorsan benimle irtibata geçebilirsin..yada facebokktan ekle beni seni biraz orda da mort edeyim..BU TOPRAKLAR BİZİMDİRDE..EĞER GÜCÜN YETİYORSA..GEL BİZİ BURALARDAN AT....SEN VARYA SADECE BİR KSUŞ BEYİNLİSİN..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 11:05:17
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
NE OLDU BATERSİST ALINTI OLDUĞUNDA ZORUNAMI GTİDİYOR..GERÇEKLER ACIDIR..İSTERSEN BURDA AĞLA İŞSTERSENDE BURADA ETEĞİNİ YIRT HİÇ KİMSENİN UMRUMDA OOLMAZ..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 11:38:59
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
hish bir bilgim çakma değil..tabi içine sindiremeyince..zoruna gider ..hani bi söz vardırççzoruna giden borussuna girsin diye bir söz var..seninde o misasli gerçekleri kabullenmen lazım..s
BAWER KARDEŞİME DE YAZDIKLASRINI KINIYORUM..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 12:38:16
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
peki senin bilgilerin nasıl ...bence bize verdiğin bütün bilgiler çakmanın en önde gideni..muhaha ha ..kocaman bir yalansın sen yalansın sen..anladın mı..dimdik ayaktaymış beyefendi bırak bu ayakları..hayatı kabullen kaderinide kabullen...sırf başka ülkeler yardım etmeyince sizlere onlarıda içine sindiremiyoırsun ondan sonra kürtler siyonismiş..siyonistiz var bir diyeceğin...sende olsana..ne güzel bi sorus sordum sana öyle değilmi.olamassınız..neden olamassınız çünkü koskocaman bir yalansınız da..o yüzden..burda bi daha da arkadaşların klafalarına karıştırma...okey..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 12:44:47
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
çakmaymış ha ha ha..burdaki bütün yazılar okudum kitaplarda var..örneğin babilin kayıp çocuklarını.okudum..içinde çok güzel bilgiler vardı..çok basit bir insansın..ve de karektersiz neden seninle tartışıyorum ki..seninle konuşup kendimi bir faşistin seviyesine indirmem....okey..spas..tahanks..shalom..
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 13:47:13
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Yürübe kim tutar seni.Siyonistler iyi şişirmiş seni.Olm insanlar birbirine akıl verir güç vermez.Sizin gibi uşaklar çakmada olsa, tarihi boyunca hep kullanılmış bir kenara atılmışlardır.Yine söylüyorum senin bahsettiğin gibi daha doğrusu kürt şövenist,yağmacı siyasetinin bahsettiği gibi bir kürt tarihi yok.Fare beyinlinin tekisin;daha mezopotamyanın nerede olduğunu bilmiyorsuun bide kalkmış soruyorsun zagrosdağları mezopotamyada değilmi diğe.Gülsemmi ağlasammı sözde mezopotamyalı!!!
İstediğiğn kadar bana sinir ol sen ve şakşakçıların.Sizin gibi etnik milliyetçilerin tek çözümü faşizimdir.Sonuna kadarrrr.Noldu aponuz bieden bire TÜrk otoritesini kabul etti.Şimdide türklere sığınıyorsunuz.Sizi ulus kabul etsin diğe.Siz ulus olamadınız hiç bir zaman.Resmi olarak kurulu bir devleti olmadı şuana kadar.Hayatınız milletlere yartakçılık yaparak bir toprak parçası koparmaya çalışıyorsunuz.Ama hesap hep tersine dönüyor.Kürtler sığındığı memleketi emperyalistlere,siyonistlere sayıyor ssora yine ezilen kürt ulusu oluyor.Hhahahahaha.... çok komik.Sizi ancak türkiyede soldan siyasi rant elde etmeye çalışanlar adam yerine koyar.....
Siyonist olacakmısınız bakarmısınız!!! Söylermisin bana kürt ulusunun sermaye babası siyonistleri biz asurlular tarihde defalarca silmişken bize yakışırmı.Kusura kalma Kölelik sizin gibilerin geçim kaynağıdır.Ne anlatıyorumki işbirliçilikleri,kalleşlikleriyle yalan bir grup duruyor.Ne anlatıyorum be............Anlamak için kapasite ister devran bey yualan değil.......
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 15:31:12
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Bu arada iştar tapınağını bile yağmalayıp kürt eseri yaptınız ya size artık birşey demiyorum.Faşist ellerinizi çekin tarihimin üzerinden.Şuna bakya.... iştar tapınağı asur ve babil halkına aittir bunu o kafatasınıza sokun.Erbil isminin asurca Arbilu isminden geldiğide sizin oralı olmadığınızın en güzel kanıtı....
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 15:47:26
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Tabiki sizin gibi şövenistlere papuçbırakmıycam.İster faşist değin isterseniz başka bir şey.Tek bildiğim varki kürt aydını diğe gözükenlerin ve insanlara tarih dersi verenlerin aslında zır cahil olduğudur.İştar misali yanlış şöven yağmacı bilgilerle dolu usunuz.Sakın heveslenmeyin mezopotamya tarihini sizingibi onun düşmanlarına bırakacak niyetimiz yok.
İnadına direnişvar,internette,kuzey ırakta dünyanın her yerinde sizin gibi etnik milliyetçi ve kendi çıkarları uğruna insnaları öldüren işbirlikçilere pes etmeyeceğiz.Taki senin gibileri adam edene kadar.....
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.2***
18.08.2009 16:44:45
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
muhaha hiç güselim yoktu ya..idam edecekmiş..iki yüzüncü yıldamı yaşıyoruz cahil..bi tek şeriatta var i,dam etmek..araplarda yani..sizde arap kökenli olduğunuz için normaldir genelde...bu topraklar sana kalmaz..merak etme..kendini istersen burda yırt farkeden bişey yine olmicak..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.2***
18.08.2009 16:48:06
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
doğru bi yere cevap vermeyi unuttum..biz asurlular mezepotamya bölgesine geldiğimizide hiç bir halk yoktu..ispatlasana bana ....kendini o kadar da zeki sanma..arkadaşım..sen git bu iddaların abaşkalrına anlat yemezler..
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.2***
18.08.2009 16:55:06
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Kürt Tarihinde Bir İllüzyon: ‘Zalim Asurlular’
Ezilen halkların ‘kader’ birliği adına Asuri/Süryani halkına dostluk ve sevgilerimle…

Yine bir Newroz’u daha kutluyoruz!..
Ve daha çok Newrozlar kutlayacağız!..
Bunu da Asurlulara borçluyuz galiba!.. En azından bazı Newroz ‘teorisyenleri’ne göre ‘zalim Asurlular’a!.. Yani onlar da olmasalar, biz ne yapardık ki! Nasıl kutlayabilirdik zulme karşı zaferimizi?

Walter J. Ong Sözlü ve Yazılı Kültür adlı kitabında, sözlü kültüre özgü düşünsel eğilimleri olanların ya da o kültürün içinde yaşayanların, konuşmalarında asker yerine kahraman asker, prenses yerine güzel prenses, çınar yerine ulu çınar demeyi tercih ettiklerini belirtir. İfadelerdeki bu standartlaşma, klişeleşme kesinlikle tarihçiler ya da genel anlamda entellektüeller için de geçerlidir. İşte zalim Asurlular/zalim Asur imparatorluğu ifadesi de Kürt tarihyazıçılığına 404 marka klişe yapıştırıcıyla yapıştırılıp da, bir türlü çıkarılamayan böylesi saçmalıklardan biridir. Öyle ki, Asur adının geçtiği her antik meselde 7’den 70’e hepimiz o şarkıyı söylüyoruz; ah o zalim Asurlular şarkısını!..

Tarihsel gerçeklik bağlamında Türk resmi tarihinde ‘İngiliz parmağı’ ne ise, Kürt tarihinde de ‘zalim Asurlular’ odur; çünkü, ikisi de gerçek dışıdır. İşlevsel olarak ise, birincisi Kürtlerin özgürlük mücadelesini karalamak, küçük düşürmek için Kemal ve ekibi ve yani sıra oportünist Sovyet iktidari tarafından uydurulmuşken, ikincisi ise bu mücadeleyi hareketlendirebilecek mitolojik dayanaklar bulabilmek amacıyla Kürt aydınlarınca üretilmiştir; ancak, bu ikinci mamûl de birincisi gibi toptancı halinin kasalarındaki çürük domatesler kadar çürüktür. Çünkü, geçen yüzyılın başlarında Kürt aydınları tarafından alelacele yanlış tarihsel koşullanmalardan/bilgilerden hareketle Kürt ulusal mücadelesine bazı mitolojik dayanaklar yaratılmaya çalışılmıştı ki, o dönemden kalma bu yanlış bilgi hâlâ kollektif zihniyeti meşgul ettiği gibi, Asuri/Süryanileri de incitmektedir.

Kendi açımdan sorun, yalnızca Kürt tarihinin bu konudaki yanlışlığını kabullenip kabullenememek değildir. Çünkü biliyorum ki, ezilen her kimse mutlaka doğrudan yanadır ya da doğruyu söyler diye bir kural olmadığı gibi, ezilenlerin tarihleri her zaman doğrudur diye bir kural da yoktur (*). Dolayısıyla Kürt tarihinde de pekâla bu tür illüzyonlara rastlanabilir.

Sorun kendi açımdan Asur imparatorluğunun zalim olup olmaması da değildir (**). Dolayısıyla Asuri/Süryani halkının, Asur imparatorluğunun -Asur halkının değil- zalim olarak yaftalanmasını bir alınganlığa dönüştürmesi de kanımca bir ölçüde yersizdir. Çünkü imparatorluk kurmak ve iktidar alanlarını genişletmek, kuşku yok ki belli bir şiddet kullanımını beraberinde getirecektir. Asur da, Roma da, Osmanlı da bu yanlarıyla elbette zalimdiler. Sorun imparatorlukların doğası gereği çokkültürlü ve çoketnili olmalarının yarattığı olası sahte hoşgörünün ve çoğulculuğun yadsınmış olması da değildir. Sorun doğrudan Newroz’un kutlanması ile Asur imparatorluğunun yıkılışı arasında herhangi bir tarihsel/kökensel ilişkinin olmamasıdır.

Bir an için böyle bir tarihsel ilişki gerçek varsayılsa bile, yine de modern Kürt tarihinde Asurimgesi nin fi tarihindeki yayılmacı bir imparatorluğa bakılarak sürekli zalim sıfatıyla kirletilmesi, doğrusu hayli rahatsiz edicidir. Kaldı ki, bu tür basit klişeler siyasi hayatta kollektif bilinç ve/veya bilinçaltının kirlenmesine de yolaçarlar. Daha da ötesi, muhtemel yeni ulusal iktidarlara her an yeni baskı gerekçeleri de sunabilirler. Bu yanıyla Asuri/Süryani halkının hissiyatını anlayabiliyor ve aynı temelde başta Kürt aydınları olmak üzere, Kürt halkının buna özel bir hassasiyet göstermesini temenni ediyorum.


Bizim gibi ezilen topluluklarda mücadelenin öncüleri hem savaşçı, hem de bilim insanıdır, çünkü uzmanlaşma gelişmemiştir. Hem ulusal kurtuluşun öncüleridir, hem de tarihçi, filozof, psikolog, sosyolog, mitolog, etnolog, antropolog, etimolog vs!.. Bu nedenle de dönüp geçmişe baktığınızda, bütün bu disiplinlerde tortulaşıp bugüne kalan, fakat bir o kadar da toplum üzerinde etkili olabilen alelacele oluşturulmuş pekçok yanlış fikirlere rastlarsınız. Birçoğu da mücadele içinde bazı sorulara ivedi cevap olsun diye öne sürülmüşlerdir.

Hernekadar Jîn dergisinde Demirci Kawa başkaldırısı ve Kürtlerin kurtuluşu efsanesi 21 Mart’la, yani Newroz ile değil de, 31 Ağustos’la ilişkilendirilmişse de, Kürtlerin ulusal benliklerini bulması olarak görülen efsanevi Kawa başkaldırısının Asur imparatorluğunun yıkıldığı tarihe baglanması anlayışı, dönemin Kürt aydınlarında mevcut olabilir. Nitekim, sonradan kaleme alındığını gözardı etmeksizin, buna İhsan Nuri’de rastlamaktayız. Newroz ile Demirci Kawa başkaldırısının birbirine eklemlenmesi ise, sonraki tarihlerde olmuş görünüyor.

Bu anlayışın köklerinin hiç değilse muhtemelen daha o dönemde ya da ondan bir süre sonra filizlenmesinde, Minorsky’nin Kürtleri Medlere bağlayan tarih tezi kadar, dönemin gerginleş(tiril)miş Asur-Kürt ilişkileri de rol oynamış olabilir. Böylece, köleci ve zalim Asurlular imgesinin arka planında o dönemki çatışmaların etkili olup olmadığı özel olarak araştırılabilir ki, bu şimdiye dek ne düşünülmüş, ne de yapılmıştır.

Acaba sonradan daha da eklektik hale gelen, getirilen tarih tezinin arka planında, Kürtlerin genelinin pek bir sempatiyle bakıp sahip çıktığı Ari ırk efsanesinin de rolü var mıdır? (***) Öyle ya, Medler ‘Ari ırk’tan ve de Asur imparatorluğu da Semitik olduğundan, Avrupa’da dizayn edilmiş bu tarihsel tablonun, yani ‘üstün ırk’ Arilerle ‘aşağı ırk’ Samilerin çatışması modelinin birebir Newroz’un modern senaryosuna monte edilmiş olabileceği pekala düşünülebilir.

Hernekadar daha geçen yüzyılın başlarında bile, Kürtler arasında kökenlerinin ‘İranî’ oluşuna kuvvetli bir vurgu varsa da, kanımca böyle bir düşünce, meseleyi ileri götürmekten, zorlamaktan öte bir anlam taşımaz; çünkü öyle olsaydı, Kürt aydınları pekala bir diğer Semitik topluluk olan Babilleri de mitolojik hasım seçebilirlerdi.

Peki neden Babilliler değil de, ille de Asurlular seçilmiştir sorusunun cevabı ise, Med tarihinde gizlidir. Medlerin belki de en göze çarpan tarihsel eylemleri, çökmekte olan Asur imparatorluğuna son darbeyi indirmiş olmalarıdır. Böylece geçen yüzyılda, Kürt aydınları Kürtleri Medlere bağlayan savın koşullamasıyla, önce 31 Ağustos’da kutlanan İyd-i Kurdî’ye, sonrasında ise Newroz’a böyle bir tarihsel senaryo yazmışlardır.

Gelelim Newroz’un kutlanışının kökeninde Asurluların herhangi bir negatif rolünun olmadığı konusuna… Bir kere ‘zalim kral’ Dehaq’in ülkesi, gerek Avesta gibi konuyla ilgili temel dini bir kaynakta, gerek İslam tarihçilerinde, gerekse de modern araştırmacılarda Asur değil de, Babil olarak geçmektedir. Iranist/Iranolog J. Darmesteter’den bugüne, Avesta’da bir ejderha olarak geçen Azi Dahaka’yı (kişileştirilmiş hali kral Dehaq) niteleyen Bawroiş, Bawri ya da Bawli terimlerinin Babil anlamına geldiği genel bir kabul görmüştür. Yine İslam tarihçilerinden Taberi, Istahri, Yakut ve Yazdacird bin Mahmundaz’da Dehaq’ın Babil’de hüküm sürdüğü rivayet edilirken, Yazdacird bin Mihmandar ise, onun Babil kentinin kurucusu olduğunu yazmaktadır. Bu kadarla da değil, Taberi ve Mesudi de kral Feridun’un payitahtinin da Babil’de olduğunu belirtirler. Dahasi, J. Darmesteter ve E. Herzfeld gibi önemli İranistlerin neredeyse tamamı da bu konuda hemfikirlerdir; yani, sonuçta ortada bir Asur yanılsaması vardır ve bu da biz Kürtlere aittir.

İkinci bir nokta; Newroz’a ait olduğu düşünülen mitolojik senaryonun aslında Mihrican bayramına ait olmasıdır ki, o da 21 Eylül’de, yani gece ve gündüzün eşitlendiği sonbahar ekinoksunda kutlanmaktadır. Yani, sonradan Demirci Kawa’nın da eklendiği Dehaq (Azi Dahaka) ile Feridun (Thraetaona) arasındaki çatışma öyküsü aslında Newroz’a değil, Mihrican bayramına aittir. Bu söylencenin Newroz’la olan ilişkisi ise, eski Babil’de olduğu gibi, eski ‘İran’da da yeni yıl kutlamalarının bazı dönemlerde 21 Eylül, bazı dönemlerde ise 21 Mart’a transfer edilmesinden kaynaklanıyor olsa gerektir. Bu ilişkilendirmede yakın dönem Kürt aydınlarının etkisi de sözkonusudur. Dolayısıyla, Ehmedê Xani’de Newroz bayramı geçtiği halde, Demirci Kawa’nın geçmemesi de anlaşılırdır. Bu, geçen yüzyılın başlarındaki Kürt milliyetçi öncüleri için de geçerlidir.

Sonuç olarak; ulus, etnik grup gibi sosyolojik olgulara dair hakikatleri ve yorumları da bir yana bırakarak, varsayalım ki Kürtler bir bütün olarak Medlerin ‘torunları’ iken, Asuri/Suryani halkının ‘büyükbabaları’ da zalim mi zalim Asur imparatorluğudur!.. Ve yine varsayalım ki, Medlerin bu zalim imparatorluğu yıktıkları gün de 21 Mart’a denk düşmüştür! Peki bu, tek başına Newroz’un kutlanışını Asur imparatorluğunun yıkılışıyla ilişkilendirmemizi ve Demirci Kawa’yı da Ninova harabelerinde aramamızı doğrular mı?

Tarihin analizi her zaman böyle bir matematiksel basitlikte mi gizlidir?

--------------------------------------

(*) Tarihin kişileştirilmesi insanları nesneleştirmeye dönük bir işlev görmektedir. Boşuna beklentiniz olmasın, tarih hiçbir şey söylemez, hele hele hemencecik dogruları!.. Çünkü onun adına konuşanlar tarihçilerdir ve çok açık ki, tarihçiler de pekala yanılabilir ya da meseleyi çarpıtabilirler.

(**) Asur imparatorluğunun zalim olup olmadığı konusu mevcut klisenin gölgesinden çekilerek tarihsel bakımdan itinayla incelenebilir ki, yanlış hatırlamıyorsam bu konuda yapılmış bir incelemeye birkaç yıl önce notunu almadığım yakın tarihli Ingilizce bir makaleye –derleme bir kitapta- rastlamıştım.

(***) Nazi literaturunde de aynı zamanda Semitik bir halk olmaları vesilesiyle Asurlular ‘zalim insanlar’ olarak resmedilmiştir. Fakat Asur imparatorluğunun zalimlikle ilişkilendirilmesi hemen hemen bütün metinlerde rastlanan bir durumdur. Dolayısıyla, hele ki anti-Semitist Nazilerde buna rastlanılması öyle şaşılacak bir durum olmasa gerektir. İlginçtir bir Alman gözlemci, Walther Wegener’in 1943’de yayımladığı kitabında Güneyli Kürtlerin ‘soylarını Asurlulara dayandırdıkları’nı yazmış olması doğrusu çok önemlidir. Bu iddiayı benimsemiş görünen Wegner, ‘ama,’ diyor, ‘Asurlulardan çok daha vahşiler’ (bkz. Tamer
Bacınoğlu-Andrea Bacınoğlu, Modern Alman Oryantalizmi, www.1001kitap.com).
 
Kimden: metin  88.235.118.***
18.08.2009 17:10:53
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
merhum sevgili apemiz aram tigran için açılan taziye sayfası için yapılan tartışmalara bakarmasınız!!!, ebe arkadaşım diyelimki bizler bu topraklarda 10 senedeir ikamet etmekteyiz, şimdi sana soruyum? sen ve senin gibi düşünenler bu topraklarda nasıl bir mücadele ediyorsunuzda biz kürtleri bu topraklarda atmayı düşünüyorsunuz?
lütfen burada adam gibi mantıklı tartışmalar yapalım, habire asur demektesin, asur diye bir direnişmi var? varsa biz neden bilmiyoruz?
geçen cumartesi beyoğlunda mezoptamya kültür merkezine uğradım, sevgili ape aramın dev posterini istiklal caddesine bakan tarafa binayı kaplayacak şekilde asmışlar ve içeriye girdiğimde onun için bir köşe hazırlanmış ,çiçeklerle mumlarla süslenmişti..
ve ayrıca ape aram için vasiyetinde öldüğünde amede gömülmesini söylemişti, gelgelim faşişt sistem türk vatandaşı olmadığını bahane ederek ve dtp nin büyük çaba vermesine rağman cenazeyi kabul etmedi, ailesi cenazeyi alıp belçikaya götürmüştür..
bizde diyoruzki ey ape tigram senin verdiğin bu vasiyet biz kürt gençleri olarak senin bu son isteğini yerine getirmek
canımızı dişimzi ortaya koycaz, bu faşişt sistem senin cansız bedeninden bile tırsmakta,dirimizde her zaman korku salacaktır...
gelek spasd dixim.......
 
Kimden: baterisst  78.182.76.2***
18.08.2009 17:55:00
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Ya verdiğin bilgiler iyi güzelde bunların kürtlerle ne alakası var.Med uygarlığını kuran persler bitiren yine persler.Siz kimsiniz?Aaaaaa ama yanılıyorum dimi çünkü bütün mezopotamya halkları kürttür dimi.hahahaha.
Siz gidinde sorunuuzu araplara anlatın.Toprak bizlere kalmaz öylemi....Sana bişey söylim öylese.Doğru toprak bize kalmaz.Ama siz nasıl bu toprakları alırsınız bunu hiç düşündünmü.Biz anlımızın akıyla silinmede olsa sonunda vatanımız için savaşırız ve kazanır veya kaybederiz.Ama sizin vatanınız olmadığı için senin gibiler osmanlı türk yalakalığı yaparak biryere gelmeğe çalışır tarih boyunca.Ben diyorum bu tür yolların sonu hep hüsrandır.Silineceksiniz!!!! Ama belkide defelarca batıp çıkan mezopotamya halkları yeniden dirilecek ve sizi sonsuza kadar silecek..... Geldiğiniz hindistana,asya steplerine geri döneceksiniz ne yazıkki.hahahah.Bu arada bana neolduğu belirsiz inssanların yazdığı makaleleri kürt sitesinden çalıp burada yayınlama.Çünkü dünya alem biliyorki iştar tapınağını kürt eseri yapacak kadar yüzsüz ve cahilsiniz......
 
Kimden: DEVRAN  85.105.62.3***
18.08.2009 20:49:43
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
sana bişey diyeyim mi senin beyninde zeerre kadar beyin yok..bu gün kanıtlanmış mı süryaniler asurlularlan geliyor..yok dur ben cevap vereyim..hayır..soyları arap soyları ama nedense..araplar kendilerini kabul etmiyorlar....bu nasıl soy kardeşliği olur...mu hah ha ha muha ha ..bu hiç gülesim yoktu ya..beni güldürdüğün için..tşk..ederim.. burda kendini yırt parçala medler kürttür..ben sana her şeyi kanıtladım..ve bütün teorilerini çürüttüm ondan sonra seni mort ettim..tabi biraz burnun yansaydı..susup yerinde otururdun..
 
Kimden: metin  78.188.80.4***
27.08.2009 01:05:09
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
kürtlerde matem var. Kürtlerin yüreği ve duygusu olmuş bir insanı kaybetmek her zaman kaldırılacak bir durum değildir. Kürt halkına en zor anlarda yakın durmanın da ötesinde var olmanın yok olmanın tartışıldığı bir ortamda Kürt halkını onun diliyle işlemek, içten dillendirmek her babayiğidin harcı değildir. Bu bağlamda büyük usta salt bir sanatçı değildir, o müthiş bir cesarete sahip en seçkin mücadelemizde arasında yer aldığı kesindir. Biz onu yani ARAM TİGRAN’ı kendimize çoktan komutan kabul etmişiz.

Büyük ustamızı, yüreğimizi, kısılan sesimizi gür haykıran büyük insanı, büyük sanatçıyı ve de önderliğimizin en çok sevdiği halk sanatçısını kaybettik.

Sanatçı bir toplumun gelişimini en iyi ve berrak bir şekilde yorumlama ve dile getirme olayıysa, o en seçkin sanatçımızdır.

Aydın bir toplumun sorunları en iyi bir şekilde tespit ederek gelişmenin nasılına taraf olma olayı ise o en seçkin aydınımızdır.

Yurtseverlik kendi ülkesine -bu terk edilmiş topraklar da olsa- ölümüne bağlı yaşamaksa o en ileri düzeyde seçkin bir yurtseverdir.

Devrimcilik eskiyi yıkarak yeninin inşasına katılım olayıysa o müthiş bir devrimcidir.

Ve gerilla bir halkın acılarını, kederlerini, sızılarını içten yaşayarak bir nebze de olsa bunu dindirmek için dağların doruklarına çıkma cesareti gösterebilme sanatıysa o en ileri düzeyde bir gerilladır. Çünkü o sıfır noktasının altında emek sarf ederek, çalışarak Ape Musalar gibi Kürt sorununu sıfıra getiren isimlerin arasında en önemli yerini alıyorsa burada sergilenen cesareti görmeden geçmek olmaz. Bu ise seçkinliktir, bu ise ölümün üzerine üzerine gitme olayıdır ki bunu da toplumumuz bugün kürtçülük olarak ele alıyor.

Büyük usta; ansızın gidişin yüreğimizi çok yaralamıştır. Böyle erkenden gitmek olmamalıydı. Seni seveni ve sevenleri bırakıp gitmek böyle olmamalıydı. Biz, halkımızın dediği gibi seni seveni de seviyoruz. Şimdi seni seven ve sevenler çok mu ama çok üzüleceklerdir. Biz hepimiz zaten seni seveni yeterince üzüyoruz bir de senin onu üzmen olmamalıydı.

Güzel insan; senin yerin nur olsun, biz kürtler seni hep sevdik. Ve seni her zaman seveceğiz.

Seni yazarken enternasyonalist ve sosyalist Kadir Usta’mızın şiiri aklımıza geliyor:

Özgürlük

Bazen haykırıştır

Bazen gülüştür

Bazen kaşlarını çatmaktır namussuzluğa karşı

Bazen yürümektir

Dolunaylı bir gecede

Bazen şafakta

Yükselen güneş ışınlarını

İzlemektir.

Bazen ıssız vadide ilerlemektir

Kuşların cıvıltılarıyla,

Yarının hayaleni kurmaktır bazen

Bazen yüreğin sesini dinlemektir,

Yaz yağmuru altında

Akdeniz’in sessiz sakin sahilinde,

Bazen savaştır

Bazen tavırdır

Bazen yağlı kurşunları

Göğüslemeyi bilmektir,

“Nihayetinde hepsini bir arada yaşamaktır”

Ve nihayetinde galaksilerin en yüksek yerlerinde birinde bir yıldız gibi senin gibi yaşamaktır özgürlük.

 
Kimden: metin  85.96.98.27***
28.08.2009 20:29:44
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
BRÜKSEL - Aram Tigran… Birçoğumuz, ’Ey Dîlberê’ mısralarının sahibini televizyon ekranında ya da, konser sahnesinde tanıyoruz. Peki bu takım elbiseli elinde cümmbüşü ile alışık olduğumuz Aram’ı ne kadar tanıyoruz? Eşi Sirvat Malikyan Tigran anlattı: “O büyük bir sanatçı ve barış yanlısıydı.”

Kürt müziğinin duayeni Ermeni sanatçı Aram Tigran, uzun bürokratik ve diplomatik girişimlerden sonra vasiyeti olan Diyarbakır’a götürülememişti. Bu durum sanatçının dostları ve bütün Kürtlerin yüreğini sızlattı. En az ölümü kadar üzdü. İçlerinde derin izler bıraktı. Kürt siyasi çevresi bunun ezikliğini yaşadı, ellerinde bir şey gelmese de… Aram Tigran, sürgünde doğduğu gibi yine sürgünde yaşamını yitirdi. O Ermeni olduğu için katliamda kurtulan bir ailenin oğluydu. Tigran ailesini sürgüne gönderenlerin torunları bugün Aram’ın cenazesinin Diyarbakır’a götürülmesine izin vermediler. Aram Tigran, şuanda sürgünde yatıyor. Tıpkı Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve Nazım Hikmet gibi…

Buna en çok üzülen kuşkusuz 53 yıllık eşi, arkadaşı ve sırdaşı Sirvat Malikyan Tigran’dı. Aram’ın yitirmesi kadar sürgünde uğurlamasının acısı da büyük. Cenaze töreninde Sirvat Malikyan’ın göz yaşları ve ağıtları herkesi ağlattı. Hele “Aramê min iro bê hale” ile başlayan ağıtlarına kimse karşı koyamadı. Kürt ve Ermeni gözyaşları Aram Tigran için bir birine karıştı.

Her iki halkı buluşturan bu sanatçıyı, Aram Tigran’ın eşine sorduk. Acısını içine gömdü. Aram’ı kucaklayan Kürtlere benim mesajım var dedi: “Aram Kürt halkına aşıktı. Ölünceye kadar Kürtler için çalıştı. Kürtlerde bugün onu kucakladı. Dünyanın dört bir tarafından onu anıyor. Teşekkürlerimi sunuyorum. O bugün sürgünde ama bir gün mutlaka Diyarbakır’a gidecektir. Arkadaşları ve Kürtler, onun ruhunu şad edecektir.“

‘BİR GÜN ÖLECEĞİM AMA ARKAMDA BİR TARİH BIRAKMALIYIM’

*Bizler, Aram Tigran’ı televizyon ekranında, sahnede elinde cümbüşü ve entelektuel görüntüsü ile tanıyoruz. Bütün bunlar dışında Aram Tigran, nasıl biriydi?

-Ben, 53 yıldır Aram Tigran ile evliyim. O, sürekli barışın peşinde koşan bir insandı. Bu Kürttür, Ermenidir veya başka halktandır diye ayrım asla yapmazdı. Aram Tigran, her şeyden önce Kürtlerin dostuydu, temiz ve saf duygularla. Çıkarsız, hesapsız… Hiç bir zaman dünyadaki maddi şeyler için yaşamadı. Hep şunu söylüyordu: “Ben bir gün öleceğim. Ama arkamda bir tarih bırakmalıyım.” Aram’ın bu sözünü bugün anlıyorum. Bakıyorum; Kürt, Ermeni, olmak üzere birçok kişi Aram Tigran’ın yasını tutuyor. Bu onun barışçıl ve haklar arasına ayrım koymayan anlayışından geliyor.

MÜZİKTE HEP TEK BİR STİLİ VARDI

*Aram Tigran için müzik ne anlam ifade ediyordu?

-Aram Tigran, sadece bir yorumcu değildi. Aynı zamanda beste yapıyor, nota düzenliyor ve enstrüman çalan bir sanatçıydı. Hiç bir zaman başkasının stranlarını söylemezdi. Sürekli beste yapar, nota düzenlerdi. Hep yeni şeyler yapmak istiyordu. Üretici ve yeniliklerin peşinde koşan biriydi. Diyordu ki; “Ben öyle şeyler yapmalıyım ki, kimse de olmasın…” Aram Tigran’ın bir farkı vardı. Müziğe başladığı günden bugüne kadar tek bir stili vardı. Sesini de, bu tarzda kullandı. Kısacası müzik onun için hayattı.

*Çok sayıda beste yaptı. Yüzlerce stran söyledi. En çok hangi stranlarını seviyordu?

-Aram Tigran, söylediği bütün stranlarını seviyordu. Hepsi onun için değerliydi. Çünkü müzik ve sanat Aram Tigran için bir yaşamdı. Ama en çok “Ey Dîlberê, “Çîya yê Gabarê“ ve “Şev çu“ eserlerini seviyordu.

BESTELERİNİ ERMENİCE YAZIYORDU

*Şarkılarını hangi dilde yazıyordu ?

-Ermenice yazıyordu. Ama Kürtçe dışında Yunanca, Arapça da, söylerdi. Çok sade ve yalın bir dille… Hangi dilde söylese söylesin o halktan biriymiş gibi söylerdi. Kimse onu farklı bir ulustandır diye ayırt edemezdi.

ÇOCUKLARIYLA ANADİLDE KONUŞURDU

*Evde kendi aranızda hangi dili kullanıyordunuz?

Anne babamız çocuklarıyla hiç bir zaman farklı bir dilli konuşmazdı. Diyorlardı, “ana dillerini öğrensinler.” Büyüdüklerinde diğer dilleri öğrenirler. Onun için çocuklarıyla Ermenice konuşuyorlardı. Ama yan yana geldiklerinde birbirleriyle Kürtçe konuşuyorlardı. Bizde Ermenice ve Kürtçe konuşuyorduk. Bütün çocuklarımız Kürtçe biliyor.

*Ermeni toplumu ile Aram Tigran’ın ilişkileri nasıldı?

-Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere yönelik yaptığı katliamda, Kürtler de, bilmeyerek, rol aldı. Osmanlılar Kürtleri kullandı. Ama aynı Kürtler, birçok Ermeni ailenin hayatını da, kurtardı. Örneğin bizim ailemiz bunlardan bir tanesidir.

Bütün bunlara rağmen bugün birçok Ermeni, tepki gösteriyor. Biz ikna etmede zorluk çekiyoruz. O günkü Kürtler başkalarına çalışıyordu. Ama bugünkü Kürtler çok farklı. Çağdaş ve bölgedeki halklar arasında barış istiyorlar. Biz sonuçta Ermeni’yiz. Ama bazı Ermeniler, Kürtlerle birlikte hareket ettiğimiz için bizi dışlıyorlardı. Ama buna rağmen Aram Tigran hep kardeşlik köprüsü oldu. Öğreğin Kürtlerin bu kadar Aram Tigran’a sahip çıkacağına inanmıyorlardı. Bugün birçoğu şaşkın. Sanki şimdiye kadar yaptıklarından pişman. Aram Tigran, sağlığında oynadığı bu kardeşlik köprüsünü ölümünde de, bunu pekiştirdi. Bugün Kürtler ve Ermeniler onun için gözyaşları döküyor.

ÖLENE KADAR KÜRTLERLE BİRLİKTE YÜRÜDÜ

*Aram Tigran, Kürtlerle olan dostluğu babasının vasiyetinin olduğunu söylüyordu. Biraz bundan bahseder misiniz?

-Kürtler, ailemizi katliamda kurtarmıştı. Babası ona “sen sanatçı olacaksın ve ölene kadar Kürtlerle yürüyeceksin“ diyordu. O da bunu yaptı. Aram Tigran daha 9 yaşındayken eline Cümbüş aldı. Aram, 17 yaşındayken Qamışlo ve bölgesi onun sesini ve şanını duydu.

*Aram Tigran’ın sanat yaşamında ne gibi bir rolünüz vardı?

-53 yıldır evliyiz. Sürekli onunlaydım. Evet beste yapmadım, nota düzenlemedim. Müzik çalmadım. Hepsi onun eseri ve emeğidir. Ama ben hep onun destekçisiydim. Hiçbir gün yalnız bırakmadım.

DİYARBAKIR İÇİN YUNANCA ÖĞRENDİ

*Aram Tigran, bir konuşmasında şöyle demişti: “Ben Diyarbakır’a gitmek için, bu yaşta Yunanca öğrenip, vatandaş oldum. Bütün bunları Diyarbakır aşkı için yaptım.” Bu nasıl oldu biraz anlatır mısınız?

-4 yıl önce Yunanistan’a gittik. Sürekli şunu söylüyordu: “Ben mutlaka bu ülkenin vatandaşlığını almalıyım. Çünkü Diyarbakır’a ancak böyle gidebilirim.” Onun için çok çalışıyordu. Gece gündüz dil öğrenmek için uğraşıyordu. Bütün bunları Diyarbakır’a gitmek için yaptı.

O HALAYIN BÜYÜK ETKİSİNDE KALMIŞTI

*Vatandaş oldu ve Diyarbakır’a gitti. O anki hisleri nelerdi?

-İlk olarak Newroz’a çıktı. Çok heyecanlıydı. Çünkü yıllardır hep Diyarbakır’a karşı bir özel ilgisi vardı. Oraya gitmek istiyordu. Sahnedeki programdan sonra geldi: “Ben bu ilginin karşılığını nasıl öderim” dedi. “Niçin” diye sorduğumda bana dedi ki; “Ben sahnedeyken Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, eski DEP’li milletvekillileri Leyla Zana ve Hatip Dicle olmak üzere birçok DTP’li siyasetçiler, benim stranlarımın önünde kalay çektiler. Ben biliyorum bu insanlar halay insanları değil. Kolay kolay her sanatçının stranları önünde halay çekmezler. Bu bana olan saygıdandır. Ben bunu çok iyi biliyorum. Ömür boyunca bunu unutmam.” Bu halayın büyük bir etkisinde kalmıştı.

YOĞUN İLGİ ONU 20 GÜNDE İYİLEŞTİRDİ

*Diyarbakır’da hastalanınca yanınızda mıydınız?

-Yine bir programdan sonra hastalanıyor. Arkadaşlar onu hastaneye kaldırıyorlar. Doktorlar ona diyor ki, “Sen 2 ay içinde ameliyat olman gerekiyor. Olmasan ondan sonra seni ameliyatla bile kurtaramayız.” Bana telefon açtı “gel” dedi. Ben de Diyarbakır’a gittim. Ameliyat oldu. Bütün Diyarbakır halkı bizimleydi. DTP’liler belediye başkanları, hep yanımızdaydı. Çok büyük bir ilgi gösterdiler. Aram Tigran, ameliyattan çıktıktan sonra ilk uyandığında, “Ey Dîlberê” parçasını söyledi. Bütün doktorlar, şaşkın kaldı. “Bu nedir mamoste” diye sordular. Ve şöyle cevapladı: “Ben yeniden annemden doğdum. Hayata yeni gözlerimi açıyorum. Tabi ki söyleyeceğim. Ve bu ilgi ve alakanın etkisiyle Aram, 20 gün içinde iyileşti.

Arkadaşlar bizi Mehmet Uzun’un evinde misafir ettiler. Yeni hastanede çıkmıştı. Hasta olmasına rağmen kitaplıktan bir kaç kitap çıkardı. “Bu kitaplarda çok güzel şeyler var. Beste yapılacak malzeme var. Yapmam gerekiyor” diyordu. Asla boş kalmazdı.

*Mehmet Uzun’un yazdığı kitaplar mıydı?

-Evet ona ait kitaplardı. Biz Yunanistan’a döndükten sonra o aldığı notlardan 5-6 tane beste yaptı. Notalarını düzenleyip, bitirdi onları.

*Ses kaydı var mı?

-Hayır yok. Her şeyi hazırladı. Ama ses kaydını yapamadı. Çünkü hastaydı, doktorlar ona 4 ay stran söylemeyi ve cümbüş çalmayı yasaklamıştı.

*Ne yapacaksınız bu eserleri…

-Onları saklayacağım. Kimseye vermeyeceğim. Birgün Tigran, soyadını taşıyan birisine vereceğim. Torunlarına bırakacağım.

ATİNA’DAKİ İLAÇLARDAN SONRA RAHATSIZLANDI

*Atina’da bir doktorun verdiği yanlış ilaç sonucunda Aram Tigran’ın rahatsızlandığı iddia ediliyordu…

Biz, Diyarbakır’dan Atina’ya döndükten sonra Suriyeli İbrahim isimli bir Kürt doktor vardı. Aram, bu doktorun Kürtçe bildiği için yanına gitti. Yine bir Diyarbakır dönüşümüzde kan vermek için kontrole gitti. Çünkü 15 günde bir kan vermesi gerekiyordu. Doktor ona ilaç yazmış oda doktora demiş ki, “Ben 3 aylık ilaçlarımı getirdim. Bitince gelirim.” Doktor demiş ki, “O ilaçları içme. Yeni ilaç vereceğim.” Aram da, itiraz edince “O zaman ben sana bakmam demiş.” Eve geldi olanları anlatınca ben de, başka bir doktora git dedim. “Bu da, doktordur biliyor. Birşey olmaz ben buraya gideyim” dedi. Hatta bir keresinde Diyarbakır’daki doktorlar, Atina’daki doktoru telefon açıp konuştular. Niye bu tür ilaçlar vermişsin diye.

Gerçekten Diyarbakır’daki doktorların verdiği ilaçlar ona iyi gidiyordu. Atina’daki doktorun ilaçlarını kullanmaya başladıktan sonra kötüleşti, kanı sulandı. 15 gün sonrada da, fenalaşıp hastaneye kaldırdık. Biz aile olarak bunun peşini bırakmayacağız. Aram’ın ölümüne bu doktor sebep oldu. Aram’ın ne şekeri, ne kolesterolü nede farklı bir hastalığı vardı.

YÜZ YILDA GEÇSE TİGRAN’IN VASİYETİ YERİNE GELECEK

*Türk devleti Aram Tigran’ın cenazesinin Diyarbakır’a götürülmesine izin vermedi. Bu konuda ne diyeceksiniz?

-Türk devleti zalimdir. Katliamcı bir devlettir. Tarih boyunca komşu halklar üzerinde zulüm yapmışlar. Baskı uygulamışlar. Aram Tigran’ın cansız bedeninde korkacak kadar düştüler…

Ama yüz yılda geçse Aram Tigran’ın vasiyeti yerine gelecektir. Ruhu şad olacaktır. O mutlaka birgün Diyarbakır’a gidecek. Benim ömrüm yetmese bile arkadaşları ve Kürtler onu Diyarbakır’a götürecekler. Buna inancım tamdır…

*Aram Tigran her ne kadar Ermeni olsa da, Kürtlerle özdeşleşmiş. Kürtler bugün onun için yas tutuyor. Neler söylemek istersiniz?

-Aram Tigran, 75 yaşına rağmen Kürtler için bir şeyler yapmak istiyordu. Yeni şarkılar yapmak müzikler düzenlemek istiyordu. Ve mutlaka bir gün özgürlüğümüze kavuşacağız diyordu. Ben bir gün ona dedim ki; “Ya sana ne oluyor. Biz Ermeni’yiz.” Bana kızdı; “Sen ne diyorsun. Evet ben Ermeni’yim. Dinimi inkar edemem. Ama 50 yıldır Kütlerleyim. Kürtlerin bir parçasıyım. Bu mücadelenin bir neferiyim. Mutlaka birgün ülkemiz özgürleşecektir” diyordu. Son dönemlerde hep 15 Ağustos’ta Abdullah Öcalan’ın yapacağı açıklamaları bekliyordu. Merak ediyordu. Acaba ne diyecek diye. Aram son nefesine kadar Kürt halkı için çalıştı.

Onun için iki haftadır bütün Kürtler ayakta. Dünyanın dört bir tarafından yası tutuluyor. Anmalar düzenliyorlar. Bu basit bir şey değil. Bizim için onurdur, baş tacıdır. Bütün Kürtlere sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. DTP çok çalıştı. Onun vasiyetini yerine getirmek için baya uğraştılar. Herkese minnettarız

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR

ALİ GÜLER/ERDAL ALIÇPINAR-ANF
__________________
 
Kimden: metin  85.102.129.***
29.08.2009 01:12:48
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
"Ama yüz yılda geçse Aram Tigran’ın vasiyeti yerine gelecektir. Ruhu şad olacaktır. O mutlaka birgün Diyarbakır’a gidecek. Benim ömrüm yetmese bile arkadaşları ve Kürtler onu Diyarbakır’a götürecekler. Buna inancım tamdır…"
sevgili Sirvat Malikyan Tigran; ape aramın vasiyeti biz kürt gençleri için emirdir.bu emiri yerine getirmek için canımızı dişimizi ortaya koycaz,sizin inancınız,bizim inancımızdr,sizin yolunuz bizlerin yolumuzdur..
elbet bir gün gelecek sevgili ape ARAM TİGRANI AMED le özdeşlerticez..
 
Kimden: ali  88.251.207.***
30.08.2009 00:46:25
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
paylaşım için teşekkür ederim metin heval, emeğine sağlık metin heval...yorumların içinde devran heval e teşekkür ederim...
 
Kimden: ronican  85.110.173.***
17.09.2009 04:29:59
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
baterist arkadaş, sami ırkı adem hava diye bir yol tutturmuş gidiyorsun ama şunuda bilmelisin ki:,

biz mezoptamyanın mirasçısı ve kadim halkları olarak ekmek iş özgürlük demokrasi insan hakları şiarıyla bir insanlık mücadelesi yürütüyoruz. bu mücadeledeki temel hedef insanlık onurudur.

asuri, süryani, alevi veya müslüman her kim bu ülkenin tarihi mirasını sahipleniyor ve adalet için bir mücadele veriyorsa onlarla birlikte mücadele etmek insanlık onurumuzun bir görevidir.

ben asuriyim ben herşeyin hesabını tek başıma sorarım diyorsan vede bilime inanıyorsan öncelikle bir psikiatri servisine git ve bu düşüncelerini bir doktorla paylaş ve emin ol dunyada sana ondan başkası yardımcı olamaz.



 
Kimden: baterisst  78.182.64.2***
17.09.2009 10:25:35
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Psikiyatrise ihtiyacı olan, eleştiri yapabilen beyinler değil, o çok bahsettiğin adalet,miras,onur,mücadele gibi kalıplaşmış kavramları kendine değişmez dava edinen ve ömrü boyuncada bu yolda bir halt yiyemeyen sistem uşağı beyinlerin psikiyatriye ihtiyacı var.Konuştuklarınızla eylemleriniz arasında o kadar fark varki...Kendinizi sistemin devrimcileri zannediyorsunuz ama sistemin bir parçasısınız.Sistemin koltuk değneklerisiniz.Bu sözü çok seviyorum çünkü sizin gibi tiplemeleri çok iyi anlatıyor.

Ben bir asuriyim herşeyin hesabını kendim sorarım demek, benim için br onurdur.Ama sizin gibi sistemin dayattığı o bahsettiğin yalanları kendine destur edinmiş bireyler bunu demek için senin gibi, bir psikiyatristen yardım almalıki bunuda sistem size sağlayacaktır.Tek başıma... Spartakus bile tek başına başlayarak koskoca ezilen köle toplumunun hesabını sormadımı romaya?İsa tek başına bir insan olarak
savaşmadımı halkı uğruna? Burada ortaya çıkan şudur; savunduğumuz davaya beslediğimiz inancın samimiyet ve siddlik derecesi.Ben tek başıma diyebilmek ve yeri geldiğin eyleme geçmeğe hazırsam bu benim savunduğum davanın onurudur ve benimle özdeşen dava aşkımın onurudur,benim onurumdur.Sen "tek başıma" diyemeyecek kadar davana samimiyetsizsen ben neyleyim sana... Zaten bende samimiyetsizliğinizi,yalanlığınızı ispatlamaya çalışıyorum.Buda yeter herhalde.

Kavga,kavga yürüyoruz,
İnsanların arasında,
"Bir başına",kalabalık
Her şeyi yarınlara bırakarak,
Kavga acı bir ıslık...

Yediveren-Onur Akın
 
Kimden: Roni  85.99.28.10***
17.09.2009 13:49:03
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
yazdıklarını tekrar tekrar oku..bir tane yapıcı sözün ve bu coğrafyanın geçmişine yakışan bir tane kelimen yok..seninle tartışmanın bir anlamı yok...
 
Kimden: baterisst  78.182.64.2***
17.09.2009 14:22:12
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
Bu coğrafyanın geçmişi hakkında kalıplaşmış bilgilerinin dışında ne biliyorsun.Sanki çok iyi bir geçmiş varda yakışan sözler etmiyormuşum.Tam tersine bu coğrafyaya bu gün yakışan sözler bunlar...
 
Kimden:  78.166.94.1***
17.09.2009 19:15:50
Cevap: Aram Tigranı kaybettik
o zaman benim hiçbir şey bilmediğimden yola çıkarak şunları ifade etmeliyim.

yapıcı değilsin geçmişteki yaşananların intikamıyla yanıp tutuşuyorsun ve ben öyle yada böyle bu coğrafyada yaşayan bir olarak seninle hiçbir ortak paydada birleşmem ki zaten sende benim bu coğrafyaya ait olmadığım tezini öne sürerek beni buralardan süreceğini öne sürüyorsun..

herşey olacağına varır ve beni bu coğrafyadan atabilecek güce ulaşırsan saygı duyarım..
 
CEVAP YAZ - Onaylı Üyelik Gerektirir
isim:
konu:
cevap:
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım